Özgürlük kendinize yolculuktur .. Marlen HOUSHOFER'in aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır . "Bugün 5 kasım günlüğüme başlıyorum ." Aslında tarihten pek emin değildir ama bu çok da önemli değildir. Yapayalnız ve korkuyordur . Bu günlüğü çıldırmamak için tutmaya karar…devamıÖzgürlük kendinize yolculuktur ..
Marlen HOUSHOFER'in aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır .
"Bugün 5 kasım günlüğüme başlıyorum ." Aslında tarihten pek emin değildir ama bu çok da önemli değildir. Yapayalnız ve korkuyordur . Bu günlüğü çıldırmamak için tutmaya karar vermiştir ! Bulabildiği takvim yaprakları , evraklar her şeyi kullanacaktır cılız bir lamba ışığı eşliğinde bir av kulübesinde .
Avusturya Alplerinin muhteşem dağlarında yeşilin tonlarının arasında üstü açık kırmızı bir Mercedes arabada iki kadın bir adam nehir manzaralı ancak tek arabanın geçebileceği toprak yoldan rock müziği eşliğinde yol alırlar .
Ormanın içerisinde Hugo'ya ait av kulübesine vardıktan kısa bir süre sonra Hugo ve Louise köye inmeye karar verirler . Israrla köpekleri Luchs'u çağırmalarına rağmen Luchs , onun yanında kalır .
Ertesi gün kimsenin gelmediğini hayretle karşılayacak ve Luchs'uda yanına alarak köye Hugo ve Luise'yi bulmaya toprak yoldan ilerleler . Önden giden Luchs'un iniltisi şaşırtmıştır onu 'kendini mı incittin' diye sorar ? Yola kendisi devam eder Luchs'u ısrarla çağırmasına rahmen Luchs yanına gelmez .
Ağır ağır temkinli yürürken karşısına "görünmez bir DUVAR" çıkar ! Kendi ifadesiyle "Kalbi dehşete kapılır ."
Üç kez dener görünmez , pürüzsüz ve soğuk şeyi aşmayı . Halüsinasyon mudur ? Olmadığını bilir .
Geri döner bir kulübenin önündeki muslukta elini yıkayan yaşlı bir adam ve verandasında yaşlı bir kadın görür . Onlara doğru gitmek ister yine görünmez duvarla karşılaşır . Üstelik yaşlı çift donmuştur zaman içinde hareket etmeyen başka kişi ve hayvanlara şahit olacaktır .
Eğer ölüm buysa çok çabuk ve nazik gelmişti .
Rüyasında görünmez duvarın av kulübesinin kapısına kadar geldiğini ve çıkarmadığını görür . Uyandığında sakin kalması gerektigini düşünür . "Ne kadar az karşı koyarsa katlanması o kadar kolay olacaktır ."
Keşif gezilerinin birinde bir İnek ile karşılaşır adını Bella koyacağı hamile bir İnek . Daha sonraki hesaplayamadığı yaşamına iki kedi daha girecek ve can yoldaşı Luchs başta olmak üzere tüm ailenin sorumluluğu onun yaşam bağının temel nedenlerinden birisi olacaktır .
Mevsimler geçer kimse gelmez beklemek dahi bir umut değildir yaşamında . Üretmek için ekip biçmek , karanlık kulübesini ısıtmak için odun stoklamak avcılık yapmak artık hayatının bir parçasıdır . Bir de çıldırmamak için yazmak . Geceleri geyiklerin tehditkar kızışma sesleri arasında uykusuz kalarak .
Dönüşen yalnızca yaşam tarzı değildir yaşam tarzına paralel olarak üstü açık lüks kırmızı arabadaki topuklu ayakkabılı , fularlı şık kadının yerini haki ceketli cargo pantalonlu çapraz tüfekli bir savaşcı almıştır .
Süre içerisinde ailesinden iki kediden biri olan 'Pearl'i kaybeder ilk olarak , öldürülmüştür !
Ormanda doğruyu yanlış ayırt eden tek canlı olduğunu düşündüğü için ertesi gün tüm öfkesine rağmen bir Tilki'yi vurmaz yol verir gitsin . Yasamak için öldürmek zorunda kaldığı Geyiğin görüntüleri gitmez gözünün önünden .
Kendi bölgesinin göçebesi olmuştur mevsim kayışlarında Yayla'ya çıkar garip ve tehlikeli bir sekilde sever yaylayı .
20 Aralıkta yazdığı notu bulur " zaman su gibi geçiyor ." Hatırlayamaz ve düşünür ;
" SANIYORUM Kİ ZAMAN GEÇMİYOR , İÇİNDE BEN HAREKET EDİYORUM ."
" İnsanlara ve hayvanlara acıyorum . Çünkü sorgusuz sualsiz hayata itiliyorlar . Belki insanlar daha acınacak haldedirler çünkü kendilerini doğal olaylara karşı savunabilmeyi yetecek kadar idrak kabiliyetleri mevcut .
Bu onları sinirli , çaresiz biraz da sevimsiz yapmış ." Film boyunca onun sesinden dinlediğimiz günlüğünden yaşama dair de saptamalarına şahit oluyoruz .
Kayıplarıyla beraber dağ yaşamının acımasız sertliği onda dönüşümlere yol açmıştır bir gece sabaha kadar kulübenin önünde otururken " ama ben rüzgardan daha soğuktum üşümüyordum " yazar günlüğüne !
Artık ezberlediği coğrafyada 'Duvar'ın nerede olduğunu dert etmez .
25 şubat kağıdın bittiği yere kadar doğada yalnız kalan bir Kadın'ın distopik bir yaşam kesitidir bize anlatılan muhteşem doğa görüntüleri ve filme eşlik eden şahane klasik müzikleriyle .
Genel olarak romanlarını okuduğumuz filmleri merak ederiz . Ben "DIE Wand" filmini seyrettiğim ve internetten okuduğum bir kaç cümlesine hayran kaldığım için mutlaka kitabı okumak ihtiyacı hissediyorum şiddetle .
Ya bizim Duvar'larımız ya bizim yaşadığımız distopya ? Doğduğumuz coğrafyaya göre şekil almış biçimlenmiş Duvar'larımız var ! O Duvar'lar binlerce yıldır inşa ediliyor doğduğumuz andan itibaren din , toplum , devlet , gelenekler kim koydu bu kuralları ? Tuğla tuğla kim ördü kim sessiz kaldı bu Duvar'lara ? Içimdeki yıkılan, yıktığım Duvar'ların yerine yenisini ören kim ?