Yeniden hatırlanması ve kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşündüğüm filmlerden birisini paylaşmak istiyorum. Detachment, Anne-baba-çocuk ilişkisini ve Amerikan eğitim sistemini çok iyi eleştiren bir baş yapıt olmuş. Daha önce birçok kez idealist öğretmen ve öğrenci ilişkisi üzerine çekilmiş olan filmleri bir kenara…devamıYeniden hatırlanması ve kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşündüğüm filmlerden birisini paylaşmak istiyorum.
Detachment, Anne-baba-çocuk ilişkisini ve Amerikan eğitim sistemini çok iyi eleştiren bir baş yapıt olmuş. Daha önce birçok kez idealist öğretmen ve öğrenci ilişkisi üzerine çekilmiş olan filmleri bir kenara itip, hatta onların aksine en gerçekçi göndermelerle, o filmlere de atıfta bulunmuş bir başka film var karşımızda.
Hayatı bütün gerçekliği ile sunuş şekli, çok net olan mesajları ve ara ara bu gerçeklik içerisinde biraz olsun nefes almamızı sağlayan kara tahta üzerine tebeşir ile çizilmiş stopmotion animasyonlar filme müthiş bir etki kazandırmış.
Film çocukları ile ilgilenmeyen, çocukları dışında başka her şeye konsantre olmuş, onlara sürekli ne yapmaları gerektiğini söyleyen ama asla çocuklarının ne istediğini dinlemeyen veliler ve sadece memur olmak için öğretmenlik mesleğini seçmiş öğretmenleri konu alıyor. Hatta filmin başında öğretmenlerden biri şöyle bir cümle kuruyor; "1985 de Gloria Kasırgası sırasında şehir merkezindeki iş yerime doğru tren ile gidiyordum. İş yerime varmış ve telefonda kayınbiraderim ile görüşüyordum. Öğretmenliğe yeni başlamıştı ve okulun tatil edildiğini söyledi. Şimdi dur bakalım. Kasırga yüzünden okul tatildi. Bense ofiste çalışmak için taa şehir merkezine gidiyordum ha? Dedim ki; Vay be ne güzel işmiş o." Başka bir öğretmen ise kendi hakkında şöyle bir açıklamada bulunuyor; " Benim annem bir öğretmendi ve küçüklüğümden beri en ufak bir şüphe duymadan biliyordum ki hayatta asla yapmayacağım iş, öğretmenlikti. Asla, ama asla bu meslek için kendimi heba etmezdim. Öğretmen olmaktansa bir çoban olurdum daha iyi."
Henry ise, aslında öğrenciler ile diyaloğu çok iyi olan ve onların üzerinde etki yaratabilecek yeteneğe sahip bir öğretmen. O ise bu yeteneğini kalıcı kılmak yerine "Yedek Öğretmen"liği seçmiş. Bu hikayedeki herkesin ortak noktası sorumluluk duygusundan kaçıyor olmaları. Ve bu kadar sorumsuz bireylerin arasında yitip kaybolan bir gençlik izliyoruz. Onların asi olmaları, küfürbaz olmaları, esrarkeş hatta fahişe olmaları... o çocukların sorunu değil. Onların bu halde olmalarına sebep olan velilerin sorunu. Onlara yardım eli uzatmayıp oldukları gibi bırakan öğretmenlerin sorunu.
Henry filmin bir yerinde şöyle bir cümle kuruyor; " Çocuk sahibi olmak isteyen insanlar bence ilk önce bunun üzerine eğitilmeliler." Bana göre filmin en önemli cümlelerinden biri.
Oscarlı oyuncu Adrien Brody Piyanist de olduğu gibi bu filmde de çok iyi bir oyunculuk sergiliyor. Film de kendisine eşlik eden, okulu bırakıp sokaklarda fahişelik yapan bir karakteri canlandıran Sami Gayle ise Adrien'den aşağı kalmamış oyunculuk konusunda.
Film tam anlamıyla bir farkındalık filmi. Çok net mesajlara sahip, kesinlikle izlenilmesi gereken bir film. İyi seyirler diliyorum.. 🙃