•Şimdiye kadar çok film, dizi bitirdim. Birçoğunda hüzünlendim, duygulandım, yutkunamadım hatta gözlerim dolduğu oldu. Ama hiçbirinde ağlamadım. Ta ki Ashabı-ı Kehf dizisini izleyene kadar. İlk defa gözyaşlarıma hakim olamadım. Ağlamamak elde değil. Özellikle Maximilan’ın mağaradan inip eve gittiğinde Helen, Erikmit…devamı•Şimdiye kadar çok film, dizi bitirdim. Birçoğunda hüzünlendim, duygulandım, yutkunamadım hatta gözlerim dolduğu oldu. Ama hiçbirinde ağlamadım. Ta ki Ashabı-ı Kehf dizisini izleyene kadar. İlk defa gözyaşlarıma hakim olamadım. Ağlamamak elde değil. Özellikle Maximilan’ın mağaradan inip eve gittiğinde Helen, Erikmit ve Galus’u göremeyinceki haykırışları beni gözyaşına boğdu resmen. Bu nasıl bir hikayedir. Ve ne kadar iyi yansıtmışlar gerçekten helal olsun. Keşke şöyle 1000 bölüm olsaydı da bir yıl boyunca izleyeyim dedim.
•Dizi 1998 yılında çekilmiş oyunculuk desen harika, kostüm atmosfer müthiş, müziğine değinmeden edemeyeceğim abi o nasıl müziktir ya. Dizi boyunca tek bir müzik olmasına rağmen hiç bıkmadan dinliyorsunuz. İnsanı çok derinden etkiliyor. Üst üste izlememe rağmen hiçbir zaman introsunu atlamadım. O dönemi gerçekten çok iyi yansıtmışlar. Tekrar ediyorum İranlılar gerçekten bu işi yapıyorlar. Yönetmen koltuğunda Farajullah Salahshur oturuyor. Dizinin iyi olma sebeplerinden biri de budur. Ayrıca oyuncuların kalitesi ve hikayenin gerçekliğiyle birleşince üstüne bide efsane bir müzik işte böyle harika bir yapım çıkıyor ortaya. Şöyle bir bilgi de vereyim burdaki oyuncuların çoğunun Hz. Yusuf’ta oynadığını biliyor muydunuz?
•Hikayesine gelecek olursak Hz. İsa’nın doğumundan 137 yıl sonra yaşanmış gerçek bir olay. Roma’nın Filedefilya eyaletinde zalim Diyoklatiyanus yönetimde zulüm ve cahillik baş göstermektedir. İnsanlar kendi eliyle yaptığı putlara ve romanın imparatoruna tapmaktadır. Bir yandan da İsa’nın dinine giren iseviler vardır. Yönetim bu isevilere karşı her türlü baskı ve işkence uygulamasına rağmen bir türlü yayılmasına engel olamıyor. Sarayda kralın müşavirlerden soylu 6 yiğit delikanlı da gizlice bir tek Allah’a iman etmektedir ve gizlice dindaşlarına yardım etmektedir.
•Ama yine de tüm bu zülüm karşısında artık sabırları kalmamıştır. Sürekli ne zaman hakikat batıla galip gelecek, bu zülüm ne zaman bitecek diye Allah’a dua etmektedirler. Bir gün zalim imparator Hadriyanus’un Filedelfiya ziyareti sırasında herkes ona bağlılığını dile getirirken bu yiğit delikanlılar imparator karşısında yerin ve göğün yaratıcısı olan bir tek Allah’a iman ettiklerini ve Roma’ın düzmece tanrılarına itibar etmediklerini, inançlarını resmen haykırırlar.
•Bu durum karşısında resmen deliye dönen imparator önce onları öldürmek istese de sonra onların tövbe ettirmesinin kendileri için daha iyi olacağını düşünür ve türlü işkencelerle onları yola getirmeye çalışır. Ama tüm işkenceler karşısında inancından vazgeçmeyip üstüne onları da Allah’a inanmaya teşvik ederler. İnancı uğruna canını hiçe sayan bu kutlu insanlardan etkilenen genç komutan Fidyas onların kaçmasına yardım eder.
•Zindandan Maximilian ve arkadaşları kaçtıktan sonra Maximilian’ın evine gidip gizli bir geçitten kaçarlar. Maximilian’ın zaman zaman ibadet etmek için gittiği bir mağara vardır ve ordan tanıdığı bir çoban. Onun evine giderler. Çoban onlara yardım etmekten memnuniyet duyar. O esnada bir ses Maximilian’ya mağara gitmelerini ve orda saklanmalarını söyler ve böyle yaparlar. Çoban Antonyus ve köpeği Katmir de onlara katılır. Sabah erkenden mağaraya giderler. Mağarada birden hepsinin derin uykusu gelir ve yatarlar. Bu arada romalı askerler onların izini bulurlar. Tam mağaraya girecekleri esnada hepsinin içini bir korku salar ve kendini dışarı atarlar. Buna sinirlenen Diyokletiyanus, Julius ile birlikte içeri girerler. Sonrasında onların da dili tutularak kendilerini dışarı atarlar. İçeri girmenin imkansız olduğunu anlayan Diyokletiyan mağaranın ağzını kapatırlar.
•Bu arada 300 yıl geçmiştir. Romanın tahtına sayısız imparator çıkıp inmiştir. Maximilian’ın eşi Helen ondan 20 sene sonra vefat etmiş ve vasiyeti üzerine onların sığındığı Encülüs dağının eteğine gömülmüştür. Romanın resmî dini islam olmuş, putperestliği yaymak suç olmuştur. Yani dünya tersine dönmüş, hakikat batıla galip gelmiştir.
•Sonunda yedi uyurlar uykusundan uyanmıştır. Aç oldukları için birinin şehre gidip yemek getirmesi gerekmektedir. Dışarı çıkan aziz gençler gördüğü manzara karşısında şoka girerler. Her şey değişmiş, daha önce olmayan birçok taş ve bitkilerle dolu her yer, Antonyus’un köyü ise harabeye dönmüştür. Bütün bunlara bir anlam veremezler. Maximilian Filedelfiya’ya yiyecek bir şeyler anlamaya giderken karşılaştığı ilk şey eşi Helen’in mezarı olur.
•Şehre gelen Maximilian gördüğü manzara karşısında şaşkına döner. Şehir bütünüyle değişmiş, her yerde klise var, insanlar özgürce dinini ifade edebiliyorlar… Tüm bunlara anlam veremeyen Maximilian ekmek alıp mağaraya dönmek ister. Fakat ekmek almak için verdiği Hadriyanus döneminden kalma bir sikke karşısında fırıncılar onun hazine bulduğunu düşünür ve kendileriyle paylaşmazsa onu ihbar edeceğini söyler.
•Bunun üzerine askerler Maximilian’ı alıp yargıca götürürler. Sikke’nin Hadriyanus dönemine ait olduğunu anlayan tarihçi Maximilian’ın verdiği cevapların doğruluğu karşısında şüpheye düşer. Çünkü onların hikayesini duymuştur. Zamanında Diyoktiyanus bu olayı bir tablete kazmıştır ve tarihçi onu okumuştur. Sonunda Maximilian’ın isteği üzerine onun evine gitmeye karar verirler.
Değişmiş olan Filedelfiya’da zor olsa da Maximilian evini bulur. Kapıyı eşi Helen’e tıpatıp benzeyen torunlarından biri açar. İkisi de şaşırır. Evde onun torunlarından yaşlı Erius yaşamaktadır. Duvarda asılı duran Maximilian tablosuna rağmen insanlar tam inanmaz. Peder ise onu rüyasında encülüs dağından inerken gördüğünü söyler ve onun Maximilian olduğunu söyler. Bunun üzerine Maximilian o yürek yakan yakarışlarını söyler: Helen Erikmit Galusss ey beni terk eden sevdiklerim neredesiniz... Gördüklerim gerçek mi yoksa tatlı bir rüya mı? Bana bunun gerçek olmadığını söyleyin. Hala rüya gördüğümü söyleyin. Bunlar sizleri birkaç yüzyıl önce yitirdiklerimi söylüyorlar. Madem öyle yokluğunuzdan duyduğum acı niçin hala ciğerlerimi yakıyor. Sadece bir geceliğine sizi terk etmiştim. Bu bir gece niçin bu kadar uzun sürdü söyleyin bana niçin niçinnn... 😥😥
•Herkes ağlamaya başlar bu esnada Maximilian torununa yaklaşıp sen bana Helen olmadığını mı söylüyorsun diyip evdekiler dışında kimsenin bilmediği gizli geçidi bulur. Ve geçidin içinde evdekilerin dahi bilmediği gizli bir odanın kapısını açar. Orda zamanında sakladığı Helen tablosu vardır. Onu çıkarıp ona ne kadar benzediğini gösterir. Tüm bunlar karşısında şaşkına dönen rahip, yargıç, torunu Erius ve diğerleri onun tüm bu delilleri karşısında ona kesin inanır.
Onlar mağarada bir gece uyurken dışarıda 309 yıl geçmiş. Sırf onların Allah’ın lütfunu görmesi ve kalbinde şüphe olanların imanını tazelemesi için. Hz. İsa’ın “Karanlıkta dile getirmekten çekindiğiniz hakikat, birgün aydınlıkta işitilecek ve gizli mekânlarda öğrendiğiniz inancı, bir gün çatılardan haykıracaksınız!” Sözünün gerçekleştiğini gören Maximilian gözyaşlarına hakim olamaz.
•Dostlarının onu merak ettiğini gitmesi gerektiğini söyleyen Maximilian’ı kralın yanına götürürler. Kralla görüştükten sonra torunları Erius ve Helen’e benzeyen(adını hatırlamıyorum) ile birlikte erkenden yola koyulur. Ardından kral peşlerinden halkla birlikte geleceğini söyler.
•Mağaraya varan Maximilian dostlarına her şeyi anlatır. Duyduklarına inanamayan dostları Allah’ın bu lütfu karşısında gözyaşına boğulurlar. Ardından onları karşılamaya gelen kral ve koca bir halk ordusunun karşısına çıkarlar. Kendilerine bir sürü yiyecek ve hediye getiren halk ve kral onları sevinçle karşılar. Kendilerine vaaz vermesini isteyen halka vaaz verdikten sonra kral onları şehre götürmek ister. Bunun üzerine keşiş, Papa’dan bile daha yüksek statüye geleceğinden sevinirken halk ise dünyanın dört bir yanından onları görmeye gelecek İsevi olacağından ticaret artacak diye sevinir.
•Tüm bunlar karşısında Maximilian ve dostları insanların İsevi olmalarına rağmen dünyevi menfaatler peşinde olduğunu görünce derinden üzülür. Ve aralarından Juvanis krala önden gitmelerini, biraz dinlendikten sonra ardından geleceğini söyler. Mağaraya giren bu Allah’ın salih kulları, bütün o görkemli hayatı reddederek Allah’a dua ederek kendisinin yanına almasını isterler. Yedisi de secdeye kapılıp bir daha uyanmazlar.
Bugün Ashab-ı Kehf mağarası olarak bilinen mağara Türkiye’de 4 olmak üzere pek çok ülkede toplam 34 farklı bölgede olduğu iddia edilmektedir. En ünlüsü Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan mağaradır.
•Ayrıca şunu da belirteyim dizide yalnızca bu 7 kişiye odaklanmıyor. Allah’ın dini uğruna canını veren başka kahramanları da bize gösteriyor. Ve flasback tekniğiyle karekterleri bize biraz tanıtıyor. Bu da ayrı bir kalite katıyor diziye. Onun dışında gerçek bir olay olduğundan Julyus’a casusluk yapan şu kötü adamın ve Julyus’un ölümü tek seferde gerçekleşiyor. Yani birkaç defa inanılmaz bir şekilde kurtulup bizleri kanser etmiyor.
•Biliyorum çok uzun bir yazı oldu ama içimden geldi.