Anna Karenina... Bir aşk romanı olarak bilinse de içerisinde birden fazla konuyu barındıran, karakterleriyle bir başka konuyu anlatan bir kitap. Karakterlerinin her birine değinmeyeceğim çünkü çok fazlalar sadece 4 önemli karakterden bahsederek, bu romanı neden okumalısınız bundan bahsedeceğim. İlk karakterim…devamıAnna Karenina... Bir aşk romanı olarak bilinse de içerisinde birden fazla konuyu barındıran, karakterleriyle bir başka konuyu anlatan bir kitap. Karakterlerinin her birine değinmeyeceğim çünkü çok fazlalar sadece 4 önemli karakterden bahsederek, bu romanı neden okumalısınız bundan bahsedeceğim.
İlk karakterim kendimi bulduğum, her özelliğiyle beni yansıtan Levin. Kendisi anlatılmayacak kadar zor bir karakter. Daha çok olaylara akılcı ve duygusal yaklaşan, duygusal gibi görünmeyen aslında içinde insanlığın en derin, anlaşılmayan duygularını barındıran bir karakter. Kendini keşfetmeyi bekleyen, aynı zamanda Kitiye aşık, hayatını anlamlandırmaya çalışan bir karakter. Bu karakterin - bir Tolstoy okuru olarak- Tolstoy'un kendisi olduğunu düşünüyorum. Romanlarını sıkı bir şekilde takip edenler bunu farkedecektir. Tolstoy bu karakteri konuştururken aslında demek istediklerini bu karakter üzerinden söylüyor. Bunu daha sonraki kitabı olan, benim en sevdiğim kitap olan, "Itiraflarım" da görebilirsiniz. İnanç ve diğer felsefi konularda bu kitapta Levin ağzından söylenenlerin hepsini "Itiraflarım" da hissedebilirsiniz. Ve genel olarak Levin ve Tolstoy kafası aynı çalışıyor. İnsan ne ile yaşar gibi kitapların da da bunu görebilirsiniz. Savaşa karşı tarafsızlıkları ve olayı polyannacılık yapmadan, (malum kesim gibi aaaa pozitif olalım, herkes kardeş, çiçek, böcek, mis gibi hava havası vermeden) olabildiğince objektif, gerçekçi ve akılcı yoldan açıklaması onun özelliklerinden biri. Dönemin fanatik ruhuna rağmen böyle objektif bakabilen insanlar bana göre üst düzey bir insan gibi geliyor. Hatta öyleler.
Anna karakteri ise her cümlelerinde söylediği gibi "mutsuz" bir insan evladı. Bir kadın olduğu için bedbaht durumundan kurtuluşu o insanların adlandırdığı üzere "metres" olarak yaşamasına bağlı. Sevgiye aç, sevgi görmemiş diğer insanlar gibi. Tek isteği buydu. :) Güzel bulunmak, önemli birisi gibi muammele etmeleri onun için bir kamuflaj daha çok. Güçlü durmaya çalışması da öyle. Aslında o da en güçlü insanların sakladığı bir gizeme sahip. Sevgiye aç olması. Takdir görülmesi değil ki, sevgi için itibarından ve sahte takdirlerden de vazgeçebilen birisi. Kalbinde iki sevgi yer alıyor. Vroskiye duyduğu ve oğluna duyduğu... Vroskiden sevgi, oğluna da sevgi vermek niyeti. Ancak sevgi görmemiş birisi bunu ne kadar başarabilir? En sonunda da diğer sevgi görmemişler gibi kaybetmekten korktu ve kıskançlığa yenildi. Aslında kıskançlık yanlış bir ifade. Sevgisizliğe yenildi. İnanmadı bir başkasının onu sevmesine. Terk edilmekten ve yine o sahte dünyasına dönmekten korktu. O Levin in aradığı hayatın anlamını "sevgi" kavramında yoğunlaştırdı. Hangimiz onu suçlayabiliriz ki? Özellikle biz, tüm gayeleri takdirmiş gibi görünen sevgiye aç çocuklar?
Diğer karakterler üzerinde de durmak isterdim ama yazınca daha iyi farkettim. Aslında romanın iki ana karakteri var. Bunlar hikayeleri birbirinden uzak olan Levin ve Anna. Ilişkileri uzak ama yazgıları tüm insanlığın sorunu. Birisi içindeki sevgiyi arayan diğeri de sevilmeyi. Benim bu büyük eser konusundaki yorumlarım bunlar. Kahroldum elbette. En çok da Osmanlı 'nın son zamanlarına. Özellikle kitaptaki bu cümle kahretti beni:
".. Rusya' yı da ölmekte olan Türkiye'ye benzetti." ah ah...