takashi murakami'nin "little boy: the arts of japan's exploding subculture" aka "küçük oğlan (hiroşima'ya atılan bombanın adı): japonya'da bombalama altkültürü sanatı" isimli yapıtına aşina olanlar, aslında bu serinin vedahi 60 - 90 arası çekilen pek çok altkültür filmlerinin doğrudan doğruya…devamıtakashi murakami'nin "little boy: the arts of japan's exploding subculture" aka "küçük oğlan (hiroşima'ya atılan bombanın adı): japonya'da bombalama altkültürü sanatı" isimli yapıtına aşina olanlar, aslında bu serinin vedahi 60 - 90 arası çekilen pek çok altkültür filmlerinin doğrudan doğruya "the bomb" yani nükleer bombaların bir tezahürü olduğunu anlayacaktır. murakami, japonya'nın anime, manga, aşırı şiddet ve hatta sevimlilik takıntısının, ikinci dünya savaşı sırasında atom bombalarının ve japonya'nın saldırganlığının yol açtığı duyguların inkarından kaynaklandığı fikrinin önemli bir savunucusu. bahsettiğim seride "şirin pembe mantar bulutları" sevimli bir estetikle, nükleer soykırımı parlak renklerle biraraya getiriyor. burada bir hiciv ve önemli bir tespit var; animeler çoğu zaman ciddi konuları süsleme gayreti içerisinde. sözgelimi son zamanlarda gündemde yer alan attack on titan isimli anime, asker millet ve yalnızlaştırılmış toplum kavramlarını japon öznelliğinde sorguluyor, ama samurayların uzun kılıçlarını andıran bıçakları, ninjanların akrobatik hareketlerini andıran manevra teçhizatlarını da büyük bir süsleme gayretiyle izleyeciye sunabiliyor. murakami'de bu durumu "gerçekliğin kaybolduğu nokta" olarak kabul ediyor; nacizhane kendi deyimimle; "inkar ve projeksiyon arasında gidip gelen subjektif bir trajedi".
54 yapımı godzilla'nın "okyanustan gelen yok edici durdurulamaz güç" kavramını yaratmasından beri, (atom bombalarının 1945 de atıldığını düşürsek sadece 9 sene sonra) japon alt kültürü bu temayı defalarca işlemiş durumda. sayısız mangalara akira vs gibi oldukça ünlülerini örnek gösterebilirken, neon genesis evangelion (nge diyeceğim bundan sonra)'da aynı tema etrafında örgütleniyor. anime, bir avuç gencin dünya dışı canavaları savuşturmak için, büyük askeri robotlara pilotluk yapmaya zorlandığı, kıyamet sonrası bir tokyo'da geçiyor. dizide yer alan "zorunlu askerlik" ve her daim hazır olan "asker toplum" miti, genç karakterlerin pilotluk ve öldürme eyleminden duydukları nefret ile japonyayı koruma görevi duygusu arasındaki mücadele ederken defalarca sorgulanıyor.
anime boyunca "nükleer" kelimesinden hiç bahsedilmiyor; "n2" adını verdikleri, radyasyon yaymayan ama tıpkı atom bombaları gibi mantar şekilli bir bulut çıkartan özel bir silah kullanılıyor. ayrıca bakınız: Japon kültüründe nükleer tabusu. ancak bu "mayınlar" asla canavarları tek başlarına yenemiyor. sadece, pilotlu robotlar görevi bitirmeden önce hareketi yavaşlatma amaçlı kullanılıyor. n2 mayınlarının gücüne defalarca tanık oluyoruz; oldukça yıkıcı ve yok edici olmalarına rağmen ironik bir şekilde savaşı kazanamazlar, insanlar tarafından kullanılan makineler günü kurtaran teknolojidir. anime ise bizi şunu söylüyor: "insan gücü nükleer silahlardan daha güçlüdür".
dizide yer alan hristiyan mitlerinin de aynı şekilde ikinci dünya savaşı sonrasının alegorisi olduğu açık. yaratıkların dünyayı yok ettikleri o ilk çarpışma, basın ve eğitim yoluyla deformasyona tabii. toplum gerçekleri tam olarak bilmiyor ve öğrenmesine de izin verilmiyor. sadece, okyanustan gelen bazı canavarlar tokyoyu yok etme derdinde; ama zamanla öğreniyoruz ki, bu aslında tüm insanlığın tek bir bilince ulaşabilecekleri o son evrimsel basamak. yani meleklerin asıl derdi yok etmekten çok, "dönüştürmek". bombayla birlikte kaybedilen savaş sonrası amerikan yatırımları, yeni japonyanın hükümdarsız ve dininden koparılmış bir topluma çevrilmesi; globalizasyon.
bomba sonrası japon toplumunun dönüşümü, o zamandan beri yaşadıkları yenilgi ve bunun yol açtığı nihilist ruh hali, japon alt kültürünü baştan sonra şekillendirmiş; modern japon toplumunun, 18. yy öncesi toplumdan büyük oranda kopmasına neden olmuş. diziden şöyle bir alıntı ile bitirmek isterim;
"-mantar şekilli bulut mu?
-yo hayır, sadece bir ışık oyunu."