Camdaki Kız benim için çok verimli bir okuma tecrübesi oldu. Nalan ve diğerlerinin hikâyesini okurken kendime de bir ayna tutma fırsatını yakalamış oldum. Okurken, uzun süren ve zaman zaman da sıkıcı olabilen minibüs yolculuklarımda zamanın nasıl geçtiğini bile farketmedim. Sayfalar…devamıCamdaki Kız benim için çok verimli bir okuma tecrübesi oldu. Nalan ve diğerlerinin hikâyesini okurken kendime de bir ayna tutma fırsatını yakalamış oldum. Okurken, uzun süren ve zaman zaman da sıkıcı olabilen minibüs yolculuklarımda zamanın nasıl geçtiğini bile farketmedim. Sayfalar arasında kaybolup da kafamı kitaptan kaldırınca bir baktım ki gitmek istediğim yere çoktan varmışım bile.
Okurken beni düşündüren pek çok paragrafa da rastladım. Özellikle yazarın toplumsal çıkmazlarımıza dair eleştiri ve gözlemlerini çok yerinde buldum. Anlatılan konular çok yoğundu ama yazarın sohbetvari üslubundan olsa gerek okurken pek de sıkılmadım. Zaten çoğunlukla karşılıklı diyaloglardan oluştuğu için genel olarak gayet akıcı bir kitaptı. Kitabın sonuna yaklaşırken hüzünle karışık buruk huzur kapladı içimi. İyi ki okumuşum. Tavsiye ederim. :)
📌Not:
Kitabı okurken bir yandan da ara ara dizisini takip eden biri olarak şunu söyleyebilirim ki kitap ve dizi arasında örtüşen noktalar olsa da - uyarlama olduğu için doğal olarak - farklılıklar da mevcuttu. Önce kitabını okuyup sonra dizisini izleyen okurlar bu farklılıklardan dolayı diziye adapte olmakta biraz zorlanmış olabilirler.
📌Alıntılar:
"Hayattan ve insanlardan ne kadar çok şey beklersek, hayal kırıklıklarımız da o kadar çok ve derin oluyor. Güzellik bazen çok bencilleştiriyor insanları. Bazen de başkalarını daha kolay küçümseyebiliyor güzel insanlar. Ve bu büyük avantaj böylece bir dezavantaja dönebiliyor ve mutluluğu, adam yerine koymadıkları o çirkinler kadar bile tadamıyorlar."
s.31
"Biz hayatımızla ilgili planlar yaparken hayat genelde kendi yaptığı planlarla meşguldur. Bu hikâyede de öyle olmuş galiba. Hayatın planları her zaman gerçek, bizimkiler ise çoğu zaman sadece hayaldir. Bu hayallerin hangisi hayatınkilerle uyuşacak, işte biz bunu bilemeyiz."
s.36
"Kimse onu dinlememiş, sadece nasihat edilmiş çocuğa. Nasihatler sadece edeni rahatlatır, karşı tarafı ise daha da kızdırır."
s.55
"Bir kadın değerini kendi vermeli. Bu işi erkeklere bırakmamalı. Çünkü o erkek bir gün çekip giderse, kadının değerini de beraberinde götürüverir."
s.66
"Bu muhteşem konakta zavallı bir mahkûmdum ben. İnsanın içi karanlık olunca en pırıltılı ışıklar bile o karanlığı aydınlatamıyor."
s.73
"Kendi geçmişini doğru okumazsan, hayat boyu aynı geçmişi tekrarlar durursun ve bütün bunları bir kader gibi kendi çocuğuna geçirirsin."
s.179
"Hepimiz genelde tam olarak bunu yaparız. Bir gün aniden çocukken alışkın olduğumuz duygular bize hissettirecek ilişkilerin içinde buluruz kendimizi. Sonra da döner, bunu biz zorla arayıp bulduk demek yerine, kaderim böyleymiş der, geçeriz."
s.181
"Nasıl bir hayat anlatıyor bana! Nasıl da lüks ve ihtişamlı. Dıştan bakanın gözlerini kamaştırıyor ama içi boş. Duygu yok, keyif yok, sevinç yok, mutluluk yok... İnsanı heycanlandırmayan, keyiflendirmeyen, hatta öfkelendirmeyen bir hayat insana ne verir? Bir robotu istediğiniz kadar lüks yaşatın. Bundan ne anlar robot?"
s.191
"Aşk o kadar yüksek tonlu bir duygu ki, karşı tarafın diğer özelliklerini tanıma fırsatı bırakmıyor insana. Evlilik, ömür boyu sürmesini istediğiniz bir beraberlik. Bir yuva kurulacak. O yuva ayakta kalabilmek için taraflardan çok şey ister. Aşk, bir evliliği ayakta tutmaya yetmez ki çünkü ömürü kısadır."
s.205