Sizce ahlak ile din ayrı düşünülür mü? Peki, ahlak nedir ve ahlakı hem dinden hem de etikten ayıran şey veya şeyler nelerdir? Meta-etik hk. ne düşünüyorsunuz?
frances.haBununla ilgili Tanrısız Ahlak'a başlayıp yarım bırakmıştım. Bence tanrısız ahlak olur, din'in veya tanrı'nın bu konudaki işlevi kendi iradesiyle ahlakı…devamıBununla ilgili Tanrısız Ahlak'a başlayıp yarım bırakmıştım. Bence tanrısız ahlak olur, din'in veya tanrı'nın bu konudaki işlevi kendi iradesiyle ahlakı sağlayamayacak olan insana (ki herkese gerekmiyor demek ki 🙄) bir ödül ceza sistemiyle iyi olduğunu iddia ettiği şeyi yapmaya itmesi. Yani din hem yasamayı, hem de bunun yürütmesini yapıyor, yapmaya çalışıyor. Etik ve ahlakın ayrıldığı yer de sanki: Ahlak daha duygusal, sosyal ilişkileri de kapsıyorken; etik daha net, elle tutulur olayları ve davranışları ele alıyor. Yani aile içindeki ilişkilere ahlak çerçevesinde bir doğru yanlış ataması yaparız da iş hayatında olan bir şeye etik çerçevesinde gibi. Ama yine de ahlak etiği de kapsayan büyük küme gibi geliyor bana. Ama bu söylediklerim terimsel karşılıklarından çok gümlük hayatta kullanım yerlerinden dolayı bende çağrıştırdıkları 😅
Meta-etik hakkında da aslında ilk defa duyduğum bir terim o yüzden net bir fikrim yok ama her şeyin sorgulanması iyidir bence😁
4y
1 beğeni
Yanıtla
saltukAhlak ve din zaten ayrıdır. Ahlak her dönemde ve durumda değişebilecek şeylerken din dogmalardan oluşur ve katıdır. Kuranın hiç değişmemiş…devamıAhlak ve din zaten ayrıdır. Ahlak her dönemde ve durumda değişebilecek şeylerken din dogmalardan oluşur ve katıdır. Kuranın hiç değişmemiş olması ya da etkisini kaybetmiş olsa da hala varlıklarını sürdüren ütopik Marksistler bunun iyi örnekleridir.
İkinci yorumuna ithafen: din elbette ahlak olmadan düşünülemez ama ortaya çıktığı dönemin ahlakı o. Mesele örnekleyelim; aşılar ilk ortaya çıktığında hem papalık, hem protestanlar hem de ortodokslar "ölmesi gereken kişinin aşı ile kendini kurtarması günahtır" (günah denilen şey ahlaka da aykırı kabulü ile) dediler. Çünkü o vakte kadar önemli olan yaşamak değil tanrı için ölmekti. Zaten dinlerin bu kadar etki kaybetmesinin sebebi bu. Din öbür dünyayı satar, bugün farkındayız ki bu safları suistimal etmenin bir yolu.
4y
3 beğeni
Yanıtla
—— Yanıtları gör (1)
ayssssegulAhlak ile dinin bir arada olmadığını düşünenlerdenim ama dinin ahlak olmadan düşünülmeyeceğine inanıyorum. Yani ahlaklı yaşamı seçen ile dini olan…devamıAhlak ile dinin bir arada olmadığını düşünenlerdenim ama dinin ahlak olmadan düşünülmeyeceğine inanıyorum. Yani ahlaklı yaşamı seçen ile dini olan bir insanın yaşamı arasında büyük fark olabilir. Din, inançlar ve ahlakın iyiliğini ortaya koymaya çabalayan bir alan. Oysa kötülüğün ahlakı da vardır. Burada da etiklik ortaya çıkıyor. Ahlaki norm, toplumcu bir bakış açısında doğar, büyür ve şekillenir. Bu nedenle değişime uğrayabilir. Hiçbir dine inanmayan birinin bu nedenle ahlaklı bir yaşam sürdüğü görülür. Döneme bakınca din sahibi bir insanın ahlaki normları reddettiği de görülüyor. Dini ahlaktan ayıran en büyük nokta ise statiktir, değişmez, geliştirilmesi, bir kural kaide niteliğindedir. Meta-etik hakkında fikirlerinizi de merak ediyorum. Cevap veren herkese teşekkürler.
craftsmanBence ayrı düşünülebilir.dinsiz bir insan yada ateist diyelim insan haklarına saygılı, erdemli ve ahlaklı bir hayat sürebilir.bizim etrafımızda böyle bir…devamıBence ayrı düşünülebilir.dinsiz bir insan yada ateist diyelim insan haklarına saygılı, erdemli ve ahlaklı bir hayat sürebilir.bizim etrafımızda böyle bir insan olmayabilir ama bu olmayacağı anlamına gelmez.aslinda ahlakli olmak dinin gereği değil insanlığın gereği insan olmanın kuralıdır.din kişi ile Allah arasındadır.ahlak ise insanlar arasındadır.
4y
4 beğeni
Yanıtla
rosaAhlak ve din ayrı düşünülemez. Diğer dinler de bilemem ancak İslam da yer yoktur.
4y
4 beğeni
Yanıtla
yusuf1Enis Doko- Allahsız Ahlak Mümkün Mü adlı kitabı öneriyorum. Onunla ilgili profilimdeki kitap yorumunu aşağıya bırakayım Kitabın başlığı olan soruya…devamıEnis Doko- Allahsız Ahlak Mümkün Mü adlı kitabı öneriyorum.
Onunla ilgili profilimdeki kitap yorumunu aşağıya bırakayım
Kitabın başlığı olan soruya kitabın verdiği cevapla başlayalım: Allah'a inanmadan ahlaklı olmak mümkündür, ama Allahsız ahlak mümkün değildir.
Kitap yüz sayfalık uzunca bir makale gibi, önce ünlü ahlak argümanlarından bahsediyor sonra kendi argümanını açıklamasına yardımcı olacak temel kavramları açıklayarak her insanda var olan nesnel ahlaki önermelerin dayanağının tanrı olduğunu savunacak deliller sunuyor. Kitapta geçen temel iki kavramdan bahsedeyim. Bilmemiz gereken önemli bir ayrım da “olgusal” ile “aksiyolojik” önermeler ayrımıdır. “Olgusal önermeler” adının da ima ettiği gibi evrendeki olguları betimler. Bildirme cümlelerini doğru ya da yanlış yapan şeyler olgusal önermelerdir. Mesela “Ahmet kahvaltıda börek yedi” önermesi, olgusal bir önermedir ve bu önermeyi doğru ya da yanlış yapan şey Ahmet isimli kişinin kahvaltıda gerçekten börek yiyip yemediğidir. Yani önerme, dış dünyada var olan cisimler arasındaki ilişkiyi tarif eder. Nitekim olgusal önermelerin doğru olup olmadığını gözlem yaparak anlayabiliriz. Tabi doğruluk değeri gözlem ile belirlenemeyecek olgusal önermeler de mümkündür. Eğer sayılar gibi soyut nesneler ya da cinler gibi doğaüstü varlıklar varsa bunlar gözlemlenemez ancak bunları tarif eden önermeler de olgusal önerme olacaktır.
“Aksiyolojik önermeler” ya da diğer bir deyişle “gerek önermeleri” ahlaki ve estetik önermelerdir. Bu önermeler betimlemeden ziyade, kural koyarlar ya da gerekliliklerden bahsederler. Mesela, “Zevk için insan öldürmemeliyiz” önermesi, aksiyolojik bir önermedir. Aksiyolojik önermeler de doğru ya da yanlıştırlar ama farklı olarak, bu önermelerin işaret ettiği bilinçli varlıkların nasıl olması gerektiğini de tarif ederler.
Aksiyolojik önermelerin varlığı ortadadır ve genel olarak nesnel bir ahlak anlayışı vardır. Bu var olan ahlaki olgular şüphesiz ki temel yasalardan çıkarsanamaz. Yani suyun 0°C donmaya başlamasından herhangi ahlaki bir olgu çıkarsanamaz. Bu bağlamda argümanımız tümdengelimsel formatta şu şekilde yazılabilir:
1. Nesnel aksiyolojik önermeler varsa bu önermeler ya temel yasalardır ya da temel yasalardan çıkarsanabilirler. (Öncül: Üçüncü halin imkânsızlığı mantık yasası)
2. Eğer Tanrı yoksa temel yasalar doğa yasalarından ibarettir. (Öncül: Doğalcılık tezi)
3. Bütün doğa yasaları olgusaldır.
4. Olgusal önermelerden aksiyolojik önermeler çıkarsanamaz. (Öncül: Hume yasası)
Ara Sonuç: Dolayısıyla eğer Tanrı yoksa nesnel aksiyolojik önermeler yoktur. (1, 2, 3, 4’ten çıkan mantıksal sonuç)
5. En az bir tane nesnel aksiyolojik önerme vardır. (Öncül: Ahlaki realizm)
Sonuç: Tanrı vardır. (Ara sonuç, 5)
Şimdi bir şey anlamadıysanız da kitaptan sonra bu yazının okunması halinde kitabın özeti olduğu anlaşılacaktır. Bu argümandan hariç ahlakın dayanağının tanrı olduğu ya da ahlakın var olmasının tanrının varlığını kanıtlama amacı güden 4 argüman daha sunuluyor. Okunması tavsiye edilir. Çok boyutlu bir kitap, ahlakın evrimsel bir olgu olduğu görüşüne de yer verip bu doğrultuda açıklamalar yapıyor. Buna göre ahlak evrimsel olsa da olmasa da argümanın geçerliliğine zarar vermeyecektir.
"Ahlakın, gerçekten de çoğalmayı ve hayatta kalmayı destekleyip desteklemediği de tartışmalı bir konudur. Tecavüzün serbest olduğu bir toplumda, insanların daha hızlı çoğalacağı savunulabilir. Zayıflara yardım etmenin, onlara zarar vermemenin, “güçlüler ayakta kalır” ilkesiyle çeliştiği savunulabilir. Mesela yabancı biri için hayatımızı feda etmemizin hiçbir şekilde bizim ya da genlerimizin hayatta kalmasına faydası olmadığı açıktır. “Tecavüz” ve “zayıflara yardım etmemek” evrimle uyuşmasına rağmen, ahlakla açık bir biçimde çelişmektedir. Bu da ahlakta, evrimsel süreçlerden fazlası olduğunu göstermektedir. Ancak bu sorunları görmezden gelsek bile, söz konusu evrimsel itirazın iki büyük sorunu vardır ki..."
Yani tanrı yoksa ahlak yoktur ama ahlak var, dolayısıyla tanrı da var ve başta dediğim gibi her insan ahlaklı olmaya meyillidir. Bu da tanrının yaratmasından kaynaklıdır.
Buraya dek okuduğun için teşekkür ederim.