Bilimin ve teknolojinin ilerleyebilmesi için yalnızca insanların Allahın yarattıklarına bakmalı çünkü insan yeni bir şey yaratmaktan mahrumdur. Örneğin; insan gözünü açtığından beri gördüğü renklerden hariç görmediği bir renk düşleyemez sadece Allahın yarattıklarını görür. Başka bir örnek insanların uçmayı kuşlardan öğrenmesi.…devamıBilimin ve teknolojinin ilerleyebilmesi için yalnızca insanların Allahın yarattıklarına bakmalı çünkü insan yeni bir şey yaratmaktan mahrumdur. Örneğin; insan gözünü açtığından beri gördüğü renklerden hariç görmediği bir renk düşleyemez sadece Allahın yarattıklarını görür. Başka bir örnek insanların uçmayı kuşlardan öğrenmesi. nasıl kuşlardan öğrendik? Uçan kuşlar olmasaydı insanlık aklına uçabileceği fikrini getirirmiydi. Kuşların kemiklerinin içinin boş olması onların hafif olması özellikler üzerine fizik kurallarını kurduk sonrada türettik. Zeplinler gibi araçlar geliştirdik. Fiziğin, kimyanın ve diğer bütün temel bilimler Allahın yarattığı bu evren üzerine kurulu. İnsan aklı, olmayan bir şeyi yaratamaz sadece anlayıp kurgular. Matematik sadece tanımlayarak gelişen bir bilimdir ve her seferinde üstüne daha fazla şey ekleyerek genişlemiş ve büyümüştür. Hala keşfedilmeyi, tanımlanmayı bekleyen formüller var. Formüller hep vardı Allah evreni yarattığında bu formüller evrenle birlikte geldi diyebilirim. İnsanlar yeni bir şey bulduğunda kendisini en üstün varlık olarak görüyor çünkü bilmiyor. Biz evreni gözlerimiz ile oldukça kaba bir şekilde görüyoruz misal etrafımızda gördüğümüz her şey nötron, proton ve elektronlardan oluşuyor aslında hepsinin hammaddesi aynı fakat hepsi farklı ışıma yaptığı için farklı gözükür. Ne kadarda tuhaf değil mi? Bir odun parçası içerisindeki moleküller birbirleri bağ yapıyor ve moleküler boyutta geometrik bir şekil oluşturuyorlar diye tek bir vücut olarak duruyor oysaki bir odun parçası ile odun parçasını üst üste koyduğumuzda neden bağ yapıp birleşmezki. Kimya veya biyoloji gibi küçük yapıları inceleyen bir bilim dalında uğraşıyorsanız ne demek istediğimi anlarsınız çünkü bir kimyacı ya da biyolojici baktığı şeyleri farklı görür. Her bilim dalında insanlar bir şeyler öğrendikçe bir şeylerin farkına varıyor ve bakış açısı değişiyor. Bazıları diyorki okul hayal gücünü öldürüyor diye. Okul hayal gücünü öldürmüyor gerçeği öğretiyor. Örneğin, bir çocuğun radyonun içerisinde küçük insanlar olduğunu düşünmesi gibi okula gittikten sonra eğitimini gördükten sonra saçmaladığını anlaması
İnsanlar gözleri ile göremedikleri şeylere inanmıyor ama oysaki göremedikleri çok şey var. Yıllarca bu sebepten ötürü bilimin gelişmesine engel olundu. Galileo dünya yuvarlak dediğinde hristiyan topluluğu inkar edip bilim adamını asmadımı sonra biz piri reisi idam edince bize kızıyorlar. Piri reis hakkında talha uğurluelin videosu var orda çok net açıklıyor neden idam edildiğini şimdi oraya girmeyeceğim ama birisi hak ettiği cezayı almıyorsa asıl adaletsizlik olur. Hristiyanlar, Allah var dedikleri için dünya düzdür demediler. Papazlar kendi yalanları ortaya çıkmasın kendi düzenleri zenginlikleri elinden gitmesin diye bilimin önünü kestiler. Şimdide agnostiktir, ateisttir falan filandır görmedikleri şeye yok diyorlar. Aynı gerici zihniyet yapısı sadece göremiyorlar. Bilmediğin şeye yoktur hükmünü veremezsin sadece bilmiyorsundur. Yok demek ile bilmiyorum demek farklı şeylerdir. Yoktur diyorsan bir bildiğin vardır yani. Onlara derimki yok olduğunu ispatlayın. Bende neden var olduğunu düşündüğümü söyliyeyim. Her şeyin muazzam yaratılmış olması, evreni bir bilgisayara sığdıramazsın öyle söyliyeyim hani oyunlarda gördüğümüz şeylerin bir pikseli olurya evrenimizinde pikselleri o oyunlarda gördüğün herhangi bir taşı oluşturan pikselin; atomu; atomu oluşturan nötron, proton; nötron protonu oluşturan quark, bozonlar vesayre ve hatta daha küçük yapı taşları var mı onu dahi bilmiyoruz. Biz sadece o en iyi oyunlarda sadece dünya üzerinde oluyoruz hatta dünya değil sadece bir kesiti sen bir de dünyanın evrendeki bir kum tanesi olarak düşün ve evrende her ne yaptıysak boşlukta kaydediliyor. Nasıl kayıt edildiğini açıklayayım? Sen şimdi milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki bir yıldıza baktığında o yıldızın milyarlarca ışık yılı önceki görüntüsünü görürsün şu anda orada o yıldız orada duruyor mu onu dahi bilemezsin çünkü ışığın (görüntüsü) bize ulaşması milyarlarca yıl sürüyor. Sen bu evrenin sınırına anlık olarak ulaşıp arkana baksaydın evrenin nasıl oluştuğunu görürdün. Evrenin genişlemesi aslında aynı zamanda zamanı kaydediyor. Öldüğümüzde ne olduğunu bilmiyoruz. Öbür dünyaya gittiğimize inanıyoruz. Şimdi bu yeni çıkan sanal gözlükler vesayre var. Elimizdeki teknoloji yettiğince kendimize bir dünya yaratıyoruz yani kısacası Allahın yarattığı dünyanın bir kopyasını kullanıyoruz çünkü dediğim gibi görmediğimiz şeyi yapabilme kapasitemiz yok. Şimdi gelipte istersen o dünyada bir zıplıyorsun atmosferi deliyorsun bu farklı bir şey dersen bozuşuruz çünkü dediğim şeyi anlamadığını düşünürüm çünkü o yaptığın şeyde bu dünyadan esinlenerek kurgulanmış bir şey. Kendi sahte dünyalarımızı yaratıp içinde vakit geçirebiliyoruz aynısı bizim gerçek dünyamız içinde geçerli olsa mesela şimdi biz ölsek ve içinde bulunduğumuz oyundan çıksak gerçek dünyaya yani öbür tarafa gideriz. Aman sakın salaklık edipte camdan atlamaya kalkma çünkü bir seferlik hakkımız var ve intihar edersen cehennemde yanarsın. Peki biz neden bu oyunun içerisindeyiz? Bu oyun iyi insan ile kötü insanı ayırt etmek için olduğuna inanıyoruz. Biz öbür dünyada cennet ve cehennem olduğunu nerden biliyoruz. Hazreti Muhammet gitmiş görmüş şimdi ben buna bir şey diyemem o devirdede Hazreti Muhammed cahil cüheyla insanlara kendi dili döndüğünce bir şeyler anlatmaya çalışmış. Bu devirde bildiğimiz şeylere rağmen insanların var olup olmadığını sorguladığını göze alırsak ve o devirde bu dediklerimin aynısını Hazreti Muhammedinde diyebildiğini göz önüne alırsak hakikattende cenneti ve cehennemi görmüştür. İyi insanlar cennete giderken kötü insanlarında cehenneme gittiğini farz ediyoruz. İyi insanların iyi insan, kötü insanların kötü insan olduğunu anlayabilmek için oyun kurgulamak çok mantıklı hemde dünyanın yeterli kaynağa sahip olmaması gibi bir çok kötü imtihan sorusunu göze alırsak yani Aç gözlülük bu imtihanın sorusu demek istediğim buydu. Yani aslında hayatta bir zorluk ile karşılaşıldığında karşılaştığımız zorluk bu imtihandaki bir soru. Allah neden insanlara yardım etmiyor deyip, hep kötüler kazanıyor diye mızmızlanamayız çünkü imtihan dünyasındayız. Kimin hangi soruya ne yanıt vereceğiyse kendi kararıdır...