🪷Maneviyat ve mânâ aleminin içinde olma durumu , sadece dile getirilmesi yeterli olduğu düşünülen kelime-i şehadet adı altında , basitleştiriliyor . Oysa müslümanlık , içinde bir sürü kavram barındırır . En basitinden bir örnek verecek olursak , tesettür bir başörtüsünden…devamı🪷Maneviyat ve mânâ aleminin içinde olma durumu , sadece dile getirilmesi yeterli olduğu düşünülen kelime-i şehadet adı altında , basitleştiriliyor . Oysa müslümanlık , içinde bir sürü kavram barındırır . En basitinden bir örnek verecek olursak , tesettür bir başörtüsünden ibaret değildir . Attığın her adımın bir anlamı varken , bilinen birkaç dua , birkaç kural yeterli sayılıyor .Genelde arkasına sığınılan bahaneler , bir Peygamber gibi olamayacağımız durumudur . Ancak bu düşünce tamamiyle kolaya kaçmak olur . Çünkü , bir Peygamber kadar maneviyat içinde olamamak , mensup olduğumuz dinin ve inanç görüşünün , anlamını kavrayarak yaşayabilecek olmamızın önüne engel koyamaz .
🪷 Şüphesiz ki herkes, hayatı boyunca anlam arayışı içerisinde yaşar . Bu anlam , bir müslüman için maneviyat , soyutlanma ve zarafeti ruhundan başlayarak kılık kıyafete kadar taşımaktır . Bir değil , hiç olmaktır . Ve bu hiçlik duygusundan alınan haz , yeryüzündeki hiçbir nimetle değiştirilemeyecek kadar anlamlıdır . Bu kitap maneviyatı , yüreklere işleyen bir hikayeyle sunar kalbimize .
🪷Süheyla , doğru yolu bulmuştu . Kendini , özünü bulmuştu . Yıllardır bir kayboluş içerisinde olmasına rağmen , bir çocuk neşesiyle izledi gözlerini alamadığı renkli sokakları . Ta ki , kaybolduğunu fark edene dek sürecekti bu neşe . Ve hakikat onu çaresizliğe sürüklediğinde , zahmetli bir şekilde gelecekti bir acı . Ve ona yolunu bulduracaktı böylece .
Süheyla , ışığı görmüştü . Yanından geçen tanıdık karanlıkların hepsi , yabancıydı şimdi . Geceyi görmeden , aya doğru yürüdü sadece . Süheyla kalbin cenderesi içinde , birçok kişinin isyanına sebep olacak bu perişanlık içinde , emin adımlarla yürüyor . Artık , acı teninden sıyrıldı . Kederden feragat edeli çok olduğu söyleniyor .
🪷Kısa bir hikaye , ama anlam yeterince uzundu . Ben Engin'in bir şeyler fark edebileceğini , Süheyla'dan feyz alabileceğini düşünmemiştim . Oysa zaten , onunda içinde bir şeyler varmış . Sadece bunu keşfetmek için , bir cümle yeterli olacakmış . İlk baştaki betimlemeler ve anlatım tarzı , bir süre bana da karışık geldi . Fakat sonra , anlamaya ve hikayenin hissine kapılmaya başladım .Cümleler kafama oturdu ve bu betimlemeleri takdir ettim .
🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷
🐚“Dünya sûretlerinin bulaştığı ayna nasıl parlar ? Huzura girmeden önce tevbe sularında yıkan . Kader teneffüs ettiğin her nefeste seninle . Eşyadan eşyaya seyahat edip durma . Kendine uzaktan bakmayı öğren . Bir dolap beygirine benziyorsun . Öyle ahmak , öyle hüzün verici .
Hicret ve niyetin kimin için ? Bir gece yarısı uyandığında yatağından kalk , şöyle yıldızlara bir bak . Düşün!...
Madem ki içinde bulunduğun yer , konuştuğun kimse sana feyz vermiyor ; terk e mâni olan ne ?
Ölüme ağlama . Kalbe bak . Hata ve isyan ile pişman , ibadet ve taat ile neşveli değilsen zaten ölüsün .”
🐚“Bir başka Süheylâ , bir başka dünyadır dedim .”
🐚“Birazdan gideceksin Şükrân. Seninle birlikte bu odayı iyice saran , hakimiyetini sırıta sırıta ilan eden; güya terk ettiğim , terk etmeye çalıştığım o saç tokalarından , arabalardan , Enginlerden , bunlara bağlanmış çay-çöreklerden oluşan dünya da süklüm püklüm ardınsıra çıkacak . Ben yine dikiş-nakışlarıma , rüyalarıma döneceğim .”
🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢🦢