Spoiler içeriyor
Çiçek tanrıçası ölmeden önce bir kız dünyaya getirir. Fakat kızının kimliğini saklamaları için krallıktaki herkesten yemin etmesini ister. Çiçek tanrıçası aşk yüzünden çok acı çekmiştir. Doğurduğu bebeğin de gelecekte aşkla ve kötü şeylerle yüzleşeceğini öngörür. Bunun üzerine sihirli bir top…devamıÇiçek tanrıçası ölmeden önce bir kız dünyaya getirir. Fakat kızının kimliğini saklamaları için krallıktaki herkesten yemin etmesini ister. Çiçek tanrıçası aşk yüzünden çok acı çekmiştir. Doğurduğu bebeğin de gelecekte aşkla ve kötü şeylerle yüzleşeceğini öngörür. Bunun üzerine sihirli bir top yapar. Topuyla kızını besler,onun kalbine yerleştirir. Yeni doğan bebek artık aşk nedir bilmeyecektir.
Hayatını kaybetmeden önce tanrıça,Çiçek Krallığının çevresine koruyucu bir bariyer örer. Buna “su aynası” denmektedir. Ve o öldükten sonra da Çiçek krallığında olan çiçekler hariç yeryüzündeki bütün çiçekler solar.
Yıllar geçer. Tanrıçanın kızı olan Jin Mi büyümüştür. 4000 yaşlarına gelmiştir. (Dizide ölümsüzler,periler,mistik varlıklar var.) Hala su aynasında yaşamaktadır. Dış dünyayı bilmez,sadece kitaplardan okur. Kendini bir üzüm perisi sanmaktadır. Çünkü kendisine böyle söylenmiştir. Krallıktaki ustalar hala yeminlerini korumaktadır,kızın kimliğini herkesten saklamaktadırlar. Bir de kızın bir saç tokası vardır. Hep saçında duran bu toka,kızın cinsiyetini saklamaktadır. Herkese erkek gibi görünmektedir.
Birgün Çiçek krallığına,gökten alev alan bir kuş düşer. Kuş, düşerken su aynasındaki bariyeri de kırar. Jin Mi kuşu kurtarır ve ustalarından saklı bir şekilde onu iyileştirir. Gökten düşen kuş Cennet Krallığının ikinci prensi Anka Kuşu Xu Feng’dur. Her 500 yılda bir küllerinden yeniden doğar. Ve küllerinden yeniden doğduğu an en zayıf ve güçsüz olduğu andır. Yeniden doğma anında saldırıya uğrar ve sonrasında Çiçek krallığına düşer.
Xu Feng erkek formuna yani insansı bedenine ulaşabildiğinde Jin Mi’nin bir kız olduğunu fark eder. Ve Jin Mi’nin kadın-erkek arasındaki farkları bilmediğini anlar. Ona “bir kız olduğunu bilmiyor musun?” diye sorar.
Hayatı boyunca su aynasına hapsolarak yaşayan kız,Xu Feng ile birlikte kaçarak Cennet Krallığına gider. Burada hem onun hizmetçiliğini yapar hem de ondan büyü,edebiyat ve diğer birçok konuda eğitim alır. Sarayda olduğu süre boyunca Xu Feng ona karşı hisler beslemeye başlar. Jin Mi de onunla olan arkadaşlığından keyif alır. Ve bir de olaya Xu Feng’in abisi Run Yu girer.
Gece tanrısı olan Run Yu geceleri hiç uyumayıp göğe yıldızları yerleştiren,yalnız ve sade birisidir. İmparatorun gayrimeşru çocuğudur. Yalnızlığın canlı sembolüdür resmen. O da Jin Mi’ye tutulur.
İlginç olan şuydu ki,Jin Mi’nin erkek olduğu zannedildiği zaman Xu Feng’in amcası yine de Jin Mi ve Xu Feng’u birbirine yakıştırmıştı. Aralarını yapmaya çalışmıştı ve Xu Feng için “Xu Feng’in zevki tartışılmaz. Jin Mi gibi bir erkeği beğenmesi çok normal.” gibi şeyler demişti.
Kızın saraya gelmesiyle önce tuhaf olaylar yaşanmaya başlar. Kızın kim olduğu öğrenilir. Sonra annesi olan Çiçek tanrıçasının yaşadıkları ortaya çıkar vs vs bir sürü olay yaşanır. Gerçekten bazı yerlerde çok üzüldüm. Ana üç karakter hatta her karakter yaşadıkları şeylerden sonra çok değiştiler. Hiç beklemediğim şeyler oldu. Herkes çok acı çekti. Çok gözlerim doldu.
Dizi çok uzundu ama güzel ilerledi. Bir an bile sıkılmamıştım. Her karakter çok güzel yazılmış. Yaşanan bütün şeylere rağmen benim en sevdiğim ve beğendiğim karakter Run Yu oldu. Asilliği, güzelliği ve duruşu çok başkaydı. Karakterler sadece bunlarla sınırlı değil bu arada. Bir sürü karakter var. Saymakla bitmez. Olaylar 6 alemde geçiyor;
Cennet
Şeytan alemi
Su alemi
Çiçek krallığı
Fanilerin dünyası
Cennetin üst seviyesi (9.katı)
Şeytan aleminin prensesi ve koruması da çok iyi yazılmış karakterlerdi. Ay tanrısı da öyle.
Bayağı güzel bir dramatik kurgusu var. Kaliteli bir dizi. Çin’in en sevilen dizilerinden. Ben izleyin derim.