Şaka gibi ama bu benim 2022'de izlediğim 2. film. Ayda 20 film izleyen bir insandım ben. Bana noldu bilmiyorum. Okul beni bozdu sanırım. Neyse konumuz bu değil. Konumuz bu kısa film. O zaman ondan bahsedeyim. Nasıl olduğundan. Benim dışımda kimsenin…devamıŞaka gibi ama bu benim 2022'de izlediğim 2. film. Ayda 20 film izleyen bir insandım ben. Bana noldu bilmiyorum. Okul beni bozdu sanırım. Neyse konumuz bu değil.
Konumuz bu kısa film. O zaman ondan bahsedeyim. Nasıl olduğundan. Benim dışımda kimsenin izlemediği bi filmi tabiki de mükemmel zevkimle bulmadım. Hakan Günday'ın her şeyini sömürme kararını almıştım. Bu filminde senaristliğini yaptığını gördüm. Ve izledim. Zaten yarım saat. Kısacık bir şey.
Pekii nasıl? Valla bu soru çok zor. Güzel gibi ama ben beğenmedim. Hani bi sanat filmi izlersin herkes beğenmiştir ama sen hiçbir halt anlamamışsındır ya. Öyleyim şuan. Hani öyle izledim ama hiçbir şey anlamadım konusundan. Bir kadının, bi adamı yatmak için çağırmasını ve seviştikten sonraki aralarında geçen diyalogları anlatıyor. Hani bu diyalog sıradan bi konuşma olsa her şey çok iyiydi ama... Bu arada olay Fransa'da geçiyor. Kadın Fransiz adam Türk. Kadın terörist olmak için yani PKK'ya katılmak için İstanbul'a gelmiş yıllar önce. Ayasofya'ya gittiği zamanda orada bi patlama olmuş. Bunu düzenleyende teröristler. Kadın bu patlamada ayağını kaybetmiş falan. Bunları adama anlatıyor. Meğersem adam da o bombayı oraya koyan kişi değil miymiş? E yuh ama. Burdan sanatsal ne çıkarmamiz gerekiyor anlamadım. Hakan Günday ile tanışırsam sorarım.
Aslında filmin ilk 10 dakikası çok iyiydi. Yani kimse konuşmadan önce. Baştaki çekim tekniğine bayıldım. Özellik Paris manzarası çok iyiydi. Adamın intihar etmeye çalışması ama başaramaması, hayatı umursamamazlık seviyesi bana Hakan Günday kitaplarını anımsattı. Sanki Hakan Günday'ın bir kitabını film yapmışlar gibi. Açıkçası ben biraz Piç'e benzettim. Adamın baştaki serseri yürüyüşü ve üst üste içtiği içki ve sigaralar aklıma Cenk, Barbaros, Hakan ve Afgan'ı getirdi. Hakan Günday kitaplarında çok fazla olay olmaz. Olsa bile asıl üstünde durulan şey karakterlerin düşünceleridir. Bu filmde de sanki kitap görselleştirilmiş bizden de karakterlerin içinden geçenleri tahmin etmemizi beklemişler gibi geldi bana.
Kadının baştaki hazırlanma sahnesi de bayağ iyiydi. Orayı da çok beğendim. İlk karşılaşmaları, tanışmaları, sessizce oturmaları falan da çok iyiydi. Ama konuştukları zaman bütün büyü bozuldu sanki. Adam Fransızca konuşurken gözüme o kadar karizmatik ve havalı gelmişti ki. Bi anda şiveli bir Türkçe ile konuşunca noluyor dedim. Başta çizmeye çalıştığı gizli adam imajı birden yok oldu.
Bana pek bir şey katan bi film olmadı. İzlerken zevk de almadım. 3 dakikalık kamera arkası daha iyiydi bence. Önerir miyim? Neden olmasın. Belki bu filmin gerçekten anlatmak istediği şeyi anlayan olur. Eminim güzel bir filmdir ama ben anlamadım. Hakan Günday'ın eli değmiş bi zahmet iyi olsun.