Tek kelimeyle kusursuz.Herkes ömründe en az bir kere okumalı ve okutturmalı.Betimlemeler,karakter analizleri,anlatımı çok güzel fakat tek bir kusuru var dili biraz ağır o da eski kelimelerden kaynaklanıyor.Herkesin anlatacak bir hikayesi,söyleyecek bir sözü var.İnsanların ne yaşadığını bilmeden önyargılı olmamalıyız.Raif Efendi de…devamıTek kelimeyle kusursuz.Herkes ömründe en az bir kere okumalı ve okutturmalı.Betimlemeler,karakter analizleri,anlatımı çok güzel fakat tek bir kusuru var dili biraz ağır o da eski kelimelerden kaynaklanıyor.Herkesin anlatacak bir hikayesi,söyleyecek bir sözü var.İnsanların ne yaşadığını bilmeden önyargılı olmamalıyız.Raif Efendi de yaşadıkladını hep içine atmış,kimseye anlatmamış. Dışardan pısırık gözüken adam meğerse neler yaşamış içinde...🙁
9/10
Kitabı okumayıp bilgi sahibi olmak isteyenler için biraz özetini anlatacak olursam olaylar ilk önce Rasim adında bir adam işinden olur ve yeni iş arayışına başlar.Eski dostu Hamdi ona iş bulur ve Raif Efendi iş yerindeki oda arkadaşıdır.Raif'i icine kapanık pısırık bulur.Bir süre sonra Raif işe gelmez.Rasim bir gün Raif'in evine dosya getirip götürme bahanesiyle gider ve görür ki Raif'in mutsuz bir evliliği vardır.Karısı onu sevmez,çocukları saygı duymaz.Raif ölümünün yaklaştığını anladığında Rasim'den iş yerindeki çekmeceden eşyalarını getirmesini ve kara kaplı defteri yakmasını ister.
Daha sonra roman bu defter üzerinden ilerler.Yani Raif'in ağzından anlatılır.Raif'in babası sabun fabrikası işletmektedir ve iş öğrenmesi için Raif'i Almanya'ya gönderir.Bir süre sabun fabrikasında işe başlar fakat diğer günler fabrikaya gidişi azalır.Kendini şehrin sanat dünyası ve güzelliklerine kaptırır.Bir gün sergide Kürk Mantolu Madonna tablosu ile tanışır.Raif tabloya vurulur ve tablonun sahibi Maria ile tanışır.Daha fazla anlatırsam detaya girmiş olurum dkdkdkkd
Kısaca mükemmel bir aşk romanı etkisinden kolay kolay çıkılmaz.Çok güzel,çok anlamlı cümleler var....👌
---İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.
● Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi?Fakat hep böyle değil midir birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?
●Pek az insanla tanıştım ve daima kendimle yaşadım.
●İçimde hep o boşluk var...Daha büyümüş olarak.
●İçimde yarım kalmış bir konuşmanın üzüntüsü var.
●Nasıl oluyor da bir insan diğer bir insanı bu kadar mesut edebiliyor?
●Bir insan bir insana herhalde yeterdi....
●Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım...
●"Şimdi ben gidiyorum.Fakat ne zaman çağırırsan gelirim"dedi.
"Nereye çağırırsan gelirim."
●Hayat sadece bir kere oynanan bir kumardır ve ben onu kaybettim.
●Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uyumuyordu.Bir kadın trenin penceresinden dışarı bakabilir. Bu sırada gözüne Bir kömür parçası kaçar o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi.
●Hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık adeta bütün insanlara dağılmıştı;çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
●Ruhum rüzgarsız ve kırışıksız bir deniz gibi sakindi..