Gerçek bir hikâyeden uyarlanmış, konusu itibariyle insanı geren, bazı sahnelerde yumruklarını sıktırtan, dram türünde bir film. Jenny hikaye yazmayı seven, değer görmek isteyen, içine kapanık 13 yaşında bir kızdır. Zengin bir ailesi var ve 5 kardeşe sahip olduğu için ailesinden…devamıGerçek bir hikâyeden uyarlanmış, konusu itibariyle insanı geren, bazı sahnelerde yumruklarını sıktırtan, dram türünde bir film. Jenny hikaye yazmayı seven, değer görmek isteyen, içine kapanık 13 yaşında bir kızdır. Zengin bir ailesi var ve 5 kardeşe sahip olduğu için ailesinden yeterli ilgiyi göremiyor, özel binicilik dersleri alıyor. Pedofili bir ilişkiye maruz kalıyor ve bunu hikaye olarak yazıyor. Lakin 40'lı yaşlarına geldiğinde olayı tamamen unutmuştur. Annesinin yıllar sonra bu hikâyeyi bulmasıyla Jenny, geçmişindeki herkesle yüzleşmeye başlıyor. Bir filmde çocuk istismarı varsa bu film ister istemez rahatsız edici olabiliyor. O yüzden herkesin izlemesine uygun olmayabilir
Yazan, yöneten ve hatta hikâyeye konu olan aynı kişi. Çok rahatsızlık verici sahneleri olmakla birlikte pedofiliyi, üçüncü sayfa haberlerinden çıkarıp, kurbanın ve ailesinin nasıl aldanabilecekleri ve normalleştirebilecekleri üzerine yönetmeninin kendi hikayesinden çıkarak çektiği filmi yönetmenin bu sahneler olmasa hikayesini anlatmış olamayacağını düşünüyorum. Çocukken cinsel tacize uğrayan Jennifer’ın hatıralarında kendini daha büyük sanması ama olay esnasında 13 yaşında küçük bir çocuk olması basit ama zekice fikir olarak filme bir orijinallik katmış.
Filmin işlenişi çok başarılıydı, Jennifer’ın özellikle çocukluk anılarına yolculuk yaptığında, yetişkin belgesel yönetmeni Jennifer olarak kendine sorduğu sorularıyla karakterleri kamera karşısında konuşturması zekiceydi.
Jennifer’ın annesinin gönderdiği mektupları alana kadar beyninden ve zamandan silmiş olduğu yaşanmışlıklarını, annesinin mektupları okumaya başlamasıyla tek başına o aştığı sandığı yaşadıkları ile yüzleşip hesaplaşıyor. Ve filmin kapanış sahnesi. 48 yaşındaki Jennifer ile 13 yaşındaki Jenny, kadınlar tuvaletinde bir çare, duvar dibinde ağlarken ikisinin de benliğinden o yaşlarda ne kadar uzak olduğunu fark ediyoruz. Jenny 13 yaşındaki doğru sandığı bir aşkın içinde yüzerken, 48 yaşındaki Jennifer ise evlenmemesinin, çocuk sahibi olmamasının ve kimseye bağlanamamasının nedenini o günlere bağlarken ekrana öylece bakıyoruz.
Geçmişe dair anı parçaları ararken hafızanın, bilincin ve bilinçaltının ne kadar ince bir hat üzerinde oynadığını görüyoruz. İnsanoğlu hayatına devam edebilmek için günlük hayatındaki binlerce uyarıcıyı yok saymayı becerebilmiş bir canlı. Bu yaşanan şeyleri tamamen yaşanmamış gibi ya da olduğundan farklı hatırlamak süslemek de böyle bir savunma mekanizması. Canımızı acıtan şeyleri önce büyük bir inançla reddedişimiz, daha sonra da durum hiç canımızı sıkmıyormuş rolü yaparak kendi kendimizle alay edermiş gibi yapışımız, kültür, millet, sıkıntının büyüklüğü, küçüklüğü fark etmeden hepimizin savunma sistemlerinin aynı oluşu, vay be dedirten bir film olmuş gerçekten.