Spoiler içeriyor
Şu instagramda hepimizin karşısına çıkan bir post var ya. Hani şu bir adamın sarışın bir garsona sanki ilk görüşte aşık olmuş gibi baktığı post. Bence herkes o postu biliyordur. Ben de filme sadece bu sahneyi bilerek başladım. Konusu hakkında hiçbir…devamıŞu instagramda hepimizin karşısına çıkan bir post var ya. Hani şu bir adamın sarışın bir garsona sanki ilk görüşte aşık olmuş gibi baktığı post. Bence herkes o postu biliyordur. Ben de filme sadece bu sahneyi bilerek başladım. Konusu hakkında hiçbir bilgim yoktu. Zaten konu okumayı ya da fragman izlemeyi hiiç sevmem bence bir film seçerken hislerinizi ya da raftaki güzel yorumları dinlemelisiniz. Öncelikle yorumlarımın bir kısmını izlerken bir kısmını da bitirdikten sonra yazıyorum ve spoilersız olmasına özen gösteriyorum ama bunda spoiler olacak ilk 7 dakikadan anladığım kadarıyla.
Film ilk önce bizi bir kitabın içine alıyor. Bizi bir hayal dünyasına götürüyor yani. Kitabın yazarı bir grup insana kitabı anlatırken biz de arkada kitabı izliyoruz diyebiliriz.
Öncelikle babasının "Adam olmak için çalışman lazım." göndermelerini hiç sevmedim. Adam olmak için hayallerinden vazgeç, kendine sınır koy, sınırlarının farkında ol tarzı yaklaşımlar hiç ama hiç hoş değildi. Ki başrolümüz de bunu pek umursamıyor, kitabını yazmaya devam ediyor. Bir yandan çalışırken bir yandan da adını duyurmaya, kitabını piyasaya göstermeye çalışıyor. (Buraya bir parantez açmak lazım. Kitabın içindeki baş kahraman da bir yazar.) Ama bu adam çok büyük çuvallıyor. Herkes kitabını şu an basamayacaklarını söylüyor. Ve aslında her şey buradan sonra başlıyor.
Şansa bakın ki adam bir çanta içinde tamamen yazılmış bir kitap buluyor. Bu kitabı aklından çıkaramıyor falan filan. Vee diyor ki benden bir halt olmaz ben bu hikayeyi düzenlermiş gibi yaparak tamamen aynısını geçireyim. Benimmiş gibi de satayım. Ohh miss yan gel yat. Bir de diyor ki ödül konuşmasında "İkinci kitabımın nasıl bir şey olacağını hiç düşünmedim." Tabi düşünmezsin hazıra kondun çünkü gerizekalı.
Sonra bir de kitabın gerçek yazarının hikayesini dinliyoruz adamın ağzından. O instagramda gördüğümüz post da burada geçiyor. Aynı dili bilmeden büyüyen bir aşkı ve mecbur kalınmış bir ayrılığı anlatıyor bize bu adam. Bu ayrılık ile yazmaya başlıyor. Neyse sonra onlar kız ile tekrar kavuşuyorlar. Evleniyorlar. Çocukları oluyor. Sonra çocukları ölüyor. Adam yazmaya devam ediyor. Kendi hikayesini yazıyor da yazıyor. Sonra yazdığı taslağı bir çantanın içinde kaybediyor salak. Çünkü tek bir kopyası olmasına rağmen onu eşine verme cesaretini gösteriyor. Filmdeki herkes salak.
Yorum fazla karışık oldu farkındayım ama film o kadar karışık değil. Güzel kurgulanmış alışılmışın dışında bir şey izliyoruz. Sıkmıyor ama çok çok iyi de diyemem. Ortalama bir film bana göre. Karakterlerin içine giremediğimi hissettim. Kitap içinde kitap var ve hepsi birinin hayatı ama sanki hepsinin hayatı yarım yamalak bize sunuldu. İlişkileri hele. Hiçbir ilişkideki aşkı hissedemedim. Hep oldu bittiye getirildi. Hep kavga edildi ayrılındı. Yani hayatlar da birbirine benzer aslında. Bu yüzden beni çok tatmin etmedi ama kesinlikle kötü de diyemiyorum. Ama sonunun da çok açık uçlu bırakıldığını söylemem lazım. Çok arada kaldım kötü bir puanı hak etmiyor. Siz yine de izleyip kendi puanınızı vermelisiniz. İyi seyirler.
✔7/10
'8.4.22