Spoiler içeriyor
🐾 John Limpley , coşkun ve içi içine sığmayan karakteriyle fazlasıyla sinirimi bozdu . Çünkü Stefan Zweig betimlemeleri ustalıkla yaptığı için , karakteri çok yakınımda hissettim . Ve açıkçası bundan memnun olmadım . Rahatsız edici bir karakter , iyi biri…devamı🐾 John Limpley , coşkun ve içi içine sığmayan karakteriyle fazlasıyla sinirimi bozdu . Çünkü Stefan Zweig betimlemeleri ustalıkla yaptığı için , karakteri çok yakınımda hissettim . Ve açıkçası bundan memnun olmadım . Rahatsız edici bir karakter , iyi biri olmasına rağmen . Bu hikayede odaklanılan nokta köpek Ponto gibi gözükebilir . Fakat aslında , gelişen olayların suçlusunun çoğunlukla John Limpley olduğuna eminim . Kendisi inanılmaz coşkulu ve sevecen karakteriyle . Sahiplendiği köpeğini şımartıp , onu kendi hayatını yönetebileceği bir noktaya getirdi . Can dostlarımız hayvanlarla bir hayat paylaşmalıyız . Onlardan nefret edecek kadar hayatımıza hakim hale getirmemeliyiz . Bu herkes için geçerli . Bir insanıda hayatımızın odak noktası haline getirmemeliyiz . John Limpley , uzun zamandır bir çocuk sahibi olmak istiyordu . Ve hayalleri gerçek olduğunda , karısı hamile olduğunda . Bütün ilgisini ve sevgisini Ponto’dan çekti . Köpek kitapta inanılmaz suçlu bakılan bir gözle anlatılmış . Ama olayları başlatan , John Limpley ’ in tutarsız davranışlarıydı . Tüm ilgi ve sevgisini köpeğinin üzerinden çekip , yeni doğacak bebeğine ve karısına yüklemesi . Köpek için çok alışılmadık bir durumdu . Oysa Ponto , kibirlenecek ve başına buyruk bir şekilde yaşayacak kadar şımartılmış bir köpekti . Çocuk yetiştirme durumu her ne kadar önemliyse , sahiplenilen can dostlarımızda bir o kadar titizlikle yetiştirilmeli . Ponto kendisini efendi sanan bir köpek olmuştu . John Limpley’nin özel hayatını bile işgal etmişti . Ama bunu ona sağlayan tek şey yine John Limpley idi .Kitabın ana fikri bu aslında. Aşırı sevgi gösterisi ve sahiplenme duygusu bazen kötü müdür ? Bu cümleyle özetlemekte mümkün.Bebekli evlerde köpek , kedi vs. yetişebiliyor normalde . Hatta çocukla beraber arkadaş olarak bile büyüyebiliyorlar . Ama burada durum farklıydı . Evet Ponto korkunç bir şey yapmaya çalıştı . Limpley ailesinin bebeğini öldürmeye çalıştı . Fakat o da o evin bir üyesiydi . Kontrolsüz yetiştirilmesi , kibirli bir hale gelmesi onun suçu değildi . Sevgisiz kalınca da hırçınlaştı , saldırganlaştı maalesef. Ve sonunda bebek arabasını kimin ittiği hala bilinmiyor . Hikayeyi anlatan karakter ve hizmetçi , köpekten şüphelenmişlerdi . Ama doğru mu değil mi bilemeden , ucu açık bir şekilde kitap bitti . Neye uğradığımı şaşırdım . Kitap , bir katil üzerine konuşmayla başladığı için otomatik olarak katili insan zannetmiştim . Fakat kitabın yarısında olaylar köpek Ponto’nun duygu düşüncelerine geçti . Konu onun üzerinden devam etti . Şaşırdım tabi . Her şeyin , sevginin bile , kontrollü olması gerektiğine dair ibret niteliğinde bir kitap . Ve tabi , lütfen sahiplendiğiniz hayvanları sevgisiz bırakacaksanız onları rahat bırakın , sahiplenmeyin . Hiç kazanmadıkları bir sevgi , kazanıp kaybetmelerinden iyidir . Kitaptaki karakter her şeye ama her şeye , sanki güzel bir eşyaymış gibi değer veriyor . Hevesi kaçınca gözünden düşüyor sevdiği şey . İnanılmaz korkunç bir şey . Hayvanlar süs eşyası mı ? Bu bir canlı bu bir hayvan . Ponto'nun bu hale gelmesi kaçınılmazdı .
🐾 Konu ve verdiği mesaj bölümünü geçtiysek yorumuma geliyorum . Çok kısa bir kitap ve akıcılığı müthiş . Betimlemeler ve anlatım tarzı çok içine çekiyor . O hikayeyi canlı canlı yaşatıyor gerçekten . Ama ben yetersiz buldum . Bir şeyler daha olacak diye beklemiştim . Sonu , kadının , köpek kesinlikle katil diye düşünmesiyle bitti . Bunu saçma ve yetersiz buldum . Zaman kaybı diyemem çünkü kısaydı zaten . Ama çok beğendim diyemem . Ya da kesinlikle okunması gereken bir kitap diyemem . Çerezlik bir kitap . Yazarın yaptığı sorgulama güzel . “Aşırı sevgi gösterisi ve sahiplenme duygusu bazen kötü müdür ? ” . Bunun üzerine daha güzel bir hikaye yazılabilirdi . Mesela , kitaptaki her karakter beni tilt etti . Hikayeyi anlatan kadın , kocası . Limpley ailesi zaten komple sorun , özelikle John Limpley . Köpek Ponto meselesinde de , şu an mantık kurduğum için böyle yazabildim . Yoksa okurken öyle yazılmış ki . Köpekten nefret etmemek mümkün değil . Velhasılkelam , bunlar benim düşüncelerim . Daha farklı bir beklenti içerisine girdiğim için olabilir . Yoksa güzel sayılabilecek bir kitap . Sadece kitabı okurken karakterlerin içimde oluşturduğu hisler rahatsız ediciydi . Herkes okurken böyle olmaz tabi . Çerezlik , akıcı ve ana fikri güzel bir kitap arıyorsanız okuyabilirsiniz .🪷🪷🪷