Amateur, 1994 yapımı Hal Hartley filmi. Film, on beş küsur sene rahibelik yapmış fakat bir zaman sonra Meryem Ana tarafından dinden aforoz edildiğini düşünerek rahibeliği bırakan ve geçimini pornografi yazarlığı yaparak sağlayan Isabelle(Isabelle Huppert) karakterinin; hafızasını yitiren ve geçmişe dair…devamıAmateur, 1994 yapımı Hal Hartley filmi.
Film, on beş küsur sene rahibelik yapmış fakat bir zaman sonra Meryem Ana tarafından dinden aforoz edildiğini düşünerek rahibeliği bırakan ve geçimini pornografi yazarlığı yaparak sağlayan Isabelle(Isabelle Huppert) karakterinin; hafızasını yitiren ve geçmişe dair hiçbir şey hatırlamayan kadın pazarlamacı Thomas'ın(Martin Donovan) trajikomik bir şekilde karşılaşması ile ilerliyor. Birbiri ile apayrı yapıya sahip bu karakterlerin tuhaf bir şekilde birbirlerini hayatlarının içerisine dahil etmesi ve kendilerini bir bütünün parçaları gibi görmeleri nedeniyle derhal ilişki kurma çabasında hayatlarına dair gerçeği aramaya başlamaları güzel işlenmişti.
Isabelle'nin uzun süre rahibelik yaşantısının izleri nedeniyle dış dünyaya adapte olamaması ve cinsel yoksunluk çektiği için arzularında riyakar bir tutum sergileyerek kendine nemfomani(aşırı cinsel istek, hiperseksüalite) teşhisi koyması aslında karakterin tamamen ihtiyaçlarında körelme yaşadığının yansımasıdır. Rahibelik gibi baskılayıcı ve tamamen somut dünya portresinden bireyi soyutlayarak manevi dünyaya hazırlama misyonu edinen dini yapıların bir noktada insanın doğasına aykırı olacak şekilde kalıplara bağlı rutin oluşturma durumu, bireyi mental olarak yok etmeye yönelik parazit düşüncelerin göstergesidir. Isabelle'nin bünyesi, bireyin bilinçli şekilde benliğine dair özelliklerini 'yok etme' projesini kaldıramadığı için rüyasında(bilinçaltında) Meryem Ana ile karşılaşarak kendisinin rahibeliği bırakmasına dair öğüt alıyor. Isabelle bunu bilinçaltında kendi doğuruyor fakat olayı 'Meryem Ana' gibi Hristiyanlıkta dini öneme sahip ikonik bir kurgusal karakterden alarak olayı dramatize ediyor. Baskılayıcı ve kurallar silsilesinin durak noktası olan bu yapının üzerini terk etmesi ve bağımlılıklarından kurtulma çabasını yaşantısına en hızlı şekilde rivayet etmesini sağlayacak bir savunma mekanizması oluşturuyor aslında. Çünkü Meryem Ana'yı kullanarak kendisini bu çukurdan çıkarıyor(buna Meryem Ana dolayısıyla hem kendi inanıyor hem de çevresini inandırıyor.) ve derhal rahibelik sürecinde arzuladığı cinselliğe dair temel oluşturmaya başlıyor. Dini tutumuna aykırı olacak şekilde pornografi yazarlığı yapmaya başlıyor ve cinselliğe dair ağır istek duymasına rağmen bunu fiziksel olarak yansıtamıyor. Çünkü ilk başta söylediğim gibi ihtiyaçlarında körelme yaşadığı için düzene sokma çabası ağır işlemeye başlıyor. Aynı şekilde büyük ihtimalle rahibelik döneminde düzenli olarak gerçekleştirdiği perhizler dolayısıyla besin tüketiminde de zorluk çektiğini gözlemlememize olanak sağlıyor film. Isabelle'yi filmde yeni doğmuş bir bebeğin çığlıkları olarak nitelendirmeyi tercih ediyorum, annesinin konfor alanından kopmuş ve dış dünyaya adım atmış bu bebeğin, anlamlandırma ve arzu oluşturma çabasında yaşadığı zorlukların yarattığı çığlıklar gibi adeta. Saf ve tüm masumluğu, çığlıklar dindiğinde tekrar kirlenmeye yüz tutmuş bir biçimde kendini göstermeye çalışması niteliğinde. Isabelle'nin yeni tanışmaya gittiği bir adam ile film izlediği sahnede eril bireyin kendisine sarkıntılık yapması sonucunda, 'ne yani bundan etkilenmem mi gerekiyor?' gibi soğukkanlı ve frijit sorgulamalara girişmesi ile Thomas'a kendini nemfomani olarak tanımlaması kadar ironik fakat 'seçici' olması kadar da gerçekçi bir sahne yoktur. Fevkaladedir, güzeldir, hoştur...
Thomas karakteri ve karısı Sofia'nın(Elina Löwensohn) geçmişine dair görsel olarak bir içerik sunulmazken yaşantılarının çok ağır geçtiğine dair bir izlenim yaratmaya çalışıyor film. Fakat Thomas'ın geçmişine hakim olamayan izleyici, karakteri bir anda hafıza sorunları ile çebelleşirken gözlemlemesi dolayısıyla karakterin karısına dair tutumlarına(Zorla porno sektöründe çalıştırması ve mental yıpratmaya başvurması vs.) dair bir nefret duymak yerine Thomas'ın kendisi hakkında gerçeğe ulaşmasını arzuluyor. Çünkü Thomas kapalı bir kutu ve merak uyandıracak bir yapıda sunuluyor. Thomas'ın Isabelle gibi komplike bir karakter ile tanışması ve kendisine dair bilgi arama gayreti onu tüm geçmişinden bağımsız kılarak yeni bir hayatın avucuna bırakıyor gibi gözükebilir. Fakat hafızasını yitirip Isabelle tanışma sürecine kadar Thomas bağlantılı bir şekilde yaşamındaki boşlukları doldurmaya ve yapboz parçaları gibi doğru alana koyulmayı bekliyor. Karısının kendi üzerinde başlattığı bu değişimin(Pencerede aşağı itmesi/adamın hafıza kaybı yaşamasına neden olması.) ve yenilenmenin bir parçası olan Isabelle ise Thomas'ın bir hamur gibi biçim almasını sağlıyor. Kötü bir geçmişe sahip olan bu karakteri tüm yaşanmışlığından arındırarak kendi olduğu gibi kabullenme gayretine giriyor ve bireyin gerçek kişiliğini sorgulamasını sağlıyor. Thomas bir şeyler için ilk adımları attıkça kademe kademe kendi benliğinin gerçeğine ulaşmaya ve yok etmeye, yeni kişiliğini ise kabullenme aşamasına gelmeye başlıyor. Ve en sonunda klişe ve boktan fakat olması gereken bir sonla karşılaşıyor.
Bunların dışında filmde; Sofia karakterinin kocasının himayesi altından çıkıp daha güzel bir yaşama değişmiş bir şekilde girme isteğinin derin tutkusunda, muhasebeci Edward'ın Sofia'nın narinliğine ve iyi yürekliğine boyun eğmesi neticesi sonucunda aşık olması fakat düzenli hayatının sona ermesini ve delirmesine yol açacak bilinmeyen bir serüvene umarsızca katlanması gibi duyguların içinde kayboluyoruz. Hartley, The Sopranos'tan tanıdığımız Michael Imperioli'ye de küçük bir rol bahşetmiş. Aynı şekilde yönetmenin 'Trust' filmi de izlenip yorumlanmaya değer niteliktedir.