Spoiler içeriyor
🦉Öncelikle , normalde her şeyiyle güzel sayılabilecek bir kitapken , sonu kötü bittiği için puan kırdım . Yoksa betimlemeler şahaneydi . Konusu da güzeldi . Ama ne olursa olsun , kitap film fark etmez , sonu kötü biten hikayeleri kabullenemiyorum…devamı🦉Öncelikle , normalde her şeyiyle güzel sayılabilecek bir kitapken , sonu kötü bittiği için puan kırdım . Yoksa betimlemeler şahaneydi . Konusu da güzeldi . Ama ne olursa olsun , kitap film fark etmez , sonu kötü biten hikayeleri kabullenemiyorum . Bu tamamen benimle ilgili bir durum . Yoksa kitabın işleyişine bakılırsa , içerdiği realistlik ve dramatize edilmiş finali birbiriyle uyumluydu . Yani acı unsuru öylesine gerçek işlenmişti ki , bir şey demek mantıksız olur . Sadece , Dilber’i gerçekten mutlu görmek istemiştim . 🥹
🦉Şöyle bir itirafım var . Kitabın başlarında bir önyargıya tutuldum maalesef. Çünkü sadece saf acı çeken bir kızın , klişe hikayesini okuyacakmışım gibi gelmişti . Ki öyle kitapları hiç sevmem . Ama sonra , biraz yorumlarına baktım ve öyle olmadığı izlenimine kapıldım . Gerçekten de sadece betimlemeleriyle bile , klişelikten uzak bir içerik yakalamıştı . O koyu dram cümlelerinde masalsı bir yön vardı . Ben okurken ne ağladım ne güldüm . Özellikle sonlara doğru , Celal Bey ile olan aşkı ve sonrasını okurken , büyülenmiş gibiydim . Hayal kırıklığı , sevdiğini kaybetmek bunlar nasılda güzel anlatılmış . O kısımları okurken , sanki çok kalabalık bir yerde kıpırdamadan duruyormuşum gibi , insanlar yanımdan geçip giderken , donuk ama içten içe fazla hisli bir duygu içerisindeydim . Çoğu kişi ağlamış , ben sadece içimin yandığını hissettim .
🦉Kitaba sonradan eklenen ve çok kısa bir bölümde yer alan Cevher karakteri için bir şeyler söylemek istiyorum . Açıkçası tuhaf bir şekilde , bütün hikayede Dilber'in acılarını ve Celal Bey'in çaresizliğini görmüş olsak bile , en çok etkilendiğim karakter Cevher oldu . O nasıl bir kalp öyle . Aklım almıyor gerçekten . Özellikle bu dünyada sevgi , para gibi harcanır bir durumdayken , böylelerinden öğrenmeliyiz sevmeyi .
🦉Kesinlikle önerdiğim bir kitap . Yoğun duygular eşliğinde okunacak şahane bir eser.💜
🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷🪷
“Bu yatağı aşağı indirin de ben sizin esiriniz olayım . Sana su taşırım . Bebeklerini giydiririm . Odanı süpürürüm .Beni bırakma , dedi . ”
“Ben burada seni dolaba saklarım . Seni kimse bulup götüremez , diye cevap verdi.”
“Zavallı çocuklar! Sizin o mini mini elleriniz birkaç asırdan beri insanlığın altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil , belki kendiniz gibi küçük kuşları , güzel çiçekleri okşamak içindir.”
“Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki, onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatır.”
“Heyhat! Esaretin ezdiği , insaniyetin terk ettiği , ümidin ara sıra okşadığı bu zayıf mahluk gecenin unutkan kollarında uyuyordu.”
“Bir kalp, sevmek için mutlak servete ve asalete mi muhtaçtır? Bence en hakiki ikbal, ruhun göründüğü iki güzel göz; en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür. Güzellikten büyük asalet, temiz kalpten büyük bir servet mi olur?”
“Ruhun o çalkantısı, tabiatın o ateşi olmazsa hayattan bir maksat, bir lezzet anlayamam. Kalbe sükûnet gelince insanı yerin altına koyarlar.”
“Çekinme! Kimseler işitmez, korkma! Bu ağaçlar, çiçekler ketumdur. İnsan değil ki ihanet etsin!..”
“İnsan, hayatının hangi döneminde olursa olsun, annesine karşı hep çocuktur.”
“Niçin ağlıyorsun?" diye sordukça :"Hiç! Ağlamak, esaretin en büyük hakkıdır. Biz o özgürlüğe sahibiz!" diyordu.
“Hayatımıza arkadaşlık eden geçmiş , unutuşun denizi içinde yok olur.”
“Acaba şimdi nerede? Asya’da mı? Afrika’da mı? Eğer Ortaçağ krallarından olsa , Asya’ya , o kanlar içinde büyüyen vahşi ihtiyara , bir kertenkeleyi timsah , bir kediyi kaplan yapan Afrika’ya savaş açardı . ”
— Merhametli Cevherciğim! Ah niçin kendini bu hale koydun? Ben sana ne yaptım ki benim yolumda hayatını feda ettin .
Cevher , sonsuz bir sessizliğe teslim olmaya başlamış bir sesle :
— Çünkü seni seviyordum... Zararı yok... İlk gördüğüm zaman senin gözlerin kalbimde öldürücü yaralar açmıştı... Zaten yaşamazdım...
Acaba Nil’in bu ürkütücü , bu öldürücü girdap ve taşkın suları zavallı Dilber’i , bu talihsiz esiri nereye götürüyor?
Nihayet Hürriyetine! 🍂