Bu filmin neden bukadar az izlenme oranı var anlamış değilim Sarah Waters’ın “Fingersmith” isimli romanından uyarlanan film, arka plandaki 19. yüzyıl Viktorya Dönemi İngilteresi’ni alıp 1930’ların başındaki Kore’ye dönüştürüyor. Japonya’nın yayılmacı ve sömürgeci bir anlayışla işgal ettiği Kore’de hayatını yankesicilik…devamıBu filmin neden bukadar az izlenme oranı var anlamış değilim
Sarah Waters’ın “Fingersmith” isimli romanından uyarlanan film, arka plandaki 19. yüzyıl Viktorya Dönemi İngilteresi’ni alıp 1930’ların başındaki Kore’ye dönüştürüyor. Japonya’nın yayılmacı ve sömürgeci bir anlayışla işgal ettiği Kore’de hayatını yankesicilik ile geçiren Sook-Hee, Japon bir kont gibi davranan bir sahtekar aracılığıyla zengin bir kadın olan Hideko’nun hizmetkarı oluyor. Amacı, Hideko ile Kont’un yakınlaşmasını sağlamak olsa da zamanla Hideko’ya karşı hissettikleri aşka dönüşüyor ve ikili, bu tahakkümler dünyasında bir arada kalmaya çalışıyorlar.
Normalde İngiltere’de geçen romandan uyarlanan film, orijinal kaynaktaki sınıf sistemini ve ayrımcılığı ele alarak birçok zıtlık yaratıyor. Arka plandaki Kore-Japonya gerginliği, tarihi açıdan filme çok yansımasa da karakterlerin derinleştirilmesine olumlu bir katkıda bulunuyor. Yönetmen, karakterleri iyi-kötü olarak ayırmaktan özenle kaçınarak hepsinin zayıflıklarını gözümüze sokuyor ve özellikle iktidarı temsil eden erkek karakterlerin zayıflıklarını vurgulayarak iki kadın karakterine önemli bir alan bırakıyor. En önemli tercih ise bunu röntgenci ve fetişist bir yaklaşıma rağmen başarıyla sunabiliyor olması. Sook-Hee ile Hideko arasındaki yakınlaşmanın önemli bir boyutunu cinsellik oluşturuyor ve Chan-wook Park herhangi bir geri adım atmadan izleyiciye bu ilişkiyi tüm çıplaklığıyla sunuyor. Fakat sonrasında senaryonun önemli virajları zekice hamlelerle geçmesi ile bu ilişkinin voyöristik bir yapıdan öte, bir kutlamaya dönüştüğünü görmek mümkün oluyor.
Filmde hakkında en az bilgi verilen ve karikatürize olmaya en yakın karakter Kouzuki Amca, bu noktada kilit bir rol üstleniyor. Erotik romanlar toplayan, bunlarla ilgili okuma seansları düzenleyen ve yeğeni Hideko’yu ağır makyaj ve kıyafetler ile baskı altına alan Kouzuki, kadın bedeni üzerinde söz sahibi tek insan konumuna geçerken Hideko’nun önünde iki fırsat kalıyor: Ya kont ile evlenerek bu dünyadan kaçmak ama yine de bir erkeğin iktidarını kabullenmek ya da Sook-Hee ile birlikte olmak ve her türlü yasaya karşı gelmek. Hideko’nun giydiği korsenin ve yaptığı makyajın, aslında onu kendi benliğinden çıkardığını ve bir seks oyuncağına dönüştürdüğünü görüyoruz ve sonuç olarak onun çıplaklığı, tüm rollerden uzaklaşan Hideko’nun kendine dönüşünü temsil ediyor. Filmin sürekli yön değiştiren ve izleyiciye yeni boyutlar sunan anlatımı içerisinde kadının konumu, cinsel bir obje olmakla özgürleşmek arasında salınıp duruyor. Zamanla kadının mahkum olduğu roller de bir bir geride bırakılıyor.
bir bıçakla kendi orgazmını sağlayan Hideko, fallosantrik anlayışı yıkıyor ve Kont Fujiwara’yı devre dışı bırakıyor. Böylece “Hizmetçi”; tamamen eril bir kişilik olarak inşa edilmiş izleyiciyi hedeflemiş gibi görünürken maskesini çıkaran ve belki de senaryosundaki onlarca twist’e karşı gerçek twist olarak görebileceğimiz cesur bir yaklaşımla hareket eden bir filme dönüşüyor.