Aynı yazarın Metro serisinden sonra elime geçen ve "Ne kadar kötü olabilir ki?" diye düşünerek aldığım kitabı. Evet, kötü değildi aslında. Metro serisindekinden daha fazla rahatsız olduğum konu şu: çok fazla betimleme var. Olay akışı mükemmel gidiyorken şak diye betimlemeler…devamıAynı yazarın Metro serisinden sonra elime geçen ve "Ne kadar kötü olabilir ki?" diye düşünerek aldığım kitabı.
Evet, kötü değildi aslında.
Metro serisindekinden daha fazla rahatsız olduğum konu şu: çok fazla betimleme var. Olay akışı mükemmel gidiyorken şak diye betimlemeler girip kesip duruyor her şeyi. Sinir bozucu olmaya başladı ve okumayı zorlaştırdı bu durum.
Yazarın hayalgücüne hayran kaldım. Yani... tamam bilindik konular evet ama her şeyi bu şekilde birleştirmek? Her yiğidin harcı değildir diye düşünüyorum.
Konu şu: Aşı sayesinde insanlar sonsuz yaşama ulaşmış. Ölümler yok, yeni çocuklar doğmuyor, nüfus artışı bu şekilde önleniyor. Eğer dünyaya çocuk getirilirse kadın veya erkekten biri ölümsüzlüğünden feragat etmek zorunda. Çoğu insan da bu sonsuzluğa layık olmak zorunda olduğunu düşünüyor. Çocuk dünyaya getirip yaşlanmakta olan insanlara bulaşıcı hastalığı varmış muamelesi yapıyorlar. Yaşlıların, çocuklu insanların, kalabalıklar içinde dolaşması, herkesle yemek yemesi bile yasak... Ve nicesi.
Yaşlılığın nasıl bir şey olduğu üzerine fazla kafa yormadığımı fark ettim şimdiye kadar. Mesela:
➡️ "İnsanları böyle şeytani bir seçim yapmaya zorlamak kimin fikriydi? Yaşlılığın ne demek olduğunu biliyor musun? Ağzından fırlayan dişlerle uyanmanın ne demek olduğunu? Saçını kaybetmenin? Önce uzağı, sonra yakını görememeye başlamanın ve en sonunda tümüyle kör olmanın? Yemeklerin tadının neye benzediğini unutmanın? Kimi zaman kollarını kaldıracak gücü bile bulamamanın? Attığın her adımda acı çekmenin ne demek olduğunu biliyor musun? Çürüyen bir sakatat çuvalı olmanın? Neden irkildin? Yoksa yaşlılıktan korkuyor musun?"
Ölüm çok güzel işlenmişti. Örneğin:
➡️ "Ölmeleri gerekiyor. Yaşayan her şey ölür. Biz Tanrı değiliz. Tanrı olamayız. Tavana tosladık. Hiçbir şeyi değiştiremeyiz çünkü kendimizi değiştiremiyoruz. Evrim -bizimle- son bulmalı. Ölüm sayesinde başa dönüyorduk. Her şeyi sıfırlıyorduk. Ama onu yasakladık. Ölümsüzüz ama hiçbir şey yapmıyoruz. Son yüz yıl içerisinde mükemmel bir roman yazıldı mı? Harika bir film çekildi mi? Önemli bir keşif yapıldı mı? Aklıma gelen her şey eski. Ölümsüzlüğümüzle hiçbir şey yapmadık. Ölüm bizi mahmuzluyordu, Jacob. Hayatlarımızın bir işe yaramasını sağlıyordu. Bir zamanlar her yerde ölüm vardı. Herkes onu hatırlıyordu. Bu bir yapı: Başlangıcı var, sonu var."
➡️ "Ve bak, şimdi gencim. Kendi oğlumdan daha genç. Bir çocuk. Ama özünde kuru toz. O zamanlar hissettiğim şeyleri tekrar tekrar hissetmeye çalışıyorum. Ama hiçbir şey yok. Hepsi çöp, kurumuş kabuklar. Ruhum yaşlanıyor. Bedenim genç, her şeyi yapabilir ama ruhum yıprandı. Hissetmek, dünyayı görmek o zamanlar yaptığım gibi neşelenmek gelmiyor içimden. Renkler soldu. Gerçekmiş gibi görünmüyorlar. Yanlış. Her şey yanlış."
Ve buna benzer çok güzel diyaloglar vardı. Hayatın ve gençliğin değerini anlamamı da sağladı bir yandan.
Okunabilir mi? Okunabilir.
Birkaç sevdiğim yeri bırakıp gidiyorum.
🟢 Tanrı bir kasapla sevgiyle konuşacak olsa, bu daha çok havarilere katılma davetinden ziyade onun için bir kıyımın yaklaştığına işaret eder. Ve bunu sığıra karşı Tanrı'yı oynayan bir kasaptan daha iyi kim anlayabilir?
🟢 Aşı sayesinde sonsuza kadar genç kalacağız ama gençlik kendi başına güç ve güzellik anlamına gelmiyor; güç, onu kullananlarımızın hakkıdır ve güzellik, kendi çirkinliğimize karşı başlatmış olduğumuz, ateşkesin mağlubiyet anlamına geldiği sonu gelmez bir savaştır.
Obez veya kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak, omuzların düşük olması ya da ayakların içe bakması utanç verici ve mide bulandırıcıdır. Kendini koyverenler cüzzamlı muamelesi görürler. Bundan daha mide bulandırıcı, daha utanç verici bir şey varsa o da yaşlılıktır.
🟢 Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bellekten hiç silinmeyen bazı anılar vardır. Herkes geçmişte böyle şeyler yaşamıştır; tek bir sözcük bile onları daha dün yaşanmışlar gibi canlı ve net bir şekilde hayalde canlandırmaya yeter.
🟢 "Mezardayken. Seni çözmek istiyorlar. Ama ya lastikten yapılmışsan? Gerçek seni alır, sahte senin içine gizlersin. Burada önemli nokta aradıklarında bulamayacakları şekilde gizlemek, anlıyor musun? Ellerinde bir fenerle bağırsaklarına bakacak olsalar bile. Sen sensin! Seni yeniden yaratmak istiyorlarsa bunu başardıklarını düşünmelerini sağlamalısın. Böylece gerçek seni sahte olanın içinde buradan çıkarabilirsin. Yemin etmeni istiyorlarsa et. Hiçbir anlamı olmayan birkaç sözcük."
🟢 Yalnızca bir insanım. Benden çok şey bekleme.
🟢💫 Sistem, içindeki herkes ona inanmaya devam ettiği sürece yıkılmaz. En çok korktukları şey insanların düşünmeye başlaması.
🟢💫 "Seni seviyorum. Keşke vaktinde söyleyebilseydim."