Andrew Morton'un yazdığı bu biyografiyi okurken şunu düşündüm: Zaman makinesi icat edilmiş olsaydı geçmişe gidip tanışmak istediğim insanlardan biri de hiç şüphesiz Diana Spencer olurdu. Diana'nın hayatında ve bir birey olarak kendini gerçekleştirme mücadelesinde okuyan herkese ışık tutabilecek insancıl ve…devamıAndrew Morton'un yazdığı bu biyografiyi okurken şunu düşündüm: Zaman makinesi icat edilmiş olsaydı geçmişe gidip tanışmak istediğim insanlardan biri de hiç şüphesiz Diana Spencer olurdu.
Diana'nın hayatında ve bir birey olarak kendini gerçekleştirme mücadelesinde okuyan herkese ışık tutabilecek insancıl ve evrensel bir yön var.
Diana'nın toplumda dışlanmaya maruz kalan kişilere (LGBTİ + bireyler, yaşlılar, ruhsal bozuklukları olan kişiler, AIDS hastaları, cüzamlılar, evsizler, ölüm döşeğindeki hastalar vb.) karşı özel bir hasasiyeti vardı. İnsanlarla kolayca empati kurabilen biri olarak onları dışlamıyor, her fırsatta kucak açıyordu.
Halkın Prensesi Diana, yardımseverlik ve hayır işleri konusunda attığı her adımla dikkat çekti ve sahip olduğu kamusal imajını da bu alanlardaki hedeflerini gerçekleştirebilmek için itici bir güç olarak kullandı.
Çağının çok ötesinde hümanist bir vizyona sahip bir aktivist olarak medyatik bir idol olmanın çok ötesinde kendine has bir zarafetle sorumluluk alan bir birey/vatandaş olarak insanların hayatlarına dokundu ve toplumsal farkındalık oluşmasını sağladı.
Yaşamı zor olduğu kadar ilham verici de bir yolculuktu. Hep istediği gibi insanların kalplerindeki kraliçe olmayı başardı.
Mekanı cennet olsun ve huzur içinde uyusun.
📌Alıntılar:
"Daima herkesle iyi anlaşırdım. Bahçıvan olsun, yerel polis olsun veya kim olursa olsun, her zaman sohbet etmek için onlara yaklaşırdım. Babam sürekli, "Herkese bir birey olarak yaklaş ve kimseye üstten bakma," demiştir.
s.43
"İnsanların kalplerindeki kraliçe olmak isterim, birinin dışarı çıkıp insanları sevmesi ve bunu göstermesi lazım,"
s.378
"Kraliyet tarzı daha ziyade resmiyetten uzak, rahat ve erişilebilir idi; sıklıkla kullandığı bir cümle, "Buna kadın dokunuşu lazım," idi.
Onun görüşü, esas itibarıyla, bu erkek egemen dünyadaki problemlerin çoğunun maskülen egonun agresif, gizemli ve genellikle kayıtsız doğasından kaynaklandığıydı. Kadınların sahip olduğuna inandığı içgüdü, tutku, uzlaşma ve uyum gibi faktörler denkleme eklenirse, problemlerin daha etkili biçimde ele alınabileceğini düşünüyordu.
Yeni nesil danışmanlardan etkilenen düşünce tarzı, aynı zamanda da erkek egemen bir kurum olan monarşiye karşı duyduğu bıkkınlık ve evliliğinin başarısız olması sonrası karşı cinse karşı duyduğu kuşkusuz şüpheciliğinden - ki
bu görüşler kadın sığınma evlerine yaptığı özel ziyaretlerince de
perçinlenmekteydi - geliyordu.
s.385
Duygulandıran bir not:
"Umarım cennette iyisindir ve babacığın orda sana göz kulak olacaktır," diyordu. Yanında da notu gönderen küçük çocuğun öğretmeninden onun da babasının aynı gün öldüğünü belirten bir açıklama vardı.
s.422
📌Kitaba dair notlar:
Kitap üç ana kısımdan oluşuyor:
1. Kendi Sözleriyle Galler Prensesi:
Diana ile röportajların düzenlenmiş taslağı
2. Diana'nın Gerçek Hikâyesi:
Biyografinin kendisi
3. Prenses'in Akıbeti:
Kitabın 16 Haziran 1992'deki ilk basımından sonra yaşananlar
4. EK: Kendi Albümünden Fotoğraflarla Diana
📌Diana'nın Sevdiği Kitaplar ve Yazarlar:
Çılgın Kalabalıktan Uzak - Thomas Hardy
Aşk ve Gurur - Jane Austen
Ermiş (Peygamber) - Halil Cibran
Facing Death (Ölümle Yüzleşmek) - August Strindberg
Barbara Cartland'ın kitapları
Daniele Steele'in kitapları
Mikhail Ivanov'un kitapları
Holizm felsefesi ile ilgili kitaplar