⭐Cahit Zarifoğlunun öykü kitaplarını okumak çok zevkli. 💬Düşünce babında uyuştuğumuzdan yahut yaşam tarzı felsefe birligimizden ötürü de yazdığı her bir olay kalbimi cız ettirmektedir. Şu bir gerçek ki, kabul eden olsun olmasın; Eskiden >ahlak vardı, insanlık vardı, sevgi-saygı, beraberinde huzur…devamı⭐Cahit Zarifoğlunun öykü kitaplarını okumak çok zevkli.
💬Düşünce babında uyuştuğumuzdan yahut yaşam tarzı felsefe birligimizden ötürü de yazdığı her bir olay kalbimi cız ettirmektedir.
Şu bir gerçek ki, kabul eden olsun olmasın;
Eskiden >ahlak vardı, insanlık vardı, sevgi-saygı, beraberinde huzur en önemlisi adalet.
Ciddi bir şekilde hiçbirinin artık kalmadığını görmek-bilmek ve bu kitabı okurken de hissetmek çok dokundu bana.
💭Alt tarafı bir öykü kitabı deyip geçilmemeli. Çünkü bir Caillou yahut pepe masalları yok içerisinde. Anlattığı şeyler de iki çocuğun kavgası, yok paylaşmak güzel meselelerini çocuklara aktarmak amaçlı yazılan öykülerden değil.
❕Bana kalırsa 7'den 70'e herkesin okuyabileceği türden.
💫 Bahsedelim;
İçinde, kader, adalet, huzur, İman, fitne fesat dahi konuşmaya çalışan lakin Ahlak ve ilim bilgisiyle bunu yenen, Padişah, vezirleri ve Şeyhul İslamların bulunduğu bir kitap...
📖 (kitaptan) Kılıçla halledemediğimiz işi siyasetle halledeceğiz. Padişahın ülkesine fitne sokup, halkı birbirine düşüreceğiz.
Düşünce ⬇️
Padişahı alimlerden Allah’ın veli kullarından uzak tutup, içine fitne sokarsak, haksız yere idam edilirse birileri, halkta huzursuz olacak dillenmeye ve kendi aralarında bölünmeye başlayacaklardır ✔
Esas mesele baştakinin, adaleti, huzuru, mutluluğu bulması korumasıdır...
Eskiden babadan oğula geçen padişahlık usulünde, oğul yani şehzade öyle bir egitilir ki, "Küçük şehzade" ' de gördüğümüz üzere küçük padişah gibi olurlardı zaten ki, yine o zamana ait bir düşünce olan ve günümüz siyasetçilerin belki de kaçırdığı mesele de yine benim fikrimce şu ki;
"iyi bir padişah olmak büsbütün kolay değildir. Çünkü bütün ülke o padişahtan Sorulur. Köydeki, şehirdeki bütün insanlar, bütün hayvanlar, Hatta ağaçlar, ormanlar, Allah'ın padişaha bir EMANETİDİR! Onlara iyi bakmazsa öteki dünya da mesul olacağını ve kendisine sorulacağını bilir!
" Söyle bakalım, emanetlerimizi nasıl muamele ettin!?" diyerek.
"Din siyasete karıştırlmamalıdır." Düşüncesi, bu düşünceyi kaldırıyor ve Allah korkusu nedir bilmeyenlerin, adalet ve nicesi umurunda olmuyor. İnsan haklarını gözeten eski vakıfların yerine gelenler varsa da hiç bir şey tıkırında ve olması gerektiği gibi hızla çalışmazken insanlık olarak perişan halde olduğumuzu ve Ülkemiz de dahil adaleti zor bulduğumuzu hatta bulamadığımız ortada.
Bir öykü kitabından neler çıkardım :')
+Dava padişaha değil kadıya götürülecek.
-Kadı hakkını yedi, her kime gittiyse hakkını yedi. Baktı ki davasını padişaha götürmekten gayri yol kalmadı. Nasıl getirecek?
+ Kolaydır Şehzadem, Arzuhalini alıp saraya getirecek, babana padişahımız Efendimize arz edecek! Bundan kolay ne var...
🥀 Vay bee. O zamana imreniyorum :'