Evvet. Öncelikle, bu kitapta bir ilki başardım ve kitabın tamamını pdf olarak okudum. ( Kitap takıntısı olan biri olarak bence pdf'ten okumayı başardığım için bir tebriği hak ediyorum🥳😂) Beni buna yönlendiren değerli insana çok teşekkür ediyorum çünkü beni hem kitapları…devamıEvvet. Öncelikle, bu kitapta bir ilki başardım ve kitabın tamamını pdf olarak okudum. ( Kitap takıntısı olan biri olarak bence pdf'ten okumayı başardığım için bir tebriği hak ediyorum🥳😂) Beni buna yönlendiren değerli insana çok teşekkür ediyorum çünkü beni hem kitapları taşımaktan hem de yüzlerce lira harcamaktan kurtarmış oldu.
Beklediğimden güzel çıkan bir kitap oldu.
Basitçe özetleyecek olursam felsefede öne çıkan 100 argümanı ele alan bir eser. Din felsefesinden başlayıp metafiziğe, epistemolojiye, etik konusuna, zihin felsefesine ve son olarak bilim ve dil konularına değiniyor.
Aşağıda beğendiğim birkaç kısımdan bahsediyor ve özetliyor olacağım:
~Pascal'ın Kumarı
Tanrı'nın varlığı hakkındaki diğer argümanlardan farklı olarak Pascal'ın Kumarı, Tanrı'nın varlığını kanıtlamaya çalışmaz. Bu argüman size Tanrı'nın varlığına inanmanın ve bir inanan olarak hayatı sürdürmenin böyle yapmamaktan çok daha iyi bir seçenek olduğunu göstermeye çalışır.
--> Eğer Tanrı varsa ve sen de bir Hristiyan yaşamı sürüyorsan, kurtulacaksın. Bu, senin için neredeyse sonsuz değerli bir durumdur. Eğer Tanrı varsa ve Hristiyanca bir yaşam sürmüyorsan, lanetleneceksin ve sonuçta uğradığın olumsuzluk çok büyük olacaktır. Eğer Tanrı yoksa ve Hristiyanca bir yaşam sürmüşsen, Tanrı'nın var olması durumunda elde edeceklerine kıyasla çok az dünyevi zevkten yoksun kalmış olacaksın. Dolayısıyla Tanrı'nın var olma olasılığı sıfırdan daha büyük olduğu sürece Hristiyanca bir yaşam sürerek ümit edilen kazanç, başka türlü bir yaşamda elde edileceklerden çok daha yüksektir.
~Kötülük Problemi
Tanrı kötü şeyleri yok etmek ister ama bunu yapamayabilir ya da bunu yapabilir ama yapmak istemez, ya da hem yapmak ister hem yapabilir veya hem yapmak istemez hem de yapamaz. Eğer yapmak ister ama yapamazsa, zayıftır -ve bu, Tanrı'ya uygun düşmez. Eğer yapabilirse ama yapmak istemiyorsa, o zaman kindar demektir -ki, bu da aynı biçimde tanrılık doğasına uymaz. Eğer hem istemiyor hem de yapamıyorsa, hem kinci hem zayıf demektir ve bir tanrı olamaz. Eğer hem istiyor hem de yapabiliyorsa, o zaman kötülükler nereden geliyor? Ya da Tanrı onları neden ortadan kaldırmıyor?
~Kötülük Problemine Karşı Özgür İrade Savunusu
P1. Tanrı her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve ahlâki olarak kusursuz olandır.
P2. Eğer Tanrı ahlâki olarak kusursuzsa, o zaman kötülüğe izin vermeden büyük bir iyilik ortaya çıkarması olanaksızdır, Tanrı bu kötülüğü yok etmek istemeyecektir.
P3. Özgür iradeli olarak bir varlığın yaratılması büyük bir iyiliktir (ya da büyük iyiliklerin gerekli önkoşuludur)
P4. Kötülüğün var olmasına izin vermeden özgür iradeli bir varlığın yaratılmasını sağlamak olanaksızdır.
~Aziz Anselmus, Serbest Seçim ve Günah İşleme Hakkı
"Uygun ve avantajlı konumunu kaybetmeyecek durumda bulunan bir kişi, kaybedecek şeyi olan ve uygun olmayan, zararlı konuma düşebilecek durumdaki kişiden daha özgürse" öncülünden yola çıkan Anselmus, günah işleme yetisi olmayan bir iradenin, bu yetiye sahip olan bir iradeye göre daha özgür olduğunu öne sürer. Ardından devamla, bir şey iradenin özgürlüğüne eklendiğinde iradeyi özgür yapmıyor ya da onu özgürlüğün bir parçası haline getirmeyip iradenin özgürlüğünü azaltıyorsa ve günah işleme gücü iradeye eklendiğinde özgürlüğü azaltıyorsa, bu güç ne özgürlüktür ne de özgürlüğün bir parçasıdır der.
~Euthyphron İkilemi
P1. Ahlâki olan, Tanrı onu buyursa da buyurmasa da ahlâkidir.
P2. Eğer ahlâki olan Tanrı buyruğu olduğu için ahlâkiyse, o zaman ahlâk keyfî ve anlamsız bir şeydir.
P3. Eğer ahlâki olan Tanrı buyruğu yerine başka bir nedenden ahlâkiyse, o zaman ahlâki bakış açısına göre Tanrı gereksizdir.
C1. Ahlâk ya keyfî ve anlamsız bir şeydir ya da Tanrı ahlâk için gereksizdir.
~Parmenides'in Değişimi Reddetmesi
Parmenides'e göre herhangi bir değişim ya yok etmeyi ya da yaratmayı gerektirir; maddi bir şeyin var olmayandan değil varlıktan gelmesi (veya tam tersi) ya da bir niteliğin, var olmayandan değil (örneklenemeyen) var olandan (örneklenebilen) gelmesi gerektiğinden. Dolayısıyla herhangi bir değişim hem olmayı hem de olmamayı gerektiren bir şeydir ki, bu da açık bir çelişkidir.
--> Parmenides bu iddiaya karşı önerilen şu açık çözümü öngörüyor: Bir madde ya da niteliğin hem var olması hem de var olmaması çelişik değildir, çünkü, örneğin şu anda "olan", gelecekte ya da geçmişte "olmayan"dır denilebilir. Parmenides, bunun yalnızca değişimde içkin olan çelişkiyi zamanla değişimin düzeyine aktardığını söyler. Değişimi ciddiye almak, geçmiş ve gelecek zamanları gerçek olarak düşünmemizi gerektirir; ne var ki, geçmiş ve gelecek "yok"ken bugün "var" olduğu için, geçmiş ve gelecek bugünden ayrılır. Geçmiş ve geleceği gerçek olarak düşünmenin tek yolu, onları şu anda gerçek olarak düşünmektir, ki bu da onları şimdiye yerleştirir. Dolayısıyla değişim hakkında düşünmek, geçmiş ve gelecek hakkında düşünmek, onları hem şimdide hem de şimdi olmayanda, gerçek ve gerçek olmayan olarak düşünmeyi gerektirir.
~Lewis'in Olanaklı Dünyalar Argümanı
Üzerinde yaşadığımızın dışında başka olanaklı dünyaların olduğuna inanıyorum. Şeylerin olduklarından başka şekillerde olabilecekleri tartışılmaz bir gerçektir. Benim inandığım ve herkesin de inanması gerektiği gibi şeyler sayısız biçimde farklı olmuş olabilirdi. Peki bunun anlamı nedir? Gündelik dil bir açımlama yapmamıza izin veriyor: Şeylerin halihazırda olmuş oldukları tarzın dışında başka birçok olma tarzları olmuş olabilir. (...) Bunlara olanaklı dünyalar demeyi tercih ediyorum.
~Kişisel Kimlik Hakkında Indirgemeci Bir Açıklama
Filozoflar, bir beyin kanaması geçiren kişinin bu olaydan önceki kişiden yalnızca niteliksel olarak mı, yoksa aynı zamanda nümerik olarak da mı farklı olduğu konusunda anlaşamamakta. Yalnızca psikolojik devamlılığımız olduğu sürece aynı kişi olduğumuzu savunan Derek Parfit gibi filozoflar, böylesi bir durumda nümerik olarak farklı bir bütünlüğe ulaşmış olacağımızı söylüyorlar. Bedensel olarak devamlılığı sürdüğü sürece birisinin aynı kişi olarak kalacağını söyleyen Bernard Williams gibi filozoflarsa bu görüşün tam karşıtını savunuyorlar.
~Harry Frankfurt'un Alternatif Olasılıklar Ilkesi'ni Reddetmesi
Aristoteles, Hume, Kant ve başka birçok filozof tarafından desteklenen "Alternatif Olasılıklar İlkesi" (AOİ) şunu söyler: Bir kişi, eğer başka türlü davranabilecek durumdaysa yaptığı şeyden ahlâki olarak sorumludur.
Ancak 1969'da filozof Harry Frankfurt, AOİ'yi reddeden bir argüman geliştirdi. Frankfurt, bir kişinin başka türlü davranamayacağı ancak yine de eylemlerinden ahlâki olarak sorumlu olabileceği koşulları öne sürdü. (...) Müdahale mekanizmasının varlığı, eylemi yapanın farklı biçimde karar verme olasılığını devreden çıkartıyor ancak yine de müdahale mekanizması eylemi yapanın düşünceleri ve sonraki eyleminde rol oynamadığı için, eylemi yapanın bütün ahlâki sorumluluğuna sahip olması ortada görünüyor; dolayısıyla AOİ reddedilmiş oluyor.
~Descartes ve Aziz Augustinus'un Cogito Argümanları
Ne var ki, herhangi bir hayal ya da fantezinin aldatıcı görünümüne kapılmadan var olduğumdan kesin olarak eminim; bunu biliyorum ve bundan memnunum. Bu hakikat karşısında akademisyenlerin "ya yanılıyorsan" diyerek öne sürdükleri argümanlardan korkmuyorum. Çünkü eğer yanılıyorsam, varım. Yanılmayanın var olmayacağı açıktır.
.
.
.
Devamını uzun uzun yazmayacağım. Kitabı okuyanlar ya da okuyacaklar için beğendiğim birkaç yeri hızlıca söyleyip geçiyorum. Araştırmak isteyenler bir göz atabilir ne olduklarına.
~Aristoteles ve Bütün Argümanlara Son Veren Argüman
~Mill'in Yararcılık Kanıtı
~ Hedonizme Karşı Deneyim Makinesi İtirazı
~ Nozick'in Vergilendirme Zorla Çalışmaktır Argümanı
~ Liberal Feminizm
~ Marjinal Örneklerden Ortaya Çıkan Hayvanların Ahlâki Durumları
~ Thomson ve Ünlü Kemancı
~ Rachels ve Ötenazi
~ Leibniz'in Doğuştan Düşünceler Argümanı
~ Searle ve Çince Odası Argümanı