Herkese merhaba. Uzun süre sonra bir kitap gönderisi atmak istiyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın daha önce sadece saatleri ayarlama enstitüsü kitabını okumuştum ki bu kitap yazara hayran olmama yetmişti. Sahnenin dışındakiler kitabına da az çok bu beklenti ile başladım. Yazarı okuyanlar…devamıHerkese merhaba. Uzun süre sonra bir kitap gönderisi atmak istiyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın daha önce sadece saatleri ayarlama enstitüsü kitabını okumuştum ki bu kitap yazara hayran olmama yetmişti. Sahnenin dışındakiler kitabına da az çok bu beklenti ile başladım. Yazarı okuyanlar tahmin ediyorum ki kitabın bazı bölümlerinde "işte bu ben" diye düşünürler çünkü insan tahlillerinin gerçekçiliği, yaptığı gözlemlerin doğruluğu, kaleminin şiirselliği hayrete düşürürken bir o kadar da keyif veriyor. Okurken dile getirmeyi düşündüğüm başka şeyler de vardı ama bunları dilediğim gibi açıklayamam çünkü bunu yapmak için Ahmet Hamdi Tanpınar olmak gerekir!
Yazarı övdük, şimdi kitaba gelelim. Kitap, asıl sahnenin - Anadolu'nun - perde arkasında yani İstanbul'da geçiyor. Anadolu'da milli mücadele çatısı altında vuruşmalar olurken istanbul daha karışık bir haldedir. Milli mücadele karşıtları ile destekçileri, işgal kuvvetlerinin baskıları, işgale uğrayan şehrin işgalciler tarafından değişime uğraması, bu karışıklığın belli başlı sebepleri. Gerçekten insan okurken halkın çaresizliğine sinirle karışık bir şekilde üzülüyor. Evinden atılan adamın "Hata ben de, evden çıkmalıydım." demesi de aslında her şeyi özetliyor. Karakterimiz Cemal de tam bu kargaşanın ortasında aslında hiç de benimsemediği bir mevkiye sahip. Şehrin siyasal durumunu da Cemal'in gözünden okuyoruz. Ve yazar bu durumu tüm açıklığı ve acı gerçekleriyle müthiş bir şekilde sunuyor. Yalnız burada siyasal durumu anlatan bölümlerde çok karakter olması hiçbir zaman dikkatli bir okur olamadığımdan beni biraz zorladı.
Kitapta savaşın gölgesinde diyebileceğimiz buruk bir de aşk hikayesi var. Ben de galiba en çok burayı sevdim. Cemal'in Sabiha'ya olan aşkı okudukça beni etkilemeye başladı. Sabiha karakteri ebeveynleri yüzünden erken olgunlaştığı, hayatı çok çabuk ve çok acı bir şekilde anlamak zorunda kaldığı için zor, talihsiz ve bazen anlaşılmaz bir karakter. Cemal'in aralarındaki bu farkı fark etmeye başlaması üzücüydü. Öyle ki, sabiha'nın evlendiğini duyunca artık umutlanmayacağı için sevinmesi bunu kanıtlıyor. Sabiha'nın talihsizliğine ve Cemal'in beyhude çabasına üzüldüm açıkçası. Savaş ve aşk bir kitaba ancak böyle yedirilirdi. Açıkçası ilk 200 sayfadan çok keyif aldım devamı da iyiydi ama aynı seviyede devam etse benim için efsane listeme girerdi.
Bu kadar gereksiz uzatmam tekrar okuduğumda kitabı hatırlamak içindi. Buraya kadar geldiyseniz tavsiye ederim, gelmediyseniz de tavsiye ederim. İyi okumalarr