J'ai Tué Ma Mére, Türkçe adıyla Annemi Öldürdüm, Maupassant'ın sözüyle başlayıp bir anne ve oğlunun arasındaki inişli çıkışlı hikayeyi anlatıyor. 16 yaşındaki Hubert, anne ve babasının kendisi 7 yaşındayken ayrılmaları sonucu annesi ile birlikte yaşamaya başlamıştır. Anne oğul ilişkisi ilk…devamıJ'ai Tué Ma Mére, Türkçe adıyla Annemi Öldürdüm, Maupassant'ın sözüyle başlayıp bir anne ve oğlunun arasındaki inişli çıkışlı hikayeyi anlatıyor.
16 yaşındaki Hubert, anne ve babasının kendisi 7 yaşındayken ayrılmaları sonucu annesi ile birlikte yaşamaya başlamıştır. Anne oğul ilişkisi ilk başlarda güzel olsa da yaş ilerledikçe pürüzler ortaya çıkmaya başlar. Ortaya çıkan bu pürüzleri kimi zaman Hubert kimi zaman da annesi Chantale oluşturmaktadır. Peki bu pürüzleri ortadan kaldırıp ideal bir anne oğul ilişkisi yaratmak kolay olacak mıdır, yoksa her şey daha da sarpa mı saracaktır?
Xavier Dolan'ın 16 yaşında yazıp 20 yaşında yönettiği, aynı zamanda başrolünü de üstlendiği bu yapım sadece anne oğul ilişkisini değil aynı zamanda otobiyografik, psikolojik öğeler barındırması ve aile kavramının bu kadar gerçekçi aktarılması yönleriyle de gayet başarılı olmuş, kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
Filmde 16 yaşındaki Hubert'in yerine kendinizi koyup tartışmalar içinde yer almanız kaçınılmaz oluyor.
Anne ve oğul tartışırken kimin haklı kimin haksız olduğuna ve ne yapılması gerektiğine duygularınız ve mantığınızla karar vermeniz gerekiyor.
Ayrıca Hubert'in gay olduğunu öğrenip kendinizi Hubert'in yerine koyduğunuzda olaylar daha farklı bir boyut alırken oğlunun gay olduğunu başkasından öğrenen anne için de durum pek kolay olmuyor.
Kısacası filmi izlerken kendinizi birkaç farklı durumun içerisinde bulup olaylara kapılıyor ve kendinizce film karakterleri gibi doğru veya yanlış kararlar veriyorsunuz.
Hubert'in filmde kendi kamerasıyla izleyiciyle diyalog kurduğu kesitler, izleyiciye aktardığı minik şiirler ve alıntılar da sizi kesinlikle etkiliyor.
Aynı zamanda filmdeki geçişler, o geçişlerde sesi yükselip alçalan ve aniden kesilen müzikler benim için hafif gerilim havası oluşturdu ve çoğu yerde gözlerimin dolmasına sebep oldu.
Tüm bunları tatmak için gidin izleyin derim.
Size belki yavaş ilerliyor gibi gelebilir ama derinlerde bir yerlerde sizi etkileyeceğinden eminim.
.
"Yaşam boyu insanı öldürebilen tek bir şey vardır. O da kendi içindeki düşmandır. Ateşten gömlek olan. Ona hükmetmek tıpkı bir sanat gibi. Bizden ne kadar iyi bir sanatçı olur ki?"
.
"İnsan annesini neredeyse bilmeden sever ve bu sevginin köklerinin derinliğinin farkına ancak son ayrılıkta varır." (Guy de Maupassant)
..
Aslında filme dair anlatacağım çok şey var da kelimeleri tam olarak toparlayamıyorum :(
..
Bu arada Xavier Dolan'ın benim için yeri çok ayrıdır. Çok değer verdiğim bir arkadaşımın en sevdiği aktörlerdendir. O yüzden ben de çok seveceğimi düşünüyordum. Fakat daha önce hiç fırsat bulup izleyememiştim. Çoğu filmi de uzun zamandır listemde bulunuyordu zaten. Sonunda oturup izleyebildim ve ben de kendisini gerçekten çok sevdim diyebilirim.