Tüketim toplumu olduğumuz, markalı bir eşya için kendimizi tükettiğimiz bir çağdayız. Sevgiyle dolduramadığımız manevi duygusal yoksunluğu meta hırsıyla aşırı tüketim hırsıyla doldurmaya çalışıyoruz. Sevginin olmadığı bir dünyada insanlarla ilişkilenme yerini mülkiyetlenme hırsı alır.