Spoiler içeriyor
İnsanların normal doğumla değil de kuluçka merkezinde yapay bir yerde dünyaya geldiklerini görüyoruz. Daha kuluçkadan beri bazı işlemlere tabi tutuluyorlar. Uygarlıkta bazı statüler var. Alfa, beta, gama,delta, epsilonslar olarak. Herkese bir yazgı belirliyorlar ve herkes bu yazgılarına memnun halde dünyaya…devamıİnsanların normal doğumla değil de kuluçka merkezinde yapay bir yerde dünyaya geldiklerini görüyoruz. Daha kuluçkadan beri bazı işlemlere tabi tutuluyorlar. Uygarlıkta bazı statüler var. Alfa, beta, gama,delta, epsilonslar olarak. Herkese bir yazgı belirliyorlar ve herkes bu yazgılarına memnun halde dünyaya gelecek şekilde şartlandırıyorlar. Burada özgür iradenin kavramı dikkat çekiyor.
“Kendim olmayı yeğlerim. Suratsız da olsa kendim olayım. Ne kadar neşeliyse de başka biri olmak istemem.
Kendin olabilme özgürlüğü, Verimsiz ve sefil kalma özgürlüğü.
“"Aslında," dedi Mustafa Mond,"siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."
"Öyle olsun ,"dedi Vahşi meydan okurcasına, "mutsuz olma hakkını istiyorum."
"Eklemek gerekirse ihtiyarlama ,çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz ;frengi ve kansere yakalanma haklarını,açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını,tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz.”
Hayatın güzellikleri, kötülükleriyle anlam buluyor. Her şey zıddıyla kaimdir.
“Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.”
“Huzuru, sırf boş bir tatmin ve hiçlikten değil, dengeli yaşamdan, durağan ve dengelenmiş enerjiden kaynaklanıyordu.
Doygun ve yaşayan bir huzur.”
Mutluluğun formülünü insanları aynılaştırıp, toplu bir şekilde hareket etmelerini sağlayıp sadece tüketime hizmet eden insanlar üretmek fabrikada üretilen robotlardan bir farkı olmadığını düşünüyorum. Herkesi aynı yapmanın ve şartlandırmaların amacı insanların yalnız başına kalıp bir şeyler üzerine düşünmemesini sağlamak.
“İnsanların kendi başlarına hareket etmeye başlasalardı, tüm sosyal hayat altüst olurdu.”
“Birey hissederse, topluluk sendeler.”
Hastalıklara engel olmak ve yaşlılığın önüne geçmek dolayısıyla hep genç kalmak.
“Tek başınayken Tanrı’ya inanmak doğaldır; yalnız başına, gecenin bir yarısında, ölümü düşünerek.”
“İnsanların yalnızlıktan nefret etmelerini sağlıyoruz ve yaşamlarını hiç yalnız kalmayacak şekilde düzenliyoruz.”
Müstehceh kelimelerden biri olan annedir yani ailevi ilişkileri anımsatan şeylerden biri. Herkes herkese aittir sloganıyla tek kişiye olan bağlanmanın değersizleştirdiğini görüyoruz. Tek kişiye bağlılık neredeyse utanç kaynağı olarak ele alınıyor. Günümüzde de görülen açık ilişkinin daha uç bir boyutu diyebiliriz.
Kitapta mutlulukla uyuşmayan şeyler olarak bilim ve sanat sayılıyor. İnsanlara ancak kendi oluşturdukları sistemi anlatan kitapları okutuyorlar. Çünkü sanat eserlerinde duygulara yer veriliyor. Cesur yeni dünyada duygulara , tarihe, eskiye ve herhangi bi kan bağına yer yok.
“Acı çekmiş ve kızgın olmalı insan; aksi taktirde gerçekten ustaca, kavrayıcı ve X ışınına benzeyen sözleri bulamazsın.”
“İklim kötü olursa insan daha iyi yazabilir, diye düşünüyorum. Mesela, bol rüzgârlı ve fırtınalı bir yer…”
Sanatın acıdan beslendiğine dair vurguları çok sevdim. Son zamanlarda yas kavramını üzerine okumalar yapıyorum. her kayıp, eğer tam olarak yası tutulabilir ise büyüme ve yenilenme için bir araç olabilir. Acının dönüştürülmesinde sanat bizim için iyi bir yol. Ancak Cesur yeni dünyada acıyla yüzleşmektense hemen kafayı buldurucak somayı kullanıyorlar. Soma günümüzdeki her türlü bağımlılığımıza yorabiliriz. Dertlerimizden kaçmak için bilgisayar oyunlarına sarılmak,alkol, sigara hepsi bizim somamız.
Genel olara kitabı sevdim. Daha fazla distopik dünyaları okumaya hevesli hale geldim. Gayet sürükleyici bir anlatıma sahip. Zihniniz açıkken okumanız gereken bir kitap. Böyle kitaplar insanı düşünmeye zorluyor. Cesur yeni dünya gibi bir dünya çok da uzak görünmüyor maalesef. Günümüzde çoğu manevi olan şeylerin değersizleştirilmesi, soyut olana değil de somuta olan talepin artması ve bunun gün geçtikçe normalleşmesi. Sosyal medya yüzünden insanın bir dakika bile kendiyle başbaşa kalmaması. Bizim ihtiyacımız olan şey kendimizle başbaşa kalabilmektir. Bize tutku,fikir ayrılıkları hatta acı lazım.
Son olarak bu kitaptan esinlenerek yazılmış olan bu şarkıyı bırakıyorum.
https://youtu.be/4iUcfePhof4