Stefan Zweig'in minik öyküler barındıran eseri. İçinde beğendiğim öyküler de oldu beğenmediklerim de. Genel olarak genç kızların olgunlaşmasının konu alındığını gördüğümüz bu öykü derlemesinde ayrıca psikolojik öğeler de bulunuyor. Betimlemeler ise oldukça başarılı. Şimdi de tek tek hepsini yorumlamak istiyorum.…devamıStefan Zweig'in minik öyküler barındıran eseri.
İçinde beğendiğim öyküler de oldu beğenmediklerim de.
Genel olarak genç kızların olgunlaşmasının konu alındığını gördüğümüz bu öykü derlemesinde ayrıca psikolojik öğeler de bulunuyor.
Betimlemeler ise oldukça başarılı.
Şimdi de tek tek hepsini yorumlamak istiyorum.
MÜREBBİYE
Birisi on iki birisi on üç yaşında iki kız kardeşin mürebbiyesi olan Bayan Fräulein (Almanca'da genç bayan olarak karşılık bulan bu kelime aynı zamanda mürebbiye anlamına da geliyor. Eserde de mürebbiyeye bu şekilde hitap ediliyor.) üzerinden iki çocuğun bir uçurumdan düşercesine bir günde büyümesini konu alıyor.
Bayan Fräulein, çocuklara mürebbiyelik yapsa da evde olaylar pek istediği gibi gitmez ve en sonunda tüm ev halkını etkileyen bir olay yaşanır. Bu olay üzerine iki kız kardeş güven, yalan gibi kavramları öğrenirken çok sevdikleri mürebbiyelerinin kaybıyla kederi de öğrenirler.
İki çocuğun büyümesini konu alan bu öykü sadece onla sınırlı kalmayıp bize kardeşlerin arasındaki bağı, çocukluğun saf ve temiz duygularını da aktarıyor.
Ayrıca Stefan Zweig bu öyküsünde hakim bakış açısıyla öyküde sürükleyiciliği de sağlıyor.
YAZ NOVELLASI
Como Gölü kıyısındaki bir otelde genç kıza isimsiz, imzasız mektuplar yazarak onu kendi doğrultusunda kukla gibi kullanan yaşlıca bir beyefendinin anısını anlatan bu öykü söylenmemiş hisleri ortaya çıkarıyor aslında.
Genç kıza yazılan mektuplar kızın olgunlaşmasını sağlarken bir yandan da yaşlı beyefendideki gizli duyguların varlığından söz ediyor diyebiliriz.
Bu öyküyü bir beyefendinin kısa anısını konu edindiği için çok beğendiğimi söyleyemem aslında. Ama betimlemeler aşırı hoşuma gitti ve dünyada gidip görmem gereken yerler listeme Como Gölü'nü de eklememi sağladı.
GEÇ ÖDENEN BORÇ
Tatil için dağ köyüne giden Bayan Margaret'in orada çocukluk aşkı ve tiyatro oyuncusu Peter Sturz ile karşılaşmasını konu alan öykü.
Ev işlerinden, torunlarından yorulan Bayan Margaret kocasının önerisiyle tatile çıkar ve tatil için de dağ köyünü seçer. Burada sessiz ve sakin bir tatil planlayan Bayan Margaret restorandaki akşam yemeği sırasında düşkünler evinden birinin gelmesiyle irkilir. Daha sonradan gelen bu kişinin çocukluk aşkı ve tiyatro oyuncusu Peter Sturz olduğunu öğrenir. Peter Sturz yaşlanmış ve eski değerini kaybetmiştir, herkes onunla dalga geçer. Bayan Margaret ise buna dayanamaz ve gençliğinde Peter Sturz'a olan borcunu da ödemek için ona doğru bir adım atar.
Zamanın insanlara neler getireceğinin bilinmediğini gösteren, karşındakini mutlu etmek için küçük bir adımın bile yeterli olduğunu bize anlatan çarpıcı bir öyküydü gerçekten. Okurken ağladım hatta.
Ayrıca Bayan Margaret'in yakın arkadaşı Ellen'a mektup yazarak bunları anlatması da öyküye hoş bir hava katmış.
KADIN VE YERYÜZÜ
Sıcak, kurak bir yaz gününde yeryüzünün yandığı gibi yanan iki beden bir otelde karşılaşır.
Yeryüzünün yağmura hasreti gibi şefkate hasret olan kız; gece kendisini adamın odasında bulur, yağmur yeryüzünü serinletince kızın da hisleri kaybolur ve o ana dair hiçbir şey hatırlamaz.
Kısa bir öykü de olsa pek akıcı değildi benim için. Çünkü olay örgüsü pek yoktu ve bu da sıkılmama neden oldu.
.
"İnsana mutluluk kadar sağlık katan bir şey yoktur ve en büyük mutluluk da bir başka insanı mutlu etmektir."
.
Bu arada benim okuduğum kitap 83 sayfaydı ama uygulamada aynı kitabın 172 sayfa olduğu yazıyor.
Belki içinde eksik öyküler vardır bilmiyorum. Ben de elimde bulunanı okudum, ne yapayım 😅