Spoiler içeriyor
Filmin konusu çok güzel ama işlenişini ben pek sevemedim. Parkinson hastalığına biraz daha yer verilerek, bir tık daha dram yanı ağır basan güzel bir romantik film yapılabilirmiş bence. Ama maalesef cinselliği daha ön planda tutmaya karar vermişler ve bu durum,…devamıFilmin konusu çok güzel ama işlenişini ben pek sevemedim. Parkinson hastalığına biraz daha yer verilerek, bir tık daha dram yanı ağır basan güzel bir romantik film yapılabilirmiş bence. Ama maalesef cinselliği daha ön planda tutmaya karar vermişler ve bu durum, filmi biraz ucuzlatmış. Bir de ilişki biraz yapay geldi bana, oyunculukları da beğenemedim bi'. Filmde en çok sevdiğim sahne parkinson hastalarının toplantı yaptığı sahne oldu. Jamie ve bir başka parkinson hastasının eşi arasında geçen diyalog düşündürürken hüzünlendirdi.
"A: Parkinson, değil mi?
J: Hayır.
-Yok, karınız.
-Kız arkadaşım. İlk safha
-İyi günler de oluyor, kötü günler de, değil mi?
-Çoğunlukla güzel günler. Siz?
-Eşim. 1973'ten beri. Dördüncü safha.
-Herhangi bir tavsiyeniz var mı?
-Tavsiyeme ihtiyacın yok.
-Öğrenmeye açığım.
-Tavsiyem; üst kata çık, bavullarını topla, güzel bir veda mektubu bırak. Kendine sağlıklı bir kadın bul. *sessizce bakışırlar ve adam devam eder* Karımı seviyorum ama bunu tekrar yapmazdım. Kimsenin sana söylemediği şey, bu hastalık, senin onda sevdiğin her şeyi çalıyor. Vücudunu, gülümsemesini, aklını. Er ya da geç, motor kontrolünü yitirecek. Sonunda kendi kendine giyinemeyecek hâle gelecek. Esas eğlence o zaman başlıyor. Altını temizlemek. Donuk surat. Bunama. Bu bir hastalık değil, bir Rus romanı."
Bu sahne, parkinson gibi, insanı benliğinden çıkaran hastalıkların ciddiyetini ve hastaya bakan kişilerin yüklendiği ağır yükü ve sorumlulukları, insanın yüzüne bir tokat gibi çarpıyor. Gerçekten de cesaret işi böyle bir ilişkiye devam etmek, hayatını ona adamak, adeta onun için yaşamak... Zaten bu konuşmadan sonra Jamie de olayın ciddiyetini fark ediyor ve tedavisi olmayan bu hastalık için kız arkadaşını doktor doktor gezdirip tedavi bulmaya çalışıyor. Bu durum, hastaya bakan kişi için zorsa hasta için bin kat daha zordur sanırım. Kendini yük gibi hissetmek, sana bakan kişinin kendi hayatını rahatça yaşayamadığını düşündüğün için suçlu hissetmek, hastalığının ilerleyen safhalarında başına ne geleceğini bilerek yaşamak ve birine muhtaç olacağını bilmek... Maggie de bunları düşünüyor ve Jamie'ye bir yük olmamak, ona ayak bağı olmamak için ayrılma kararı alıyor. Bu sahnelerde ben de kendimi düşündüm, ne yapardım acaba, diye. Acaba bıkmadan, usanmadan, o kişiye kendini bir yük gibi hissettirmeden, sabırla bu işin altından kalkabilir miydim? Buna bir cevap vermek çok zor. Adamın söyledikleri fazlasıyla gerçekçiydi çünkü. Hastalığın ilk safhalarında insan kendine güvenebilir, sonsuza kadar aynı hislerle devam edebileceğini sanabilir ama maalesef, bu düşüncelerin gerçekçi olacağını sanmıyorum.
Dün dizinin çok bahsi geçtiği için aklıma Gibi'deki bir bölüm geldi izlerken ve bunları düşünürken. Yılmazların bi' arkadaşı, yana yakıla kız arkadaş arıyor ve zorlu bir depresyon sürecinin ardından ruh ikizini buluyor. Sonra kızda bir hastalık çıkıyor ve komaya giriyor, tabiri caizse çocuğun üstüne kalıyor kız. Çocuk, kızı bırakamıyor kimsesi olmadığı için, mecburen bakıyor. Orada da ilk başta, yoğun bir sevgi veya aşk yaşandığı için "Abi bırakamam, nası bırakayım? O benim hayatımın anlamı"yla başlayan süreç, kızın öldüğü gün sevinçten lokma dağıtacak seviyeye geliyor neredeyse. İzlerken "Allah yaşatmasın ama gayet anlaşılır bi' durum ya" olmuştum.
Jamie gibi bir insanın, filmin sonundaki kararı vermesi pek gerçekçi olmamış ama. Hayatı boyunca hep kendi çıkarını düşünen, kendi için yaşayan bir insanın, birden karşısına bir kadın çıkıyor ve bencil karakterimiz de 180 derece değişiyor, öyle mi? Geçiniz efendim, geçiniz. Sadece, yaşlandıklarında ve kadının hastalığı ilerlediğinde kadını ortada bırakmamasını umuyorum...
Duygusal bi' birey olduğum için son sahneyi gözlerim dola dola izledim, her ne kadar içimden "bu karakter, buna dönüşemez." diye düşünsem de. Bitişinde çalan Regina Spektor - Fidelity de çok güzel bir şarkıymış, birkaç gün dinleyip eskitirim bunu ben.