Spoiler içeriyor
Bu roman bir şaheser gerçekten bir Jack London klasiği. Bir yazar konusu ister insanlar ister hayvanlar üzerinden ele alsın bu kadar mı doğru, gerçekçi ve hissiyatlı kitaplar yazabilir. İyi ki bu dünyaya bir Jack London gelmiş. .. Ben Martin Eden…devamıBu roman bir şaheser gerçekten bir Jack London klasiği. Bir yazar konusu ister insanlar ister hayvanlar üzerinden ele alsın bu kadar mı doğru, gerçekçi ve hissiyatlı kitaplar yazabilir. İyi ki bu dünyaya bir Jack London gelmiş.
..
Ben Martin Eden karakterini çok özümsedim bu kitap biz erkeklerinde çektiği sıkıntıları gün yüzüne çıkarmıştır bence ve aşılandığı gibi duygusuz yapımız yok aslında çok duygulu erkekler vardır bu dünyada belki kadınlardan bile fazlayızdır, kıyısından köşesinden Martin Eden’lar gelip geçmiştir işte böyle bir dünyadan..
📖
Kitaba gelecek olursak Martin Eden ailesi ve çevresi tarafından anlaşılmayan desteklenmeyen bir karakterdir. Martin Eden'ın sevdiği kadının dünyasına girebilmek için çabalayan ve kendini ona layık etmek isteyen, sevdiği kadın Ruth ise kendi yaşam statüsüne erişmesi için Martin Eden'a baskı uygulayan bir karakterdir.
Sevginin insana yetmediği gerçeğini sık sık yüzümüze çarpan roman, sevginin yetersizliğini kanıtlar niteliktedir. Sevginin dünyayı değiştireceğine inanlara sözüm. Çevremize hatta kendi içimizde muhasebesini yapalım, bence birbirini tam anlamıyla anlayabilecek ve sevebilecek insanlar dünya üzerinde mevcut değildir, o yüzden ‘sevginin dünyayı değiştireceği’ sözü öyle bir şey olmayışından ötürü bir temenni ifadesinden başka bir şey değildir.
Martin Eden'ın yazarlık için verdiği mücadele, anlaşılmak istediği için giriştiği mücadele, sevdikleri için ve sevgisini ispatlamak için verdiği mücadeleye tanık oluyoruz romanda. Tabii en sonunda kendi adına verdiği mücadeleye yenik düşmüştür. Çünkü verdiği diğer mücadeleler hepsi artık kendisi için boşunadır. Martin Eden'ı en sonunda boşluk duygusuna ve bunalıma iten şey aslında zamanında ihtiyaç duyduğu insanların yanında olmamasıyken, ilerleyen zamanlarda bu insanlar yanında var olsalarda artık onun için bir anlam ifade etmemeleridir. İnsanlarda aradığımız ve dünyada aradığımız anlamları yitireceğiz bir gün.
Romanda benim sevdiğim Joe ve Russ karakterlerinide es geçilmemelidir. Kendi iç yapıları ve yaşadıklarını ele alınırsa bu iki karaketerden bir roman daha çıkar.
Tamamlamış olursak benim fikrimce Martin Eden, Camus’un Yabancı romanındaki Meursault karakterinin başka bir paralel evrendeki dönüşümüdür. Nitekim böyle romanları diğer romanlardan ayıran özellik derin içsel özellikler taşımasıdır. Çoğu zaman kimseden duymayacağımız sözleri ve yaşamları ile bize gerekli duyguyu aktarıp ve bakış açısı katarlar.
⭐️10/10
Alıntılar
📖
“Yoğun ve umarsız biçimde cahili oldukları çok daha büyük bir şey vardı: hayat.”
..
“Muhakemesi, yaşı kadar gençti; halbuki içgüdüleri, en az insanın varoluşu kadar yıllanmıştı.”
..
“Artık yaşım geçti. Ya gerçek neyse onu isterim ya da hiçbir şey istemem. Beni ikna etmeyen bir görüntü düpedüz sahtedir..”
..
“Kendisini daha iyi biri haline getiren kadınlar tanımamıştı daha önce. Tersine onu canavarlaştırırdı kadınlar.”
..
"Korkarım tüccar oldum ben, aşkını ince ölçülere vurup tartıyor ve ne menem bir şey olduğunu anlamaya çalışıyorum."
..
“Hayattan ve kitaplardan onların öğrenip de kendinin bir türlü alamadığı dersin ne olduğunu anlamak istiyordu.”
..
“Her şey onu aşağı çekmeye çalışıyordu.. Evi ve ailesi, tanıdığı herkes, onu hayata bağlayan bütün bağlar. Yakışıksız, keyifsiz bir yaşamı vardı. Oysa o zamana kadar bütün çevresiyle birlikte varoluşunu olduğu gibi kabullenmiş, güzel bir şey olarak yaşayıp gitmişti.”