Spoiler içeriyor
Hayatımın farklı bir döneminde izlesem bu kadar sevmeyebilirdim. Yazan, yöneten, oynayan üçü de aynı kişi. Ben bu durumu iyi değerlendiriyorum çünkü, duygu, mesaj her şey bana geçti. İlk sezon diziye kaptıramadım ama 2.sezon itibariyle gerçekten çok keyif aldım. Diyalogları iyi…devamıHayatımın farklı bir döneminde izlesem bu kadar sevmeyebilirdim.
Yazan, yöneten, oynayan üçü de aynı kişi. Ben bu durumu iyi değerlendiriyorum çünkü, duygu, mesaj her şey bana geçti.
İlk sezon diziye kaptıramadım ama 2.sezon itibariyle gerçekten çok keyif aldım. Diyalogları iyi olan her yapıma bayılıyorum burada da hiç fena değildi.
Fleabag herkesin sevebileceği biri değil. Zamanın moderniteye uyduramadığı dağınık bir karakter. Tek tipleşmemiş, içinden geleni yapıp söyleyebilen, samimi biri. Bu samimiyetinden dolayı ben kendisini baya bi sevdim. Yeri geldi kızdım, arada sırada görmek istemedim ama insan böyle bir şey bence. Herkesi her an sevmek zorunda değiliz zaten. Kusursuz olmaya çalışarak kendini sindiren, tek tipleşen bir tiptense, uyumsuz bile olsa kendine, olduğu kişiye sadık kalan birini tercih ederim. Daha gerçek, daha özgür biri.
Suçluluk, yıkım, dağılma..bütün duyguları neredeyse yaşıyor gibi hissettim sırf bu yüzden bile çok başarılı olmuş.
İçeriğe de biraz yorum yapmak istiyorum çünkü bu diziyi unutmak istemem. Claire bazen sinir bozucu olsa da sevdim. Nihayet biraz kural dışına çıkması hoşuma gitti. Çok verici çok sistemli bir kadın ama tutuk denecek kadar gergin. Uğursuz kocasından kaynaklanıyor olabilir. Uğursuz kocasına dair sevdiğim tek şey son bölümde yaptığı konuşmaydı, Claire dair en sevdiğim şey de diz çöküp "beni bırak" diye yalvarması oldu. Gerçekten ya, kadını bi bırak be adam! İğrenç bir ilişkileri vardı neyin ısrarı gerçekten anlamış değildim. Ne seven var ne sevilen ne bir sevgi ne bir saygı ne de cinsellik. E ne kaldı geriye? Sadece alışkanlık. Bir alışkanlık uğruna mutsuzluk göze alınmamalıydı. İlaveten Claire ile ilgili çok sevdiğim bir an da fleabag'e sadece onun için hava alanına gideceğini söylemesi oldu. Claire sert soğuk biri gibi görünse de aslında iyi biri, kardeşini seviyor biraz da onun gibi olamadığı için kıskanıyor.
Fleabag' in sevgililerini de değerlendireyim. Harry iyiydi hoştu ama fazla feminen ve nasıl desem kararsızdı. Belki biraz da gurursuz. Sonunda kendine uygun birini bulmasına sevindim yanlış yerde beklemektense doğru yeri aramak çok daha iyi.
Dişlek herife çok kuruldum gerçekten çok iticiydi. Fleabag'in "ben her şeyle yatarım" lafının ispatı gibi biriydi resmen.
Küçük meme fetişi olan da ne bileyim ha var ha yok bana hiçbir şey hissettirmedi varlığı.
Papaz içinse 10/10 oyuncu seçimi yapılmış. Hatta rol direkt olarak Andrew scott için yazılmış. Rolü kabul etmese 2.sezon olmayabilirmiş bile. İyi ki olmuş çünkü benim için bu diziyi iyi yapan 2.sezondu. Andrew'a sherlock'tan büyük bir sempatim var o yüzden herhangi bir yapımda ismini görmek izleme ihtimalimi arttırıyor keza öyle de oldu. Andrew dikkatimi çektiği için diziyi izlemeyi düşünmüştüm. İyi ki de izlemişim.
İkili arasındaki diyalogları çok sevdim. Ben hiçbir zaman sevişmezler sanıyordum yanıldım. Yakınlaşmaları hem çok memnun etti hem kalbimi kırdı. "geçer" lafı bi çıt ettirdi. Kimseyi sevemiyorken birini sevip onunla da olamamak üzücü ama yine de sonu beni tatmin etti. Bazı hikayeler tamamlanmadığında iyi bir hikaye olarak anılabiliyor. Zorlanan şeyler kirlenmeye mahkum, bu ilişkiyi mahvetme ihtimalleri vardı. Şimdiyse "geçer"