Dizideki abuklayanları özetliyor bu biraz. Sonunda Türk yapımı distopik bir yapım ya. O kadar çok istiyordum ki türk yapımı distopik/post-apocalyptic bir dizi veya filmin olmasını. Ve sonunda oldu. Bu gurur televizyon dizilerinden nefret edecek kadar bıkmış dizi-filmseverlerin! :D (SPOILER ile…devamıDizideki abuklayanları özetliyor bu biraz.
Sonunda Türk yapımı distopik bir yapım ya. O kadar çok istiyordum ki türk yapımı distopik/post-apocalyptic bir dizi veya filmin olmasını. Ve sonunda oldu. Bu gurur televizyon dizilerinden nefret edecek kadar bıkmış dizi-filmseverlerin! :D
(SPOILER ile Özgür, Yasemin, Artı 1 ve Bulmaca nefreti içerir.)
1. Bölüm, "Galanthus Byzantinus"
Sıcak Kafa'ya gelecek olursak ilk bölüm gayet iyi başlıyor. Hatta o kadar fazla olay oluyor ki diğer bölümlerde ne işleyecekler merak etmiştim. Olayları özetleyen kısa konuşmalar, biraz edebi, biraz felsefi replikler (O sahnelerde aklıma Osman Sonant'ın Leyla ile Mecnun'daki Yavuz karakteri aklıma geldi. Çok benzettim), SMK TV sahnesindeki yayının altında geçen yazıda yayının 8 dakikalı geç yayınlanması detayı çok güzeldi.
2. Bölüm, "Kedi, Kutu, Huni"
İkinci bölümde ise fena olmayan bir tempoyla devam etti. Bir de dizide bir herşeyci var, her şeyi satan bir ticaretci adı sanırım Eroldu, favori karakterlerimden oldu :D. Ayrıca 2. Bölümde Anton'un oğlunun doğum gününü kutlama sahnesi gerçekten çok etkileyiciydi. O sahnedeki müzik, Şevket Çoruh'un oyunculuğu, o sahnenin atmosferi çok iyi yapmışlar. Ama son sahne, Murat'ın metroya biniş sahnesi çok saçma olmuş bence. Keşke hangi olayın somut hangi olayın soyut olarak gerçekleştiğini gösterecek ipuçları falan olsaydı. Ayrıca o havaya doğru yükselme sahnesi neydi skdöaksösms.
3. Bölüm, "6. Bölge"
3. Bölümde ise başlangıçtaki Distopik İstanbul'u çok iyi yapmışlar ama eminim daha iyisi de yapılabilirmiş. O potansiyeli gösterdiler ve Şule'nin radyodaki çiçek konusundaki konuşması aşırı kötü geldi. Çok yapmacık ve edebi olmaya çalışıyormuş gibiydi. Dramatiklik kasılmaya çalışıldığını düşünüyorum.
4. Bölüm, "Yüksek Ateş"
4. bölüme gelelim. Yasemin ve Özgür bu kadar itici de olmasın yaa. Neyse, diğer konulara gelecek olursak. Anton'un geçmişini bu bölümde daha da iyi öğrenmiş olduk. Şevket Çoruh çok iyi oyunculuk sergilemiş. Performansı bence çok iyiydi o sahnelerde. Tebrik ederim. Ayrıca aklıma tekrar Özgür ve Yasemin geldi. Ya bu kadar mı itici olursunuz yaa. Ve de Özgür'ü bulmak için yapılan bulmacalar diziden soğuttu yaa. Yasemin, Özgür ve bulmacalar. Diziden soğutacak kadar kötü şeyler. Özellikle bulmacalardan biri olan vapurdaki soyunma sahnesi. Artık uyarlanan kitapta mı vardı yoksa sonradan mı eklendi bilmiyorum ama aşırı saçma ve cringe sahne. Özgür'le ilk karşılaşılan sahne de aynı şekilde nefreti en yükselere çıkaracak sahnelerden biri. Laubali laubali konuşmalar, itici hareketler falan.
5. Bölüm, "Şafak Söktü, Akrep Öldü"
Özgür ve Yasemin hala iticiliklerine devam ediyorlar. Hiç mi dememişler "Bu karakterler çok itici ve cringe. Dur, karakterleri düzgünce yapalım." falan. "Hele o basketbol oynadıkları sahne... off ne kadar kötü." diyecektim ki. Grup seks yaptıkları sahne geldi. Yani sözde yaptıkları. Ya dışarıda insanlar hastalıktan kırılıyor, korkudan ya kulaklıkları çıkaramıyorlar ya da bir eli kulaklığında olup her an takmaya hazır şekilde yaşarlarken bunlar böyle şeyler yapıyor. Şaka mı aga. "Bir İngiliz, bir Fransız, bir Rus, bir Alman" diye de başlamadılar sahneye. Öyle başlasalar "Fıkraymış." der geçerim ama bildiğin böyle bir sahne var. Bune yani. Aşırı itici. Gittikçe bu kadar kötüleşebilir bir dizi. Ve tabi Özgür iticiliğine devam ediyor halen daha. Bu bölümün tek güzel kısmı son sahneydi. Aşırı gerilimli, olayın geriye dönük bir hikayesinin olduğunun anlaşılması, abuğun gerçekten etkileyici gözükmesi ve Özgür'ün tepkisi. Evet, Özgür ile ilgili ilk defa bir şey beğendim. Şaşırtıcı.
6. Bölüm, "7'ye 13 kala"
Bu bölüm biraz daha hızlı gibiydi. Her şeyci Erol'ün dönüşü efsaneydi. Daha fazla olmasını isterdim onun. Umarım diğer bölümlerde de yer alır. Ayrıca Murat'ın sonunda harekete geçmesi, pısırıklığını bırakması güzel oldu. Biraz akıl ve taktik oyunları olacak gibi. Umarım olur.
7. Bölüm, "Gül ve Diken"
İyi ki bir "Murat harekete geçti, pısırıkluğı bıraktı." dedim. Hemen biri kaktırdı, öylece durdu. Ana karakterlerin güçsüz olmasına dayanamıyorum ve şu s*ldırı planlayan Artı 1'ciler ne kadar da dayanılmazlar yaa. harbiden gittikçe kötüleşiyor dizi. Tabi arada güzel şeyler de oluyor. Mesela 7. Bölümdeki vapur sahnesindeki akıl oyunu ve Murat'ın Fazıl'ı kandırması gibi ve tabii ki Erol'un sahnelerinin fazlalaşması. Müthiş samimi karakter yaa. Bu arada altıncı seviye abuğun hala bir numarası yok. Yani Murat, garip garip halüsinasyon benzeri şeyler görüyor ama hala ne gibi şeyler yaptığını öğrenemedik. Ve de bölümün sonunda patlama oluyor. Fazıl bir plan yapmış ve ortaya koyduğunu görmüş olduk.
8. Bölüm, "Adımın bir önemi yok"
Bölüm başında 6. seviye abuk ile ilgili biraz daha olaylar detaylansa da hâlâ bilinmeyen çok şey var ve bu çok can sıkıcı. Bölümün 2. yarısına geldim. Sonunda 6. seviye abuğun marifetlerini ve gücünü görüp biraz daha şey öğrenmiş olduk. Bir de tahminde bulunayım: Şule Fazıl'ın kızı. Hatta Şule'yi beyaz telefondan arayan kişi büyük ihtimalle Fazıl'dı bence. Erol da yine bu bölümde olması güzel. Veee vee... son sahnede ettiğim tahmin doğru çıktı. Şule Fazıl'ın kızı. Yani büyük ihtimalle. Aralarında bir geçmiş var gibi. Son sahnede bunu anlamış olduk.
Sonuç olarak iyiydi, hoştu. Lakin sürekli dram, edebi sözler peşinde koşuşturmalar çoktu. Normal olarak distopik dizide ne beklersin, distopik şeyler dimi? Ama sanki araya serpiştirmişler gibi. Bu çok canımı sıktı. Daha çok 6. seviye abuk, abuklama nasıl çıktı vs. hakkında şeylerin işlenmesini isterdim. Devamı da keşke 2. Sezona bırakılmasaymış. Kaldı ki iptal edildi zaten.
Puan: 7/10 ✅️