Spoiler içeriyor
Uzun soluklu,bol kan kusmalı ve uçmalı antik Çin dizisi. Uzun bir inceleme yazısı yazdım. Spo da içerir. Uyarımı verdim 😂 Dört Kıta ve Üç Diyar Şeytan Lord’un kaosu altındadır. Acımasız Şeytan her yeri yakıp yıkmaktadır. Hatta öyle bir yıkım gücüne…devamıUzun soluklu,bol kan kusmalı ve uçmalı antik Çin dizisi. Uzun bir inceleme yazısı yazdım. Spo da içerir. Uyarımı verdim 😂
Dört Kıta ve Üç Diyar Şeytan Lord’un kaosu altındadır. Acımasız Şeytan her yeri yakıp yıkmaktadır. Hatta öyle bir yıkım gücüne sahiptir ki gökteki ay bile artık kendini pek göstermez olmuştur. Şeytan ölümsüzlerin kurduğu tarikatları da sıra sıra yok etmektedir. Saldırmadığı sadece iki tane tarikat kalmıştır. Xiaoyao ve Hengyang tarikatları. Bir ölümsüz olan Susu da Hengyang tarikatının bir üyesidir. Sıra Xiaoyao tarikatına geldiğinde kendi babası ve Hengyang tarikatının yaşlı üyeleri el ele vererek Xiaoyao tarikatının liderini Şeytan’ın elinden kurtarmaya giderler. Şeytan Lord’un bu saldırısının asıl sebebi Geçmişin Aynası isimli büyülü bir nesnedir. Kendisine zarar verebilecek tek şey olan Geçmişin Aynası Xiaoyao tarikat liderindedir. Ona zarar verebilecek başka hiçbir şey yoktur.
Susu da yakınlarını kurtarmak için savaşa gider ve Şeytan ile karşılaşır,savaşır. Tuhaf bir şekilde ona karşı koyabilir. Ayna da bir şekilde eline geçer. Aynanın içine girdiğinde kendisinin Seçilmiş Kişi olduğunu öğrenir. Aynanın içinde duyduğu ses ona Şeytan’ın geçmişte iyi biri olduğunu,geçmişe gitmesini ve gelecekte olacaklara engel olmak için Şeytan’ı yok etmesini söyler. Fakat Şeytan’ı tamamen yok etmek için fani bedenini değil vücudundaki şeytan kemiğini yok etmelidir. Bütün yakınlarını kaybeden Susu geçmişe 500 yıl öncesine gider.
Susu bu hayatında Sheng isimli bir devlette yaşayan,çok önemli bir generalin zengin ve şımarık kızı olan Xiwu’dur. Şeytanın ise bir ölümlü olduğu yıllardır. Kendi krallığı Jing’den uzakta, düşman toprakları Sheng’de rehine tutulan Prens Tantai Jin’dir. İkili birkaç ay önce evlenmişlerdir. Şeytan Lord çok güçlü ve korkutucuyken Prens Tantai Jin ise zayıf,hor görülen,aşağılanan, kırılgan biridir. O kadar kırılgandır ki Xiwu bu genç adamın gelecekte Şeytan Lord olacağına inanmakta güçlük çeker.
Susu yani Xiwu, Tantai Jin ile zaman geçirdikçe onu tanımaya başlar. Bu görevini tehlikeye mi atacak? Yoksa duygularını bir kenara bırakıp başarılı mı olacak?
33.bölümün ortasında bıraktık. Ama ben kalan bölümlere de göz gezdirerek sonuna baktım. O kadar uzun ve ayrıntılı bir diziydi ki. Zekice yazılmış bir kurgu var. Bir kez gördüğünüz bir şeyi aklınızda tutmanız lazım,sonra mutlaka karşınıza çıkıyor. Fakat uzun süre hikaye içinde hikaye izledik. Buna gerek yoktu. Mesela 11.bölümden sonra bir konuya girildi. Ve bu konu 18.bölüme kadar sürdü. Kurgu için çok önemli bir noktaydı ama bence çok uzatılmıştı.
Sabredip devam ettim. O arada güzel bölümler gördük. Duygu dolu,zekice işleyen bölümler. Ben ayrıntılı dizileri filmleri severim. Ama burada bir noktadan sonra işlenen ayrıntı gerçekten çok çok fazla olmuş. Hikayenin bu kadar uzamasına gerek yoktu. Üç-dört yaşam evresi izliyoruz. Özünde kalsalar o kadar iyi olurmuş ki.
Romantizm istediğim kadar yoktu. Dram çok ağırlıkta. Bir noktaya kadar dramı çok etkileyici oldu. İki ana karakterin birbirleri için yaptıkları şeyler. Ya da Tantai Jin’in duygusuz doğup duyguları öğrendikten sonra kıza bu kadar aşık olup onun için diri diri mezara girmeye bile razı olması bizleri mahvetti. Ama sonradan bu full dram modu bana çok fazla geldi.
Şimdi de bu 33 bölümde güzel bulduğum şeylerden de bahsedeyim;
Luo Yunxi ve Bai Lu çok güzel rol yapmışlar.
Özellikle Yunxi’nin mimiklerini ayrıntılı bir şekilde takip ettim. Harika olmuş. O kadar asil ve zarifti ki yine. Kendisini ilk Ashes Of Love’da görmüştüm. Ashes Of Love hala favori tarihi Çin dizim. Onun üstüne bir iş bulamadım. Ama Yunxi o günden bu yana kendini çok geliştirmiş. Yunxi’nin Şeytan’ı akıllarda yer edinecek gibi görünüyor.
Bai Lu’yu da övmemek olmaz. Çok iyiydi. İkisinin de izlediğim yere kadar bana geçirmedikleri tek bir sahne olmadı. Bai Lu ve Xu Kai ikilisini de çok severim ama bu çift de çok güzel bir kimya yakalamış. Zaten bu birlikte rol aldıkları ikinci dizileri.
Evren(Zaman) Tanrısı ve Uzay Tanrıçası gibi karakterleri etkileyici buldum.
Bir de dizideki zaman işleyişi konusu var.
Geçmişe giden Susu geleceği şekillendiriyor. Bu konu benim izlediğim yere kadar çok ayrıntılı anlatılmadı. Yani zamanda döngüler ya da kırılmalar var mı göremedim. Ama bence
zekice işlenmişti.
İçimde bir burukluk var. Büyük bir umutla izleyip Ashes Of Love kalitesinde bir iş bulacağımı zannetmiştim. Ama bitiremedim bile...