Bu futbol mu? Anime çıktığı ilk gün erkek kardeşim izle deyip durdu ancak bazı engellerden dolayı ilk bölümü izlemedim. Diğer bölümleri çıktığında da kardeşim izle dedi ama bu sefer benim canım istemedi. Nedenini bilmiyorum ancak izleyesim gelmemişti. Dizi sezona gittikten…devamıBu futbol mu?
Anime çıktığı ilk gün erkek kardeşim izle deyip durdu ancak bazı engellerden dolayı ilk bölümü izlemedim. Diğer bölümleri çıktığında da kardeşim izle dedi ama bu sefer benim canım istemedi. Nedenini bilmiyorum ancak izleyesim gelmemişti. Dizi sezona gittikten sonra, iki hafta önce toplu olarak izledim. İyi ki toplu olarak izledim bence.
Şimdi gelelim Japonların spor dünyasına. Animeye bağlı olarak gitmeye çalışacağım.
Japonlar ne yazık ki fizik, güç sporlarında oldukça yetersizdir. Normalde futbolda iyi olmalarını bekleriz ancak hem zayıf (fiziksel, kas gücü) hem de kısa olmaları nedeniyle yetersiz kalıyorlar. Aslında bunu Asya bölgesinde net olarak görmekteyiz. Baktığımız zaman siyahiler de ise durum tam tersidir. Oldukça atletik, kasları gelişmiş, yapılı olan siyahiler ise spor dalında yükseklere tırmanır. Hatta fiziksel olarak zayıf (kilo olarak) olan siyahiler bile koşu ve futbol alanında çok iyidir. Bu da kas yapısına bağlıdır. Sadece kas değil, kemik yapısının da büyük etkisi var; ince kemikle, kalın kemik elbette bir olamaz. Peki Japonlar ne yapmalı?
Japon milleti irade, azim ve çok çalışmaya inanırlar. Onlara göre bunu yerine getirenler elbet başarılı olur. Hajime no ippo adlı boks animesi, Slam dunk adlı basketbol ve Tsubasa gibi futbol animeleri buna gönderme yapar. Bu animeler elbette Japonların eksik yanına vurgu yapar. Her ne kadar eksiklikleri olsa da denemekten ve çalışmaktan vazgeçmemelerine değinir.
Modern dünyaya bağlı alarak Japonyanın futbol yetersizliğine dikkat çeken Blue lock animesi bize japonların eksik yanını gösterecek. Karakterlerden biri olan Ego adlı kişi blue lock merkezli bir yerde tüm forvet oyuncularını toplar. 300 kişi arasında en iyi forvet oyuncusu seçilecektir. Forvet ise takımda gol atan kişi. Ego'ya göre sahada arkadaşlık değil, egonu konuşturmalısın. İyi golcü olan futbolcular egoisttir. Güya onlardaki futbolcular ego yoksunundan kaybediyor. Aslında biraz haklılık payı görülse de bazı noktalarda mantık hatası oluyor. Futbolun birçok noktalarına değinirken onlardaki birçok eksikliği dile getirir ve eksiklikler konusunda gerçekten haklıdır. Ego adı gibi egodan yana.
Animeyi izlerken aklımda şu soru geçti: futbol gerçekten bir takım oyunu mu yoksa bireysel mi?
Anime de ego ego diye tutturmuşlar ancak ego kavramının hakkını veren karakter yoktu. Yine bildiğimiz klasik takım oyununa döndü. Yani sıradan futbol mantığı oldu. Orada da yine çok mantık hatası vardı. Ego kişisi ego ego diye tutturdukça futbolcularda daha çok takım, bağ, bağlılık gelişiyor.
Mantıksız kısımlara rağmen bölümler ilerledikçe keyifli olmaya başladı ve dikkatimi çekti. Bakalım yeni sezonda bizi neler bekliyor. Açıkçası animeye futbol animesi demiyorum pek çünkü bir tsubasa havası yok. Teorik bilgilerin pratiğe dökülmesi gibi geldi bana. Her ne kadar çok övülen bir anime olsa da benim nazarımda yetersiz. Animenin iyi yanı çizim ve ses efektleri idi. Ancak üç yüz kişiyi de yakışıklı, farklı çizmeleri animenin gerçekliğini yitirmesine neden olmuş. Bu da izleyici çekmek için yapılan bir yol olsa gerek.
Bu arada Isagi adlı baş karakter benim için hayalkırıklığı oldu. Gıcık olduğum bir tip haline geldi. Barou karakteri çok iyi idi ancak bir yerde düştü, sonradan toparlama yapıldıysa da yeterli gelmedi bence. Nagi kadar saçma bir karakter olamazdı, adam futbolu bilmeden futbol oynuyordu. Kısacası karakterler konusunda da mantık hatası var idi. Kişilikleri lafta kaldı. Kimseden pek bir şey çıkmadı.
Animede asıl gönderme: Japon devleti yeterince sporcuların arkasında değil.
Ancak unutulan önemli bir şey var: Futbol bir ticarettir, para için her düzenbazlık yapılır. Futbolun arkasında birçok kirli dolap dönüyor. Siz siz olun futbolu eğlenceli, zevk için izleyin kendinizi çok kaptırmayın.
İzleyecekler için keyifli izlemeler.