Antoine ve Olga şehir hayatından uzaklaşmak amacıyla İspanya'da bir köye yerleşirler. Burada köyün nüfusunun artması ve gelişimini sağlamak amacıyla terk edilmiş evleri tamir ederler ve bir yandan da organik sebze yetiştirirler. Ancak Norveçli bir şirket gelip köye rüzgar türbini yapmak…devamıAntoine ve Olga şehir hayatından uzaklaşmak amacıyla İspanya'da bir köye yerleşirler. Burada köyün nüfusunun artması ve gelişimini sağlamak amacıyla terk edilmiş evleri tamir ederler ve bir yandan da organik sebze yetiştirirler. Ancak Norveçli bir şirket gelip köye rüzgar türbini yapmak isteyince Antoine ve eşi Olga köyün yerlileriyle dozu gittikçe artan bir gerilim yaşamaya başlarlar. Çünkü on yıllardır köy hayatı yaşayan ve rüzgar türbini projesini bir kaçış fırsatı olarak gören köylülerin aksine Antoine ve Olga ekolojik gerekçelerle projeye karşı çıkmaktadırlar.
Film, eğitimliler ve eğitimsizliğe mahkum olmuş insanların savaşı etrafında yabancı düşmanlığı, devlet organlarının görevlerini yapmak yerine kendinden gördüğü taraf lehine hareket etmesi, sınıf farkı gibi birçok konuyu ele alıyor. İlk bakışta salt eğitimli çiftin ne kadar haklı olduğunu anlatan bir film gibi düşünebilirsiniz ancak durum çok da öyle değil. Olayları daha çok evli çiftin yakınından izlesekte özellikle bir sahnedeki yüzleşmeden sonra köylülerin de o kadar haksız olmadığını düşünmeye başlıyorsunuz. Şöyle düşünün, elli küsür yıldır köyde yaşıyorsunuz ve bundan dolayı da bokla tezekle iç içe yaşayıp bok ve tezek gibi kokuyorsunuz. Eğlenmeye gittiğinizde fahişeler bile sizinle birlikte olmak istemiyor. Tam bir proje vesilesiyle bu hayattan kurtulacağınızı düşünürken hayatı boyunca şehirde yaşamış ve sadece iki yıldır köyde olan birisi çıkıyor ve hayallerinizin gerçekleşmesine engel oluyor. İspanyol köylülerin gözünden bakınca üstelik İspanyol bile değiller, Fransızlar... diye düşünüyorsunuz. Adamın sefaletten beli bükülmüş, bok, tezek kokuyor sen çıkıp adama ekolojik denge falan diyorsun. Adam sallar mı ekolojiyi falan sallamaz tabi. Ama öte yandan eğitimli çiftin de haklı olduğunu biliyorsunuz zaten. Ekolojik dengeyi bozacak bir rüzgar türbini yerine köyün kendi kaynaklarıyla ve doğal yöntemlerle gelişimini sağlayıp bu şekilde para kazanmayı umuyorlar. Ama onları asıl ayıran şey, şehirli çift köyde yaşamak isterken, köylüler şehirde yaşamak istiyor. Bir tarafın rüyası diğer tarafın kabusu olabiliyor. Aslen herkes kendisinde olmayanın hayalini kuruyor, en önemli gerçek bu sanırım. Yani değinebilecek daha pek çok detay var ama film seyirciyi bir tarafı tutmak yerine çift taraflı düşünmeye itiyor diyebiliriz sanırım. Yine de daha başlangıçdaki vahşi atın, köylüler tarafından yakalandığı ilk sahneden anlıyoruz ki bir yanıyla da ağırlıklı olarak Fransız çiftin tarafını tutmaya itiyor film. Kısacası aslında film seyirciyi sürekli ikilemde bırakıp, bir çok farklı meseleyi sorgulamaya itiyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Gerçekten mükemmel bir filmdi. Mutlaka izlemelisiniz.