İki sene olmuştu ben okula başlayalı ve Kardelen ile aynı okul, hatta aynı sınıfa denk düşmüştük. O zamandan bu yana değişen çok şey olmuştu. Bunlardan en önemlisi Kardelen'in babası geçen sene yine üzerinde onu sıkan deri ceketiyle ve yine bir…devamıİki sene olmuştu ben okula başlayalı ve Kardelen ile aynı okul, hatta aynı sınıfa denk düşmüştük. O zamandan bu yana değişen çok şey olmuştu. Bunlardan en önemlisi Kardelen'in babası geçen sene yine üzerinde onu sıkan deri ceketiyle ve yine bir kış vakti trene binmiş, Trakya'ya gitmişti. Sürekli iş için yolculuk yapardı. Kendisi avukattı ve son yolculuğunu o gün yapacağını kimse bilemezdi. Trenle Çorlu'ya gidip, belediye otobüsüyle adliyeye gitmişti. İşlerini halledip çıkarken, adliyenin kapısında kalp krizi geçirip oracıkta hayata gözlerini yummuştu. Dağ gibi adamı, dağ gibi başka bir şey durdurmuştu. Yoksa kolay kolay hayata karşı pes edecek birisi değildi. Çok giderdim evlerine ve her gittiğimde içtenliğini iliklerime kadar hissettirirdi. İkinci bir baba edasıyla saçımı okşar, derslerimi sorardı. Kardelen'le aramın bozuk olduğunu hemen anlardı, düzeltmek için ikimizi çağırır bizimle konuşurdu. Ara sıra beni yalnız gördüğünde ona okulda sahip çıkmamı söylerdi. Şimdiye kadar sürekli korumuştum. Her şeyden korumuştum. Çocuklardan, öğretmenlerden, köpeklerden, kedilerden. Korumacılığımı okulla sınırlandırmamıştım. Sokaklardan, arabalardan, yabancılardan korumuştum. Nerede Kardelen'in başına bir olay gelirse orada bitiyordum. İkimiz de çocuktuk. O benim en yakın arkadaşımdı, kardeşimdi. Onun babası da çok iyi duvar olurdu arkasında. Ölünce Kardelen'in yaslandığı duvar yıkıldı ve sonsuzuncu kattan, sonsuz metre aşağıya, sonsuz şekilde düşmeye başladı. O günden sonra hep ben duvar olmaya çalıştım ona. Ama benim duvarım öyle bir duvardı ki, her şey marshmallowdan ve şekerdendi. Tadı güzeldi, yedi. Yedikçe duvarın iskeletinin güçsüz ve olgun olmadığı gördü. İkimiz de gördük bunu. Ama ben hep şekerlerle onu oyalamaya çalışıp, çocuk kafasıyla her şeyin üstesinden gelmeye çalıştım. Bir noktadan sonra yetemedim. Ben yetemedikçe Kardelen bana küstü.
(Kardelen, ben galiba sana hiç yetemeyeceğim.
Not:Kurgudur.)