Spoiler içeriyor
Karnı aç yazarımız kitap yazmaya başlarsa ne olur? Ne olur? Tabiki kitap başlıkları Ayçöreği, Elmalı turta, Kırmızı kurabiye olur. Ya da belki yazarımız aynı zamanda anne olduğu için, tam kitap yazarken çocuklarının canının çektiği yiyeceği kitap başlığı yapıyordur, kim bilir?…devamıKarnı aç yazarımız kitap yazmaya başlarsa ne olur?
Ne olur? Tabiki kitap başlıkları Ayçöreği, Elmalı turta, Kırmızı kurabiye olur. Ya da belki yazarımız aynı zamanda anne olduğu için, tam kitap yazarken çocuklarının canının çektiği yiyeceği kitap başlığı yapıyordur, kim bilir?
Wattpad kitaplarının nasıl da linç yediğini hepimiz biliyoruz. Bu da üç ciltten oluşan bir aşk hikayesinin anlatıldığı Wattpad kitap serisinin ilk kitabı. Çok şükür öyle kadınları ‘mal’ konumuna koyan, o süper yakışıklı ‘psikopat’ erkekleri olan kitaplardan değil.
Hikayemiz, küçük ama zengin bir mahallede büyümüş Sahra’nın üniversite için başka semte taşınması ile başlıyor. Üç farklı karakterde erkeğimiz ile aşk üçgenine giremiyor kızımız, çünkü bu iş dikdörtgen olacak kadar çığrından çıkmış! :) Sağında sağ kolu olan, onun doğduğu andan itibaren her anında yanında olmuş avukat Ahmet, solunda mutlu kelebek kadar narin, hayali kalsaymış daha iyi olacakmış dediği gazeteci Kenan, karşısında ise onun her şeyi olacak derbeder ama bir o kadar çılgın doktor yolunda Emir, nam-ı diğer Romeo. Siz olsanız hangisini seçerdiniz ?
Kitabın arasına
William Shakespeare ‘den Romeo Juliet alıntıları serpiştirilmiş. İyi olmuş mu olmuş ama öyle fazla olmuş ki, bu kitabı okuyunca artık Romeo ve Julieti okumanıza gerek yok! :) Allahtan bir kaç yerde Mevlana sözleri gibi başka alıntılarla süsleme yapmışta, başka bir kitabı okuduğumuzun farkına vardık. Hatta değinmeden geçemeyeceğim; kitabın 111’inci sayfasında Sahra kızımız Mutlu Kelebek Kenan’a şu satırları yazıyor:
“Mutlu Kelebek…
Hiç yıldızları izlediğin oluyor mu?
Ben hemen hemen her gece izliyorum. Hepsi uzaktan aynı görünüyor ama aslında o kadar farklılar ki… Her gece gözüm coşkuyla parlayanların arasında ufak, sönük bir tanesine takılıyor. Kendimi onun yerine koyuyorum. O da etrafında o kadar yıldız varken kendini yalnız hissediyor mudur?“
Keşke kelime haznesini bu kadar zorlamasaydı yazar hanım. Bu koca paragrafı “İnsanların arasında da yalnızdır insan.” Diyerek tek cümleyle Küçük Prens ‘de dile getirmiş .
Neyse, sözün özü, kitap okunulabilir mi, evet okunabilir. İçinde insanı heyecanlandıran küçük paragraflar nadir de olsa var. E bir kurgusu da var, hem de aşk dolu. Günümüz romanlarını en satılabilir yapan konu da bu olduğuna göre, tabi ki kopmadan ilerleyebileceğin bir seri oluveriyor bu kitapta.
İkinci kitabı Elmalı Turtaya başladım. Umarım onda yazarın kendi sözünden çok Romeo Juliet sözleri okumam. Ve umarım esas kızımız Sahra, bu kadar gözü kör karakter olmaktan çıkar.
🌹Sevgili Sahra Hanım; ''Aşk'a uçarsan kanatların yanar!'' demiş Şirazi, Tıpkı sizin gibi.
''Aşk'a uçamazsan kanat neye yarar.'' demiş ona Mevlana.
''Aşk'ı bulduktan sonra kanadı kim ne yapar?'' diye karşılık vermiş Yunus Emre. Söylesenize haklı değiller mi? Belki de o yanmasından korktuğun kanatlar başından beri ona uçman içindir..
🌹Hayatın önüne çıkardığı yol ayrımlarından korkmana gerek yok. Eğer bizi nerede, neyin beklediğini bilseydik bu çok sıkıcı olurdu.
🌹"Şimdi de kendimi aramaya gittim."
"Bulabildin mi?" Başını salladı
"Buldum."
"Nerde buldun."
"𝘴𝘦𝘯𝘥𝘦..."
🌹Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.
🌹_ Binlerce kez iyi geceler sana...
Tam kapıyı kapatmak için arkamı dönmüştüm ki,kulağıma kısık sesi geldi.
_ Binlerce kez beter olsun geceler,eğer senin ışığın yoksa...
🌹Yarayla alay eder yaralanmamış olan.
🌹"...Aşk kelebek misalidir. Kısacık ömründe ışığa olan tutkusu ve ona ulaşması çabası hayatta tutar onu.Ama ulaştığında ise o ışığa dokunmasıyla son bulur yaşamı. Böyle bir kelebek olmayacağım ben. Işığı uzaktan seveceğim tutkuyla. Ama ona yaklaşmayacak ve yanmayacağım.Ya o ateş sönecek ya da benim tutkum!"
🌹Ne Atilla İlhan olabilirim, ne de Nazım Hikmet. Ne sana mecburum diyebilirim, ne de seninle hayatı güzelleştirecek kadar yakınındayım.
🌹Sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, yoksa tutmayacak bir ele uzandığın için kendine mi kızgınsın?"
🌹"Mecnun değilim, lakin çağırırsan çöllere gelirim. Sana yalan halde gelmem, toplarım özümü yalın halde gelirim. Kapıyı çaldığında 'kim o?' dersen, ben olmam kapında sen olur gelirim. Sen gel de yeter ki, yola yük olmam yol olur gelirim..."
🌹"Herkesin dünyaya gelmesinin bir amacı vardır. Mesela İngilizlerin müzik yapmak için doğması gibi. Ya da çikolatanı insanları mutlu etmek için var olması gibi. Ve sen Juliet, sen ve o lacivert gözlerin buraya, hatta belki de bu dünyaya beni kurtarmak için geldin."
🌹"Aşk'a uçarsan kanatların yanar" demiş Şirazi, tıpkı sizin gibi.
"Aşk'a uçmazsan kanat neye yarar" demiş ona Mevlana.
"Aşk'ı bulduktan sonra kanadı kim ne yapar?" diye karşılık vermiş Yunus Emre.
Söylesenize haklı değiller mi? Belki de o yanmasından korktuğun kanatların başından beri ona uçman içindir...
🌹"Öyle bir gülüşü var ki; balık görse unutmaz, kelebek görse ömrü uzar. Öyle bir gülüşü var ki; yaza çevirir kışları, papatyadan taç giyer iklimim..."
🌹…Öyle bir gülüşü var ki; kahve gibi… Bir kez bakınca, hatırını ödemek için kırk yıl yanında olmayı istemek gibi.
🌹"Ey doğru sözlü eczacı !
Gerçekten çabuk etkiliyor ilaçların.
İşte ölüyorum, bir öpücükle..."
🌹Babam demişti ki, birini gerçekten seversen onun yanında nefes alamazmışsın..
🌹Gökyüzüyle denizin birleştiği çizgi vardır ya hani, işte bizim aramızdakiler o ince çizgi gibi. Hem çok yakın ama bir o kadar uzak...
" Bu ayrılmamız hem kalış, hem gidiştir ikimiz için.
Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle,
Ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle..."
🌹"-Neden yaptın Emir? Neden ölmek istedin?
-Bazen ölmek isteyecek bir neden değilde yaşamanı gerektirecek bir sebep bulamazsın..."
🌹"Konuşuyor...
Ey parlak melek, konuş yine!
Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye
Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde
Öylece bakıyorum güzel gözlerine..."
🌹