ELDEN GELDİĞİNCE ÇÖZÜMLEME (NOT: ÇOK UZUN BİR YAZIDIR AMA OKURSANIZ SARACAKTIR BENCE :')) The Shining filminin baş kahramanı, Overlook Oteli'nin kış bekçisi, aynı oteldeki barın müdavimi, geçirdiği ruhsal başkalaşım sonucu gözü hiçbir şeyi görmeyen şiddet yanlısı tarafını net bir şekilde…devamıELDEN GELDİĞİNCE ÇÖZÜMLEME
(NOT: ÇOK UZUN BİR YAZIDIR AMA OKURSANIZ SARACAKTIR BENCE :'))
The Shining filminin baş kahramanı, Overlook Oteli'nin kış bekçisi, aynı oteldeki barın müdavimi, geçirdiği ruhsal başkalaşım sonucu gözü hiçbir şeyi görmeyen şiddet yanlısı tarafını net bir şekilde gösteren karakter.
Kış döneminde otele ulaşım zor olduğu için kapalı tutuyorlar ve günlük bakımlar, rutin yapılması gereken işler için bekçi tutuyorlar. Jack Torrance,
bu işin duyumunu alıp ailesiyle birlikte Overlook Oteli'nin kış bakımını üstlenmek için yolculuğa çıkmıştır. Hem kendisi hem eşi ve çocuğu için güzel bir değişiklik olacağını düşünmüştür.
Kendisi yazmakta olduğu romanını burada bitirebileceğini düşünmektedir. Eşi ve çocukları ise otelin tüm güzelliklerinden faydalanabilmektedir.
Düşünsenize, koskoca otel; sizden başka kimse yok. Dilediğin yere girip çıkabilirsiniz, daha önce yemediğiniz yiyecekleri, içmediğiniz içecekleri yiyip-içebilirsiniz. Evinizde bulamadığınız konforun kat be katını bulabilirsiniz, üstelik kitabınızı yazmak için de bolca zamanınız ve yeriniz olur. Bunlar yetmezmiş gibi size belirli bir ücret de verecekler bu lüks konaklamanız için.
Çok güzel görünüyor değil mi? Malaesef göründüğü gibi güzel olmayabiliyor bazı şeyler.
Dikkatinizi çekerim otelde aylarca siz eşiniz ve çocuğunuz kalıyorsunuz. İnsan yeri geldiğinde yalnız kalmak,
yeri geldiğinde ise farklı simalar görmek isteyebiliyor. Torrance'in değişimine sebep olan en büyük etmenlerden birisi de bu. Yalnız kalmak istediği zamanlarda kalamıyor,
farklı simalar da göremiyor. Torrance'in başına gelen şeyler onun zamanla ruhsal bir metamorfoz geçirmesine sebep oluyor. Bunları evre evre göstermeye çalışacağım sizlere.
I Evre
Jack, ilk otelle görüşmeye gittiğinde ve ondan sonra geçen kısa sürede gayet okumayı- yazmayı seven, düzgün lisanıyla ekran karşısındakileri mest eden,
zamanında edebiyat öğretmenliği yapmış, entelektüel düzeyi yüksek bir birey olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca kendisi gayet sakin, anlayışlı ve mutlu bir görünümle birazcık
olsun insanın içini ısıtmıyor değil. Kendisinin otele gitmesindeki en büyük amaçlarından birisi inzivaya çekilip, bedenini ve ruhunu yazmakta olduğu kitaba odaklamaktır.
Fakat Jack'in iç dünyası, düşünceleri yavaş yavaş değişmektedir.
II Evre
Belli süre geçtikten sonra hayatının rutine binmesi, kitabını yazarken kendisini eşinden ötürü hiçbir şekilde rahat hissedememesi farklı farklı yüzler görme isteğini yerine
getirememesi gibi sebeplerden dolayı Jack Torrance'in ruhsal metamorfozu başlamaktadır. İçerisindeki öfke çıkmak istemekte fakat Jack buna olabildiğince müsaade etmemektedir.
Öfke haricinde, kin, mutsuzluk, doyumsuzluk gibi olumsuz duyguları da içeriden çıkmak için büyük can atmaktadır. Kendisi artık oradan sıkılmıştır. Hatta eşinden sonra yavaş
yavaş çocuğu Andy'den sıkılacaktır ve bunun sonucu olarak kendi hayali arkadaşlarını kuracaktır hayal dünyasında. İlk edindiği arkadaşı Barmen Lloyd ona çok kibar
şekilde yaklaşmaktadır. Hatta Torrance'in cebinde nakit parası bulunmadığını ve içki içmek istediğini, parasını sonra ödeyeceğini söylemesinin ardından Lloyd ona sonsuz bir krediye sahip olduğunu söylüyor. Benim açımdan buradan çıkaracağımız sonuç Torrance'in kendi kendine bastırmış olduğu egosunu da yavaş yavaş gün yüzüne çıkardığıdır. Çünkü Lloyd hayali bir karakterdir ve hayalinde oluşturduğu bu insanın ondan çok daha alt seviye bir karakter olmasını Torrance kendisi istemiştir. Aynı zamanda bulunduğu ortamdaki hayali diğer insanların giyim, kuşamları bardakları tutuş şekilleri bile tamamen bu tür mekanları benimsemiş insanların yaptığı davranışlardı ve Jack ise kendisini buraya ait görüyordu.
Barmenle ilk görüşmeleri uzun soluksuz bir sohbet eşliğinde sonlandı. Lloyd ile yaptığı her görüşmede Jack'in kötülük dolu duyguları
biraz daha ortaya çıkmaktaydı ve son görüşme akabinde Jack tamamen kötülük dolu düşünmeye itmişti kendi kendini. Aslında bunu ne Lloyd ne de III evrede bahsedeceğim karakter yapmıştı. Bunu kendi kendine yaptı. Kendi kendine sıkıldı, kendi kendine ailesinden soğudu ve kendi kendine öfkelendi.
III Evre
Kendi kendini dolduruşa getirdiği, öfkesenin pik noktasını yaşadığı eşine ve oğluna saldırdığı son cinnet evresi. Barmanle yaptığı her görüşmeden sonra biraz daha öfkesine
hakim olamayan Torrance, son pik noktasına garson Delbert Grady ile tesadüf eseri çarpışmasıyla ulaşır. Çarpışırlar, Torrance'in kıyafeti kirlenir ve garson ona temizlemesi için yardım eder. Yardım ettiği sırada da Jack ile sohbet ediyor. Halüsinasyonları (halüsinasyon olup olmadıkları hala tartışılmakta) son derece hızlı bir şekilde artmakta ve cinnete doğru attığı adımlar pürüssüz bir şekilde işlemekteydi.
Artık barmen Torrance'i eşi ve oğlu hakkında kötü düşünmeye sevk etmişti ve barmenin söylediği her kötü söz Jack'in aklına
kazınmaktaydı ve ailesine karşı duyduğu öfke git gide büyümekteydi. Garson, önerilerde bulunuyordu, saldırması gereken zaman gibi etmenlerı de belirliyordu.
Kısaca Jack'in hayal
dünyasında yarattığı bu karakter iyice ele geçirmişti zihnini. Garsona itaat eden, özürler dileyen bir duruma gelmişti. Meşhur, herkes tarafından bilinen kısımda ise cinnet gelişimi
tamamlanmış ve ailesini otelin içinde didik didik baltayla arıyordu. Filmin başındaki Jack ile uzaktan yakından alakası yoktu. Gözlerinin içine bakamayacak derecede irkilmenize
sebep olabilrdi.
Torrance kısaca her duyguyu yaşadı, yaşattı bizlere. Biz ise bazı yerlerde gerildik, bazı yerlerde ise mest olduk ama bence entelektüel tavrından hiçbir zaman ödün vermedi. (Son kısımlar hariç :)
Bu film üzerine çok fazla sayıda konuşma yapılmış, seminerler düzenlenmiş, youtube videoları blog yazıları, makaleler yazılmış ama hala henüz çözülemeyen bir çok noktası var.
Çok fazla mesaj veren sahne, görüntü, konuşma var. Gerçekten dönemine göre değil şu zamanı da katarak söylüyorum. Tüm zamanların en iyi filmleri arasına girecek düzeyde bir film.
Özellikle Jack Nicholson ve diğer oyuncular ustalıklarını konuşturmuş, yönetmen Kubrick ise çoğu şeyin sır olarak kalması için elinden geldiğince çabalamış. Film izlemeye yeni
başlayacak biri iseniz listenizin en başlarına bu filmi koymanızı kesinlikle öneririm.