(SPOILER) İlk olarak filmde de olduğu gibi Gwen'le başlamak istiyorum. Biliyorsunuzdur Gwen, Vulture ile olan fight sonrası polis olan babasına yakalanıyor. Sonrasında Spider-Man 2099 olan Miguel O'Hara tarafından Spider-Man'ler topluluğuna alınıyor. Her ne kadar hak etmediğini düşünsem de mecbur kalındığı…devamı(SPOILER)
İlk olarak filmde de olduğu gibi Gwen'le başlamak istiyorum. Biliyorsunuzdur Gwen, Vulture ile olan fight sonrası polis olan babasına yakalanıyor. Sonrasında Spider-Man 2099 olan Miguel O'Hara tarafından Spider-Man'ler topluluğuna alınıyor. Her ne kadar hak etmediğini düşünsem de mecbur kalındığı için alınıyor. Sonrasında Gwen, Miguel O'Hara'nın verdiği görevleri yaparken aylar sonra Miles'ın evrenine gelip Anomali olan Spot'u etkisiz hale getirmesi gerekiyor. Tabi sonrasında olaylar gelişiyor Gwen üsse geri dönmek isterken Miles onu gizlice takip ediyor ve Miles gelmemesi gerekirken üsse geliyor. Sonrasında Miguel O'Hara Miles'a babasının öleceğini, eğer bu ölümü engellerse "canon event"i bozacağını söylüyor. bu sırada Gwen "Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey" modunda takılırken oklar kendisine çevrildiğinde, Miguel onu evine yollucak olduğunda cingah çıkarıyor. Olay kendisine gelmediği sürece neredeyse sesini çıkarmayacak. Bu tür itici davranışları beni kendisinden itiyor, itici bir karakter oluyor.
Ayrıca Across the Spider-Verse'de sadece Gwen değil daha bir çok karakteri itici bular oldum. Mesela bunlardan biri de Miles. Evet, zaten ergen ama babasının ölümünü engelleyince "düzenin bozulacağını" Miguel anlatmasına rağmen "Kuralları nen koyarım moruk, ben gerçek Spider-Man'im, moruk" kafasına giriyor. Halbuki kendisi anomaliden başka bir şey değil. Çünkü Miles'ın ana evreni olan ve aynı zamanda Prowler Miles'ın olduğu 42 evrenindeki Örümcek, Miles'ın evrenine Spot sayesinde geldi. normalde o Örümcek gelmeseydi, Örümcek, 42 evrenindeki Peter Parker'ı ısıracaktı. Böylece Miles ve Miles'ın amcası Prowler olacaktı. Zaten halihazırda Prowler iken bu sefer Spider-Man'in düşmanı olan bir Prowler olacaklardı. Yani Miles'ın asıl kaderi Prowler olmaktı. Bir de üstüne üstelik Marvel's Spider-Man Miles Morales oyununda ve çizgi romanlarda Miles'a güç ekledikçe ekliyorlar. Yok elektrik vermekmiş, yok görünmezlikmiş, kas gücüymüş. Kaldı ki Marvel's Spider-Man 2'de Symbiot Suit'li Peter'ı bile yenecek. Maalesef SJW kültürü gittikçe efsane dediğimiz karakterleri harcayıp, yeni yetmeleri parlatıyor. Mesela bunu Miles'ın yüzlerce, belki de binlerce Spider-Man'den kaçabildiği sahneden anlayabiliriz. Üflemesiyle Sinister Six'le oyuncak gibi oynayacağını düşündüğüm Spider-Man'ler kovalamasına rağmen bir kaç yıllık "Örümcek Adamcılık" yapan Miles kaçabildi. Cidden mantıklı geliyor mu size? Tabi, Miles'ın yaptıkları ve iticiliği burda bitmiyor. Spot'u Spot yapan aslında biliyorsunuz ki Miles. Miles bir insanı canavara dönüştürdü. Bir bilim insanını spot'a dönüştürerek onun ailesiyle olan ilişkisini yok etmiş oldu böylece. Zaten spot filmde bundan bahsediyor. Yani Miles baştan aşağı bir anamoli ve haksız.
Tabi bunların yanı sıra itici olmak için oldukça uğraşan, kadıköy solcusu havası veren bir karakter var. Spider-Punk. Kendisi çok ucubece davranıyordu. "mOrUk aYkIrıYıM yAa" kafasında olan biri. "Düzene uymamalıyız bro yaa" diye kafa ağrıtan tipler var ya, ha işte bu da o. Muhtemelen kendisi "Spider-Man" olmasa "Elektrik faturası ne ya, ödemicem ben" diyip 1 ay sonra elektrikler kesilince faturasını ödeyecek biri.
Ama tabi her karakter böyle değil, en sevdiğim 2 karakter oldu bu yapımda. Biri Miguel O'Hara diğeri Peter B Parker. bu filmde "Peter B Parker" biraz fazla cıvık olsa da hayattan biraz bıkmış, hayatı görmüş deneyim etmiş, orta yaşlara yaklaşmış, evlenmiş ailesini kurmuş, içinde mükemmel bir duygusallık olan ama bu duygusallığını hafif bayat şakalarla unutmaya, içine gömmeye çalışan Peter Parker "en sevdiğim Peter Parker portesi" diyebilirim sanırım. Bu yapımda da sevdirtti kendisini zaten. Miguel ise sempatimi kazandırdı. Arka planındaki duygusal hikayesi, iyi bir amaç edinip bu amaç uğruna çalışması, diğer karakterlerin aksine aklını kullanan birisi. Ayrıca Miguel haklıyken sanki filmde canavarmış ve haksızmış gibi gösterildiğini düşünüyorum, haksızlık edildi. Tabi devam filminde nasıl olur bilmiyorum. Belki bu amacından sapar, fikirleri değişir. Ha ama kazanması gerektiğini ve haklı olduğunu diğer karakterlerin de anlamasını umuyorum.
Karakterlerden çok bahsettim, şimdi ise "Across the Spider Verse"ün görsel şöleninde sıra. Biliyorsunuz bu yapımın başlıca özelliklerinden bazıları çok iyi animasyon tarzı, renk paletleri, her Spider-Man varyantına özgü çizim şekilleri. Ki bu başlıca özelliklerini hakkını vererek yapıyor. Bu filmde artı olarak karekterler duygu, durum değişikliklerine göre arka planda renklerde değişme olmasıyla güzel bir "görsel şölen" yakalamışlar ama maalesef bazı sahnelerde CGI çok rahatsız etti. Attack on Titan'ın final sezonundaki berbat CGI'lar vardı ya, işte onları anımsattı ama bu o kadar mükemmel animasyonun, atmosferlerin, Sinematografinin ve dahasının yanında bir hiç olarak kalıyor. Mesela Miles'ın evine değil de yanlış evrene yani "Earth 42"ye geldiğini öğrenince oluşan o mükemmel gergin sahne, gerici atmosfer çok iyidi. Bunun yanı sıra o sahnede kullanılan Prowler Soundtrack'i sahneyi tam anlamıyla muazzam yapmış. Sadece bu değil Spider-Man 2099'ın giriş yaptığı kısımlarda kullanılan Spider-Man 2099 Soundtrack'in kullanılması ve Spot'un aşırı güçlendiği evreye geldiğinde kullanılan Spot Soundtrack'i sahneleri mükemmel yapmış.
Bu arada güzel yanlarından biri de detaylardı. Mesela, Miles'ın serinin ilk filminde peter'la kaçarken attığı simit birine denk geliyor. Bu simitin denk geldiği kişi Spot'un ta kendisi. İlk filmde buna kinlenen Spot, yine ilk filmde biz fark etmesek de kendisini Spot'a dönüştüren patlama sonrası Spot'a dönüşüyor ve böylece serinin ana düşmanı oluyor. Bir simit olayı nerelere getiriyor :D
Bir diğer detay ise Miles, geldiği evrenin yanlış evren olduğunu anlamadan önce annesineyle konuşuyor. Sonrasında kendisinin Spider-Man olduğunu itiraf ediyor. Annesi ise o evrende hiçbir Spider-Man olmadığı ve Spider-Man'in ne olduğu bilmediği için şaşırıyor ve Miles'ın dediklerini anlamıyor. Hatta annesi kıyafetine "Comic Con için mi giydin?" diye sorunca Miles, "Comic Con ne?" diye soruyor. Bunun sebebi Miles'ın asıl evreninde Comic Con'un olmayışı. İlk filmde (Into the Spider-Verse) ekip ağaçtan ağaça ağ fırlatarak kaçmadan önce bu detayın konusu geçmişti. Miles, "Comic Con ne bilmiyorum" şeklinde konuşmuştu. İlk filmle bu detayın bağlantılı olması güzel.
Bir çok kez duyduğum şeye de deyiniceğim. Filmin bir sonunun olmayışına yani.
Açıkçası berbat bir sondu. Avengers Infinity War'daki gibi bir son yapılmalıydı. Sonu olmayan film olmamalı yaa. Infinity War'daki bitiş ve Endgame'e geçiş aşaması gibi olmalıydı ama onun yerine sonu olmayan film yapmışlar. Ben artık film sonunda "devam edecek" yazısıyla karşılaşmak istemiyorum. Yapımları artık partlara bölmeyin.
Peki bana göre bu filmin puanı ne? İşte oraya gelecek olursak. Bana göre bu film: 6/10 ☑️