Bil ki ey aziz dostum! Yaratılışın bir gâye üzerinedir. Kainatta var olan hiç bir zerre manasız değildir. Her bir maddiyat, bâtınında bir mana ile kaim olmuştur. Manasız hakikatlerin varlığı insan dilinde "gereksiz" dir. Misal odur ki, Bir kişi kendi bedenine…devamıBil ki ey aziz dostum!
Yaratılışın bir gâye üzerinedir. Kainatta var olan hiç bir zerre manasız değildir. Her bir maddiyat, bâtınında bir mana ile kaim olmuştur. Manasız hakikatlerin varlığı insan dilinde "gereksiz" dir. Misal odur ki,
Bir kişi kendi bedenine göre elbise seçedursun, şayet elbise onun cismine büyük gelir ise onun dilinde bu elbisenin güzelliği maleyânidir. Nitekim gâye, kendi cismine uygun bir libas seçmektir. Binaenaleyh, manasız olan tüm maddiyat her ne kadar güzel olursa olsun gereksizdir.
İşte bu nazar ile kainata bakasın. Hiçbir zerre manasız değildir. Öyle ki, zâhiri îtibâri ile de onu inşa edecek başka sanatkar yoktur. Şüphesiz bu varlık yalnızca gerçek mülk sahibi olan ve tek yaratıcı olan, mutlak sanatların bizzâti şâheseridir. Allah'a yaratmış olduğu her zerre adedince hamd-u senalar olsun.
Tüm bu emsal ile anlatmak gerektir ki,
İnsan ve dünya da, mutlak sanatkârın bir eseridir.
O halde bunlar da bir mâna üzerine yaratılmıştır. Sen bu gâyeyi işte şu misalden anlayasın!
Dünya bir yoldur, ahiret ise menzildir. Yolda gitmeye bir araç gerektir ki, bu insan bedenidir. Aracı sürmeye bir yolcu gerektir ki, bu insanın nefsidir. Yolcuyu dinç tutmaya azık gerektir ki, bu ilimdir. O azığı elde etmeye kudret gerektir ki, bunlar dünyevi meyvelerdir.
O halde insan her daim yolculukta olduğunu bilmeli ve bu dünyanın yalnızca menzile ulaştıran bir yol olduğunu unutmamalıdır. Uzun mesafelere gitmek için yakın mesafeleri aşmak gerektir.
O halde insan bu dünya yolunda yakın olan mesafeyi aşıp, gerçek menzil olan Allah'a ulaşmalıdır.
Yolculuk ederken kendisine yolculuk aracı olarak verilen bedene iyi bakmalı ve yolda kalmamalıdır. Bu aracın bakımı ve onun yönetimi yolcu iledir. Yolcu ise nefistir. Nefis yalnızca bedeni ayakta tutmak üzere görevlendirilmiş varlıktır. O halde onu ilim ile tezkiye etmeli ve kendisi için yaratılan dünyevi meyvelere yalnızca yola devam edebileceği kadar odaklanmalıdır.
Velhâsıl ey aziz dostum!
Bu alemde manasını bilen hakikatini bilir. Kendini bilen niçin yaratıldığını bilir.
Öyleyse nefsini tanı ve onun manasını bil ki, gerçek ve tek hakikat olan Allah'ı tanıyasın.
Rabbim seni çıkmış olduğun bu yolda muvaffak etsin inşallah.
Amin.
Muhammed Ali Dağ