İzlerken o kadarrrrr sinirim bozuldu ki.. Bir filmdeki her şey mi insanı rahatsız eder ya? Ediyormuş işte. İstisnasız her ses beni acayip rahatsız etti. Yemek sesi olsun, basit bir kalem sesi olsun, her şey yaa offf.. Filmi de bir iki…devamıİzlerken o kadarrrrr sinirim bozuldu ki.. Bir filmdeki her şey mi insanı rahatsız eder ya? Ediyormuş işte. İstisnasız her ses beni acayip rahatsız etti. Yemek sesi olsun, basit bir kalem sesi olsun, her şey yaa offf.. Filmi de bir iki dakika önce bitirdim. Hissettiğim duygu tam olarak nasıl tarif edilir bilmiyorum ama sanki tüm vücudum kasılıyormuş gibi geliyor (bu benim rahatsızlık anlayışım)
Ya ablacım sence sorun sadece Kevin’da mı? Kadın zaten çocuğunu istemiyor. Bir sahnede de bahsediyor işte alışmak lazım falan diye de insan çocuğuna alışır mı hiç?? İnsan çocuğunu sever sever. Bence filmin ismi Eva hakkında konuşmalıyız olmalıydı. Kadının Kevin’dan önce kendisini tedavi etmesi lazım.
Ay bilmiyorum sinirim aşırı bozuldu. Filmin sonuna gelince Eva hala evdeki kırmızı lekeleri siliyordu ya, işte o zaman içimden şey diye geçirdim; “Abla gözünü seveyim çıkar şu kanı ya da boyayı, artık her neyse işte”
Tabii filmdeki tek psikolojisi bozuk Eva değil kabul edeyim. Bazı sahnelerde Kevin’a bi tane çakmak istedim. Senin ok atmayı öğrendiğin gün keşke güneş hiç doğmasaymış Kevin.
Ha bu arada film boyunca araya ekleyip durdukları şu kırmızı ışık öneresi sette kimin aklına geldiyse ona iki çift lafım olcak. Şimdilik susma hakkımı kullanıyorum.
Oyuncu seçimi olarak Tilda Swinton (Narnia’daki şirret abla) ve Ezra Miller olmasını sevdim. İkisi de cuk diye oturmuş rollerine.
Film sayesinde artık çocuk doğurma, çocuğu büyütme gibi birkaç fobi de edindim.
Sevdiğin bir adamla yuva kurmak, onun her anında yanında olması, iyi ve uslu çocuklarınızın olması, hep beraber mutlu mesut yaşayıp gitmek.. Belki de bazılarının hayalidir fakat film bunun tam tersini çok iyi yansıtmış.
Bazı filmler vardır. Çok beğenirim ama yalnızca bir kere izlerim. İkinci kez izlemeye kalksam rahatsızlığına tekrar katlanamam ve yarıda kapatırım. Örneğin “Requiem for a dream”. Müthiş filmdir cidden ama bende onu ikinci kez bitirebilecek yürek yok. Bu film de o listeye eklendi. Anneyle çocuğun arasındaki iletişimsizlik çok iyi anlatılmış. Ama ikinci kez izlersem kriz falan geçiririm muhtemelen. Her şeyi tadında bırakmak lazım. 8/10
“-Biliyor musun, bazen çok sert olabiliyorsun.
+Söyleyene bak.
-Evet öyleyim. Kimden kaptım acaba?” (Tüm filmi bu replik özetlemiş resmen)
Not: gömmüşüm gibi düşünmeyin lütfen. Listenizde varsa izleyin. Şans vermeye değen bir yapım.