🎡 17 yaşındaki Simon Spier'ın açılma öyküsü. Simon 17 yaşında, gay biridir. Cinsel yönelimini 13 yaşında keşfetse de bu konu hakkında kimseye bir şey söylemez. Fakat bir gün okulundan Blue nicknameli birisi açılır ve Simon da bunu görüp Blue ile…devamı🎡 17 yaşındaki Simon Spier'ın açılma öyküsü.
Simon 17 yaşında, gay biridir. Cinsel yönelimini 13 yaşında keşfetse de bu konu hakkında kimseye bir şey söylemez. Fakat bir gün okulundan Blue nicknameli birisi açılır ve Simon da bunu görüp Blue ile konuşmaya başlar. İkili birbirlerine destek olurken zamanla aralarında güçlü duygular oluşacaktır. Peki tüm engellere karşı birlikte mutlu olacaklar mıdır? Bu yolda onları neler bekliyordur?
Love, Simon; benim için yeri çok ayrı olan bir film. Çünkü izlediğim ilk LGBT filmi. Bu film Simon ve Blue'nun birbirlerine ilham olması gibi o zamanlar bana da ilham olmuştu ve bu filmden sonra ilk arkadaşıma açılmıştım. Üstelik onların maillerine özenip kendime Twitter hesabı açıp arkadaşlar da edinmiştim. Hiçbir zaman unutamayacağım bu filmi lise zamanlarımda izlemiştim ve bugün tekrar izleyip yorumlamak istedim.
Benim için yerinin ayrı olmasını geçersek eğer gerçekten severek izlediğim bir filmdi. LGBT konusunu duru bir şekilde işleyen, aile ve arkadaş ortamının nasıl olması gerektiğini gösteren, aşkı hissettiren bir filmdi. Ayrıca müzik seçimleri çok hoştu ve kadro aşırı güzeldi benim için.
Hiç sıkılmadan izledim.
Eğer önyargınız yoksa kesinlikle izleyin derim.
Üstelik film, Becky Albertalli'nin "Simon Homo Sapiens'e Karşı" adlı kitabından uyarlama. Ben henüz kitabı okuma fırsatı bulamadım ama kısa zamanda kitabını da okumak istiyorum.
.
"Bazen kendimi bir dönme dolapta tıkılı kalmış gibi hissediyorum. Bir anda dünyanın tepesindeyken birden dibi boyluyorum."
☢️ SPOILER ☢️
Aslında söyleyecek çok bir şeyim yok ama yine de birkaç şey söylemek istiyorum.
Filmin, Simon'ın kendisini tanıtıp normal biri olduğunu söylemesi ve bir sırrından bahsederek başlaması çok hoştu.
Abby, Leah, Nick ve Simon arasındaki arkadaşlık ilişkisi de çok güzeldi.
Blue ile yazışmaları da bence çok iyi oldu ve en azından kendileri için konuşacak birilerini buldular.
Bu konuşmalar sürerken Blue'nun kim olduğunu da Simon ile birlikte biz de tahmin etmeye çalıştık ve ilk izlediğimde açıkçası ben doğru tahmin edememiştim.
Zamanla Martin olayının çıkması ve Martin'in Simon'ı ifşalaması ise hiç hoş değildi.
Burda bir parantez açmak istiyorum.
LGBT bireylerinin açılma konusu filmde de işlendiği gibi bana pek gerekli gelmiyor. Sonuçta heteroseksüel bir birey gidip ailesine veya arkadaşlarına 'ben heteroseksüelim' demediği gibi LGBT bireylerinin de gidip 'ben homoseksüelim' demesi gerekmiyor. Fakat yine de bilinmesi istenen kişilere özel olarak söylenebilir diye düşünüyorum. Ve kişi eğer bunu söyleyecekse de yine filmde işlendiği gibi kendisi istediği bir zamanda, istediği bir şekilde söylemeli. Diğer insanlar bunu ifşalayarak falan bu hakkı elinden almamalı.
Filmde de Martin bu hakkı Simon'ın elinden alıyor. Bu aşırı sinir bozucuydu. Arkadaşları buna tepki gösterse de - Martin yüzünden Simon biraz arkalarından iş çevirmişti - zamanla bu sorun ortadan kalkıyor.
Ailesine açılınca da ilk başlarda zor olsa da sonradan olumlu bir tepki alıyor.
Ailesi ile olan bağı ve bu konuyu anlayışla karşılamaları çok hoştu. Keşke her aile öyle olsa.
Arkadaşları ve ailesi ile arası düzelen Simon ise en sonunda kendisi yaptığı bir açıklama ile tüm okula açılıp yazıştığı Blue'yu bekliyor.
Blue'yu beklediği sahne ve bu sahnenin dönme dolap şeklinde düşünülmesi ince düşünülmüş, aşırı güzel bir detaydı.
Ve en sonunda da Blue gelerek birbirlerine kavuşuyorlar.
🥰