Evet… Zamana yaya yaya izlediğim yapımlardan bilmem kaçıncısıyla geldimm. Bu kadar güzel yapımları izlerken aşka olan inancım tekrar yeşerecek gibi oluyor of… Pek romantik film izlemem. İzleyince de bayıldığım çok az yapım vardır. Artık buna odunluk mu denir yoksa ben…devamıEvet… Zamana yaya yaya izlediğim yapımlardan bilmem kaçıncısıyla geldimm.
Bu kadar güzel yapımları izlerken aşka olan inancım tekrar yeşerecek gibi oluyor of…
Pek romantik film izlemem. İzleyince de bayıldığım çok az yapım vardır. Artık buna odunluk mu denir yoksa ben mi pek bağ kuramıyorum romantik filmlerle, emin değilim.
Ama bu filmi çok sevdim. Ulan ne aşklar var beee diyor insan. O da anca filmlerde… Neyse Harry gibi karamsarlığımı ortaya çıkarmayacağım.
Siz de değer verdiğiniz biri tarafından terk edilmişseniz, çayını çikolatanızı alıp ağlayarak izleyin. Bazen ağlamak da iyi gelir. Hep mutlu mu olcaz ayol..
Of hala filme değinmedim galiba. Şimdi efendim, Harry ve Sally belli aralıklarla hayatlarının bir döneminde karşılaşıyorlar. Harry erkeklerle kadınların arkadaş olamayacağını düşünen biri. Sally de bu düşünceye inanmayan biri. “Ya bu insanla kim neden sevgili olsun?” gibi bir tanışma dönemi yaşıyorlar. (1 gün falan sürüyor) Yani birbirlerini ilk başta sevmiyorlar. Birkaç yıl sonra tekrar bi kez, ondan birkaç yıl sonra da yine karşılaşıyorlar. Hayatlarının farklı evrelerini, bu süre zarfında arkadaşlıklarını, yaşadıklarını ve “acaba bu arkadaşlık aşka dönüşecek mi?” diyerek izliyoruz.
Amma uzattım he konu anlatımını. Ne yalan diyeyim, bu filmden bu kadar umutlu değildim aslında. Fakat her yerde gözüme gözüme girdi. Evrenin de işaretlerine karşı gelinmez tabii. Ama çokkk sevdimmm. (Evren 1-Babette 0)
Keşke 100 saat falan olsaydı. Ne izleyeceğim şimdi ben? Konfor filmim de bitti.
“İlk görüşte aşk var mıdır acep? Hani birini görünce cidden işte o insan bu diyebilir miyiz?” diye düşünmeden de edemiyor insan.
İtiraf edeyim, Sally ve Harry’nin birbirleriyle ilgili neyi sever, neyi sevmez diye her şeyi bilmelerine aşırı imrendim. (İnsanların benimle ilgili küçük detayları hatırlaması>>>)
Harry’e bayıldım resmen. Hazırcevap olması, kafa yapısı.. Her şeyi müthişti. Ben de bir Harry istiyorum.. (Gökten zembille iner inş)
Hmm, düşünüyorum başka neye değinmem gerek diye.. Bilemiyorum ya. Listenizde varsa mutlaka şans verin. İçinizi ısıtacak bir yapım. 8/10
Filmin başında Louis Armstrong’un “Love is here to stay” parçası mükemmeldi..
“-Amanda karamsardır demişti.
+Onu da bana çeken de buydu.
-Karamsarlığın mı?
+Tabii. Sen karamsar değil misin? Belki sen i’lere nokta yerine küçük kalpler koyan bir iyimsersin.
-Ben de diğer insanlar kadar karamsarım.
+Öyle mi? Yeni bir kitap alınca daima son sayfasını okurum. Eğer bitmeden ölürsem sonunu bileyim diye. Dostum, işte bu karamsarlıktır.”
“-İlk tanıştığımızda senden çok hoşlanmamıştım.
+Ben de.
-Doğru değil. O zaman çok gergindin. Şimdi çok daha yumuşaksın.
+Bu sözden nefret ederim. İltifat gibi görünür ama aslında hakarettir.
-Tamam, hala kaya gibi sertsin.” (İlahi Harry cjsndknsjd)
“-Ve 40 yaşında olacağım. Bir gün.
+8 yıl sonra.” (Böyle yazınca çok anlamsız geliyor ama seyredince boşluğuma gelmişti)
“Hava 20 dereceyken üşümeni seviyorum. Bir buçuk saatte sandviç sipariş etmeni seviyorum. Deliymişim gibi bakarken kaşını kıvırmanı seviyorum. Seninle beraber olunca giysime parfümünün sinmesini seviyorum. Ve gece yatmadan önce konuştuğum en son insan olmanı seviyorum. Ve yalnız olduğum için ya da yılbaşı akşamı olduğu için değil. Çünkü hayatının kalanını birisiyle geçirmek istediğini fark edince hayatının geri kalanının bir an önce başlamasını istiyorsun.”