Kitabı okurken hakkında o kadar konuşma ihtiyacı hissettim ki şu an okumaya ara verip bu yorumu not düşüyorum telefonuma. Ben bir kitaba vuruldum a dostlar!!! Okurken hiç böylesine kör olduğumu hissetmemiştim. Sorun miyop olmam falan değil. Dünyayı görmek, hissetmek için…devamıKitabı okurken hakkında o kadar konuşma ihtiyacı hissettim ki şu an okumaya ara verip bu yorumu not düşüyorum telefonuma.
Ben bir kitaba vuruldum a dostlar!!!
Okurken hiç böylesine kör olduğumu hissetmemiştim. Sorun miyop olmam falan değil. Dünyayı görmek, hissetmek için istikrarla çalışan böyle bir ruhun güzelliği karşısında ezildim resmen.
O kadar düz (tabii herkese ait değil lafım) yaşıyoruz ki.. Sabah doğan güneşin, yağan yağmurun, ya da içtiğimiz kahvenin bize verdiği zevki görmezden geliyoruz. Oysa yaşamaya değer birçok şey vardır. Şu sıralar çoğu insan hayatının nasıl monoton olduğundan ve artık her şeyden sıkıldığından şikayet ediyor. Kitabı okurken hayatımızı sıkıcı hale getirenin asıl biz olduğumuzu fark ettim.
Müthiş bir şey bu.. Neyse gidip devam etmem lazım. Meraktan başka şeye odaklanamıyorum.
Düzenleme; Kitap bitti.. İçimde bi hüzün bi de geçirdiğim şokun etkisi var. Ağlamak isteyip ağlayamama gibi bir sorun da var tabii
Kitabı okurken renkler hakkında uzun uzun düşündüm. Evet, bildiğimiz renkler. Hani yeşil, kırmızı, turuncu.. Meğer ne dikkatsizmişim bunca zaman. Kitapta Gertrude göremediği için renkleri hayal etmekte baya zorlanıyor. O an düşündüm, ben de göremesem ve kırmızının nasıl bir şey olduğu anlatılsa, muhtemelen ben de hayal edemezdim. Ve işte o zaman hiçbir zorluk yaşamadan bunca şeyi görmenin nasıl kıymetli olduğunu anladım.
Kitap çok kısa evet. Bir çırpıda bitirirsiniz ama bir çırpıda unutabilir misiniz, orası meçhul. Okurken sürekli yeni şeyler farketmemi, sorgulamamı sağladı. Üstüne uzun uzun düşünebilmem adına hemen bitirmedim.
Hikayemizde sık sık günah konusuna değiniyor. İnsan doğası gereği devamlı günah işleyen varlıktır. Suçluluk psikolojisi, yaptıklarının sonucunda karşındakinin acı çekişi, bunu görünce yaşadığın pişmanlık… Yazarın alnından öpesim geldi. Muazzam anlatmış hepsini.
Üstüne konuşulacak çok şey var da ben en iyisi lafı daha fazla uzatmayayım. Biraz daha uzanıp boş boş duvarı seyredeceğim. 9/10
Gözleriniz ve ruhunuzu sevmeniz dileğiyle. 🧡
“Ben sadece, insan ruhunun güzelliği, rahatlığı ve uyumu; her yeri karartan, bozan, lekeleyen ve bu dünyayı paramparça eden kargaşa ve günahtan daha kolay ve daha istekli hayal ettiğini söylemek istiyorum.”
“Kötülüğü bilmeseydi ne de mutlu olurdu insan!”
“-Dünya gerçekten de kuşların anlattığı kadar güzel mi? Neden bunu daha sık dillendirmiyoruz? Neden siz, bana böyle olduğunu söylemiyorsunuz? Bunu göremeyeceğim için üzülmemden mi korkuyorsunuz yoksa? Yanlış düşünüyorsunuz. Kuşları iyice dinliyorum; söyledikleri her şeyi anladığıma inanıyorum.
+Bunu görebilenler, senin kadar iyi işitemezler Gertrude'cüğüm.”
“-Gözleri olanlar mutluluklarının farkında değiller.
+Benim gözlerim yok, ama işitmenin getirdiği mutluluğun farkındayım.”
“Ruhumuzun hayaletlerine ve canavarlarına kulak asmadan gerçek fenalıklarla yetinseydik, hayat ne kadar güzel, sefaletimiz de katlanılır olurdu... Ancak, bir vaaz konusu olabilecek bu fikirleri buraya kaydetmeyi bırakıyorum (Matta Incili 12:29: "Endişeli bir ruhunuz olmasın.””
“-Onun yaşında ne arzuladığımızı bilebilir miyiz ki?
+Sonraları da hep bildiğimiz söylenemez.”
“Nasıl olur da tam olarak aynı hayatı yaşayan ve birbirini seven iki varlık birbirlerine karşı böylesine gizemli ve aralarına duvar örülmüş gibi kalabilir (ya da bu hale gelebilir) diye de düşünüyordum.”
“Ben mutlu olmak istemiyorum. Bilmeyi tercih ederim. Göremediğim, üzücü olduğu kesin pek çok şey var; ama bunları benden saklamaya hakkınız yok. Bu kış aylarında uzun uzadıya düşündüm. Anlıyorsunuz ya, dünyanın, sizin beni inandırdığınız kadar güzel olmadığından, aslında o güzelliğin çok uzağında olduğundan korkuyorum peder.”
“Ağlamak istiyordum, ama kalbimin bir çölden bile daha kurak olduğunu hissettim.”
“Ellerim boş, aklımda bi sen
İmkansız odaklanmak sen varken
Rüzgarına açalım bi yelken
Gidelim nereye dersen”