George Orwell’ın meşhur 1984 isimli romanından uyarlanmış olan 1984 yapımı film. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, kitabı okumadan izlenmemesi gereken filmlerden biri. Orwell’ın totalitarizm eleştirisi olan 1984, sağ-sol fark etmeksizin, sınırsız yetkiye sahip iktidarın ne derece yozlaşabileceğinin tehlikelerine dair bir…devamıGeorge Orwell’ın meşhur 1984 isimli romanından uyarlanmış olan 1984 yapımı film.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, kitabı okumadan izlenmemesi gereken filmlerden biri.
Orwell’ın totalitarizm eleştirisi olan 1984, sağ-sol fark etmeksizin, sınırsız yetkiye sahip iktidarın ne derece yozlaşabileceğinin tehlikelerine dair bir uyarı metnidir.
Filmde her ne kadar süre kısıtından dolayı eksik ve işlenemeyen noktalar olsa da kitabın distopik atmosferi son derece başarıyla işlenmiştir. Filmi izlerken kendimi zaman zaman içinden çıkılması mümkün olmayan bir hapishanede hissettim. Aslında, Okyanusya’da bundan hiç farksız değildi...
Totaliter iktidarların, iktidarlarının meşruiyetini arttırmak için izledikleri "kişi kültü" propagandasının somut bir karşılığı olan "Big Brother", tarih severlere sanıyorum ki "Führer" ve "Duçe”yi hatırlatacaktır.
Okyanusya’da, her şeyin üstünde olan ve her şeyin en doğrusunu her zaman bilen yegâne varlık "Parti”nin buyruklarına sorgusuz sualsiz itaat şarttır. Partinin düşündüğü gibi düşünmeyen, yap dediğini yapmakta biraz bile imtina eden bireyler, günahların en büyüğü olan düşünce suçunu işlemekte ve Oda 101'e gönderilmektedirler. Oda 101'de ne olduğunu ise herkes bilmektedir.
Doğu Asya ve Avrasya ülkeleri 1984 evreninin diğer distopik süper güçleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Eğer Okyanusya, Doğu Asya ile barışıp Avrasya ile savaşa girerse geçmiş değiştirilmektedir. Kayıtlardan Doğu Asya ile savaşta olunan gazete başlıkları yok edilmekte, yerlerine Avrasya ile ilgili düşmanca haberler konmaktadır. Ne de olsa, Okyanusya hiçbir zaman Doğu Asya ile savaşmamıştır, aksini düşünenler ise düşünce suçlusudur!
Okyanusya’da kelime külliyatı büyük bir hızla değiştirilmekte ve dildeki kelime sayısı her yeni basımda daha da azaltmaktadır. Bu durum, kelime israfının azaltılması olarak açıklansa da esas gerçek bundan çok uzaktadır. Parti, kelime sayısını azaltarak, vatandaşlarının düşünme yetilerini zayıflatmakta, böylece itaatlarını garanti altına almayı amaçlamaktadır. Ne kadar az kelime, o kadar çok bağlılık!
Düşünce suçlularının başına gelen kayıtlardan yok edilme olayının tarihçesi Antik Mısır’a kadar dayanmaktadır. Latincesi "Damnatio memoriae" olan bu durum, kişinin isminin geçtiği bütün belgelerin silinmesi, tapınakların ve heykellerin yıkılmasıdır. Böylece lanetlenen kişi, aslında hiç var olmamış bir insan durumuna düşürülmektedir. Örneğin Sovyetler Birliğinde, Stalin’in arasının bozulduğu kişiler fotoğraflardan silinmiştir. Stalin’in kimi fotoğraflarında bulunan abes boşlukların sebebi de özünde budur.
Sonuç olarak, Orwell’ın uyarılarını her vatandaş dikkate almalı ve özgürlüklerini canı pahasına savunmalıdır. Yoksa, dünün distopik düşünceleri, bugünün gerçeği, geleceğin ise ütopyası olabilirler.