'Işk ile virân iden göñlini ma'mûr istemez Hatırın mahzûn iden bir lahza mesrûr istemez Hâk-sâr olup hevâ-y-ile gubâr olan göñül Hâk-i râh-ı yârdan bir dem özin dûr istemez Hoş gören âkıl fenâ tavrını şöhret gözlemez Künc-i uzlet isteyen kendüyi meşhûr…devamı'Işk ile virân iden göñlini ma'mûr istemez
Hatırın mahzûn iden bir lahza mesrûr istemez
Hâk-sâr olup hevâ-y-ile gubâr olan göñül
Hâk-i râh-ı yârdan bir dem özin dûr istemez
Hoş gören âkıl fenâ tavrını şöhret gözlemez
Künc-i uzlet isteyen kendüyi meşhûr istemez
Lâl-i nâba meyl kılmaz bağrını pür-hûn iden
Dâmenin pür-eşk iden lû-lû-yı menşûr istemez
'Işk nakdi bir hazinedür aña yokdur zevâl
Mâlik olan 'Avniyâ bir gence gencûr istemez
Avni ( Fatih Sultan Mehmed Han )
1. Gönlünü aşk ile viraneye çeviren kişi, (bir daha) onun mamur (imar edilmiş) olmasını istemez. Hatırını hüzünlere alıştıran da (artık) onun bir an bile sevinçli hâle gelmesini istemez.
Gönül, divân şiirinde genellikle eve, saraya, ülkeye teşbih edilir.
Bu beyitte de aşığın gönlü, gam yüzünden viran olmuş bir eve, aşığın hatrı da o evde oturan hüzünlere batmış bir insana benzetilmiş.
2. Aşk yüzünden toz toprak gibi yerlere serilen gönül, (çektiği âhların rüzgarı ve döktüğü gözyaşlarının seli sebebi ile) sevgilinin yolunun toprağından bir an bile uzak kalmak istemez.
Bu sebeple, aşka tutulan gönül âh edip gözyaşı dökmez ki, âhının rüzgarı ve gözyaşının seli, toprak olmuş bedenini sevgilinin yolundan uzaklaştırılmasın.
3. Fânilik yolunu seçen akıl sahibi kişi, şöhrete gözünü dikmez; çünkü uzlet köşesinde oturma(nın güzelliğini) idrak eden kişi dillere düşmeyi asla istemez.
4. Bağrını (aşk yüzünden) kanla dolduran (âşık), saf yakuta (artık) ilgi duymaz. Eteğini gözlerinden akan yaşlarla dolduran kişinin de dizi dizi incilere ihtiyacı kalmamıştır.
5. Ey Avni; aşk akçası (aslında) tükenmeyen bir hazinedir. (Ona) sahip olan kişi, (artık) hiçbir (gerçek) hazinenin bekçisi olmak istemez.
Avni'ye göre, asıl zenginlik ve varlık, aşktır. Aşk dışında bütün değerli varlıklar gelip geçicidir ve bu dünyevi zenginliklere sahip olmak aslında hazine bekçiliğinden başka bir şey değildir.
Beyitte hadis-i Kudsi olan;
كُنْتُ كَنْزًا مَخْفِيًّا فَخَلَقْتُ الْخَلْقَ لِيَعْرِفُون۪ى
Ben gizli bir hazine idim. Bilineyim diye mahlukatı yarattım. (Süyûti, ed-Dürerü'l-Müntesire, s. 125; Ali el-Kàrî, el-Esrârü'l-Merfûa', s. 273)
ifadesine telmihte bulunulmuştur.