Spoiler içeriyor
Romanın ana karakteri hatrı sayılır bir konuma sahip Tokyolu bir ailenin oğlu. Henüz 19 yaşında ama çoktan hayattan yorulmuş. Yaşamına son vermek istiyor,bunu defalarca denemiş. Ama her seferinde bedeni yaşamak istediğine dair tepkiler vermiş. Bu yüzden belki doğal bir yolla…devamıRomanın ana karakteri hatrı sayılır bir konuma sahip Tokyolu bir ailenin oğlu. Henüz
19 yaşında ama çoktan hayattan yorulmuş. Yaşamına son vermek istiyor,bunu defalarca denemiş. Ama her seferinde bedeni yaşamak istediğine dair tepkiler vermiş. Bu yüzden belki doğal bir yolla ölebilir diye evini terk ediyor. Sonra ise insanlardan uzak bir yere gitmeyi düşünerek sadece yürüyor. Ve yolda orta yaşlı bir adamla karşılaşıyor. Adam gence madende bir iş teklif ederek çok para kazanabileceğini söylüyor.Genç için paranın hiçbir önemi yok. İlk iki fikrinden -ölüme yakın olma ve insanlardan uzaklaşma fikrinden- çok uzaklaşmadan bu işi kabul ediyor. Yerin derinliklerine,insanlardan uzağa,karanlığa gidecek ve belki de karanlıkta ölebilecekti. Böylece üç fikri de birbirinden kopmadan gerçekleşebilecekti.
Madene gittiğinde onu çok başka bir hayat karşılar. Kendini sürekli küçümseyen ama aslında ana karakterimizin kendinden aşağıda gördüğü eğitimsiz maden işçileri,gece rahat vermeyen tahtakuruları,yutmakta zorlandığı tuhaf pirinç ve vahşi maden işçilerinin hergün şahit olduğu,kimisine de zorla izlettirdikleri cenaze törenleri...Madenin kendisi ise başka bir mesele. Cehennemin ta kendisi. Karanlıkta karınca yuvası benzeri deliklerden boğularak ve ıslanarak yerin yedi-sekiz kat altına iniyorlar.
Burada gördüğü şeyler ve tanıştığı kişiler ana karakterimizin intihar etme fikrini değiştirmeye başlar.
Kitabın yazılma şeklinden dolayı Soseki‘nin kendi anılarını anlattığını,harbiden gençken intiharın eşiğine geldiğini ve bir madende çalışma tecrübesi olduğunu sandım. Çünkü betimlemeler çok başarılı ve gerçekçi. Kendi kendime “Bu Japon yazarlar neden bu kadar depresif ve intihara meyilliler” bile dedim. Ama meğer öyle değilmiş. Soseki bunları bir madencinin anlattıklarından esinlenerek yazmış. Bu arada bu bir işçi romanı vs değil. Onu da belirteyim.
Benim kitaptan beklentim daha başkaydı. Daha çarpıcı şeyler ve olaylar bekliyordum ama kitap bireysel bir yolculuk hikayesi gibi. Yine de beğenerek okudum.
Şimdi burada ayrıntıya gireceğim. Kitabı okuyacak olanlar burayı okumasın***
Kimsenin acısını vs hafife alıyor değilim ama gencin ölmek istemesinin sebebi iki kadın arasında kalmasıymış meğer. Bunu da belirteyim dedim.
Ben hep kitapta çok keskin bir nokta olacak ve ana karakterimiz aşağıda gördüğü vahşi maden işçileriyle empati kuracak sanıyordum. Genç,madende geçirdiği sadece bir günün sonrasında ölmekten vazgeçti. Ama aslında sebebi “burada” ölmek istememesiydi. Ona göre burada ölmek kendine haksızlık etmekti. Kendisi daha görkemli bir yerde ölmeliydi. Yani ana karakter son ana kadar kendini yukarıda ve maden işçilerini de canavar olarak görmeye devam ediyor. Sadece sonlara doğru geldiğimizde kendini sıradan ve özel olmayan biri olarak görmeye başladı. Her şey “kendisiyle” ilgili.
Bu arada madende işçilik de yapmadı. Sağlık kontrolü geçemediğinde eğitimli olması sebebiyle muhasebeci olarak çalışmaya başladı. 5 ay sonrasında ise Tokyo’ya geri dönmüş.