Çok akıcı ve güzel bir kitap tek kelimeyle bayıldım insanları sevmem ama bu kitabı okuduktan sonra kusurlarımızın aslında bizi insan yapan şey olduğunu fark ettim yani aslında bana büyük bir aydınlanma sağladı gerçekten çok güzel bir kitap şimdi konumuz ne:…devamıÇok akıcı ve güzel bir kitap tek kelimeyle bayıldım insanları sevmem ama bu kitabı okuduktan sonra kusurlarımızın aslında bizi insan yapan şey olduğunu fark ettim yani aslında bana büyük bir aydınlanma sağladı gerçekten çok güzel bir kitap şimdi konumuz ne: Andrew Martin adlı bir matematik profesörü dünyanın en büyük matematik problemini çözüyor problemin cevabı sayesinde insanlar çok büyük bir başarıya ulaşacak ve teknolojide bir sıçrama yaratacak , bunu çözdüğü akşam Andrew Martin kaçırılıyor ve yolun kenarına çıplak bir şekilde bulunuyor ve insanlardan tiksiniyor aslında onun yerine Bir uzaylı geçiyor ve insan gibi davranıyor işte ne bileyim karısıyla ve çocuğuyla vakit geçiriyor ama insan değil ve insanların yaptığı birçok şey ona çok tuhaf geliyor mesela çok güldüğüm ve kitapta birkaç kere önümüze çıkacak bir kısım ineğin bonfile biftek olarak ayırmak çünkü inek inektir neyse uzaylının geldiği gezegen o kadar çok gelişmiş ki işte ne bileyim ölümsüzlüğü bulmuşlar havayı kontrol edebiliyorlar teknoloji de aşırı ilerlemişler ve bunların hepsi de o matematik formüllü sayesinde ve insanların doğasının şiddet ve hırs üzerine kurulu olduklarını düşündükleri (ki haklılar) için Amerika kıtası gibi uzaylıları da köleleştireceklerini ve öldüreceklerini düşündükleri için insanların bu kadar çok gelişmesini istemiyorlar bu arada bu arada bu uzaylıların annesi yok ailesi yok Bir biz psikolojisi var hiçbir şeyleri bireysel değil her şey genel yani herkes birbiri için çalışıyor falan işte isimleri yok her şey matematik üzerine kurulu ama bizim uzaylımız dünyaya geldikten sonra acı çeken bir adam görüyor empati hissetmeye başlıyor "fiziksel acıdan daha rahatsız edici"olduğunu söylüyor "üzüntü bir hastalık gibi gelmişti bana ve bulaşıcı olabileceğinden endişelenmiştim"ilk başta sonra müzik dinliyor şiir okuyor (hatta en sevdiği şair Emily Dickinson ) ve duyguları hissetmeye başladıkça insanların aslında tam olarak kendi türünce anlaşılmadığını düşünüyor ve insanlara hayran olmaya başlıyor (ilk başta insanları çok çirkin olarak görüyordu)çünkü kendisinin geldiği yerde her şey çok tekdüze her şey mantıktan ibaret ama dünyada duygular var. Duyguları hissetmeye başlıyor ve duyguları hissettikçe insan olmak istiyor bu yüzden kendi ırkını falan reddediyor ve insanları sevmeye başlıyor ve onunla birlikte ben de sevmeye başladım başta da dediğim gibi insanları insan yapan şey kusurlarımız
alıntı derseniz :
Belki de insanlar için güzellik bu demekti. Hoş bir örüntüye yerleştirilmiş rastlantılar ve kusurlar.
Asimetri. Matematiğe bir başkaldırı.
İnsanları anlamak zaman alıyor çünkü onlar kendilerini anlamıyorlar.
İnsan olmanın olayı aşk aslında, ama bunu anlamıyorlar. Anlasalar aşk yok olurdu.
Yalan söylemenin insan olmanın bir parçası olduğunu keşfetmiştim.Birini sevmek ona yalan söylemekti.
Bazen kendin olmak için kendini unutman ve başka bir şey olman gerekir. Karakterin sabit bir şey değil. Ona ayak uydurabilmek için hareket etmelisin.
Trajedi, tamamına ermemiş komedidir aslında. Bir gün buna güleceğiz. Bir gün her şeye güleceğiz.
Ve insan olmak değişmek demekti. İnsanlar böyle hayatta kalırlardı, yaparak, bozarak, sonra tekrar yaparak.
Dünya' da güzelliği deneyimleyebilmek için acıyı deneyimlemek ve ölümü bilmek gerekiyordu.
Çünkü, günbatımı gibi, insan olmak da arada kalmak demekti; geri dönülemez bir şekilde geceye doğru yol alırken, umutsuzluktan doğan umursamazlığın renkleriyle patlayan bir gün olmak demekti.
Ama seni insan yapan şey başkalarını umursaman.
Daha çok umursa,daha çok insan ol.
Eğer günün birinde nüfuz sahibi biri olursan insanlara şunu anlat: Bir şeyi yapabiliyor olmanız onu yapmanızı gerektirmez. İspatlanmamış teorilerde, öpülmemiş dudaklarda ve koparılmamış çiçeklerde bir güç ve güzellik vardır.