Spoiler içeriyor
Gölgesinin elinden tutarak güneş ışığının peşinden koşan küçük bir çocuk... Day gelecek vaat eden,çok başarılı bir milli sporcuyken bir trafik kazası sonucu birgün aniden görüşünü kaybeder. Artık sadece %20 görebiliyordur. Her dakika yanında olamayan aile üyeleri kazadan yaklaşık 1 yıl…devamıGölgesinin elinden tutarak güneş ışığının peşinden koşan küçük bir çocuk...
Day gelecek vaat eden,çok başarılı bir milli sporcuyken bir trafik kazası sonucu birgün aniden görüşünü kaybeder. Artık sadece %20 görebiliyordur. Her dakika yanında olamayan aile üyeleri kazadan yaklaşık 1 yıl sonra Day için bir bakıcı aramaya başlar ve Mhok isimli genç bir araba tamircisi/teknisyeni bir şekilde huysuz Day’in bakıcısı olur.
Day aslında kötü bir çocuk değildir. Çok özgüvenli ve popüler bir gençken yeni durumu yüzünden artık özgüvenini kaybetmiş, arkadaşlarından tamamen uzaklaşmış ve kendini dış dünyadan da soyutlamıştır. Aslında huysuzluğunun sebebi korkularıdır. Özellikle de insanların ona olan bakışlarından korkmaktadır. Sırf bu yüzden durumunu herkesten gizlemektedir.
Hayat sadece Day için zor değildir. Mhok için de zor olmuştur. Mhok anne ve babasını kaybetmiştir. Onun için sadece ablası vardır. Tamircilik yaparken birgün bir kavgaya girer ve
kasten adam yaralama suçundan içeri atılır. Hapse girdiği gün hayallerini gerçekleştiremeyen ve işinde iflas eden ablası canına kıyar.
Mhok ve Day birlikte zaman geçirdikçe birbirlerinin hayatlarına dokunurlar ve birbirlerini iyileştirmeye başlarlar.
Mhok Day’e acıyarak yaklaşmayan ilk insandır ve aslında onu bazı yönlerden anlayabiliyordur. Bileğinde takip cihazıyla gezdiği dönem insanların bakışlarının üstünde olması duygusunu tatmıştır. Day’in duvarlarını indirmesini,sosyal hayata karışmasını sağlayıp içindeki gerçek Day’i keşfeder. Day de karanlığa gömülmeye başlayan dünyasında yalnız olmanın nasıl olduğunu biliyordur. Yalnız Mhok’un hislerini anlıyordur. İkilinin birbirine yoğun duygular beslemesine adım adım şahit olurken arkada da Last Twilight isimli bir öykü anlatılır.
Last Twilight Mhok’un hergün Day’e okuduğu bir kitaptır. Bu kitap, karanlıkta yavaş yavaş görünmez olmaya başlayan ve kaybolmamak için güneş ışığını kovalayan Mee isimli küçük bir çocuğu anlatmaktadır. Day,Mee’yi bazı yönlerden kendine benzetir.
Bunun dışında dizide Day’in görme engelini kabul etmesini ve aile sorunlarını da izliyoruz.
Vice Versa’yı çok beğenmiştim. Bunu da beğendim. (Ama Vice Versa benim için biraz daha önde sanırım) Hemen hemen her bölümü gözlerim dolu dolu ve boğazımda bir yumruyla izledim. Özellikle 9.bölümü. Aslında çok özgün bir hikaye yok,hatta klişeler var. Ama hikayenin işleniş şekli anlamlı. Son çıkan BLler çok şiddet ve cinsellik vs içeriyordu. Bu hassaslığıyla aralarında sıyrılıyor bence.
Diziyle ilgili birkaç şey bayağı konuşuldu. “Bir karış mesafe” hareketi mesela. 9.bölüm de öyle. Ama ben yine de daha çok konuşulması gereken bir dizi olduğunu düşünüyorum. GMMTV’nin popüler oyuncularının bu diziye göre çok daha kalitesiz ve yetersiz kalan işleri var ama çok popüler oldukları için yine de konuşuluyorlar. Jimmy ve Sea ise geri planda kalıyor. Bu üzücü. Performansları da gayet iyi oysa. Bu arada aralarındaki ilişkinin Küçük Prens ve Tilkiyle bağdaştırılması hoşuma gitti.
Dizide Vice Versa’ya gönderme olarak pembe rengi çok kullanılmıştı. Bir de yasemin çiçeği.
Taylandlılar için anlamını ve genel olarak neyi ifade ettiğini araştırdım. Tayland’da anne ve çocuğu arasındaki bağı ve anneliği simgeliyormuş. Bu yüzden anneler gününde çok alınan bir çiçekmiş. Genel olarak baktığımızda da yasemin en yüksek kesimlerde yetişen bir çiçekmiş ve anavatanı Himalayalarmış. Zirvede olmayı sevenlerin çiçeği olarak görülürmüş. Mutluluk,bereket ve bolluğun simgesiymiş. Aydınlığı ve güneşi severmiş. Bana Day karakterini anımsattı. Zirvedeki bir sporcuydu. Ve sonra ise Mee gibi güneşin peşine düştü. Bu arada yasemin çiçeğiyle ilgili bir hikayeye de rastladım. Güneş tanrısına aşık olan bir prensesi anlatıyor. Yine diziyle bağdaştırdım ben.
BL izliyorsanız ama hala Vice Versa’yı ve bunu izlemediyseniz izlemenizi öneririm. İkisi de anlamlı ve yüreğinize dokunuyor.
Şimdi çok daha spolu olan yere geliyorum***
Tek beğenmediğim konu yine 11.bölüm laneti ve araya bir ayrılık girmesi. Aslında Day’in Mhok’un yardımı olmadan bağımsız olabildiği ve kendi ayakları üstünde durabildiği gösteriliyor. Ama işte ben bu 11.bölüm lanetini sevmiyorum.
Şimdi gelelim Last Twilight’ın Mee’sine. Görünmez oluyor mu? Mee güneşin en güçlü şekilde vurduğu,lanetini kaldıracak o dağa çıkıyor ve güneşi karşılarken taşa dönüşüyor. Taş oluyor ama görünmez olmuyor. Hergün gülümseyerek güneşi karşılıyor. Bu son başlarda Day’e umutsuz gelse de sonradan umut oluyor. Ve umut etmekten vazgeçmeyen Day birgün yeniden görebiliyor...evet.
Son bölümde artık Day’in yeniden görebileceğine dair umutlarımı kesmiştim. Bana göre konu artık Day’in toplumdaki yeri ve Mhok’a ikinci bir şans vermesiydi. Sürpriz bir şekilde Day göz/kornea bağışı sayesinde yeniden görebilmeye başlıyor. Burada bence Day’in Mhok’u ilk gördüğü an da biraz dramatik olarak zayıftı. Gerçi o ilk seferlerde onu biraz görebilmişti ve hayallerinde de onu neredeyse tam olduğu gibi canlandırabiliyordu. Ama daha güçlü bir sahne isterdim ben.
Beğenmediğim birkaç ayrıntı da buydu. Ama genel olarak beğendiğim ve izlerken çok duygulandığım bir dizi oldu 👍