Yazarın okuduğum ilk kitabı. Hem ismi hem de kapağı dikkatimi celbettiği için ve ayrıca arka kapaktaki yazıdan ötürü almak istedim. Büyükada'ya tatil vesilesiyle gelen Füsun, ve adalı arkadaşı Nihan'ın ada da yaşadıkları mevzuyu okuyoruz. Yaşlı Madam Dina'nın o güzel bahçeli…devamıYazarın okuduğum ilk kitabı. Hem ismi hem de kapağı dikkatimi celbettiği için ve ayrıca arka kapaktaki yazıdan ötürü almak istedim.
Büyükada'ya tatil vesilesiyle gelen Füsun, ve adalı arkadaşı Nihan'ın ada da yaşadıkları mevzuyu okuyoruz. Yaşlı Madam Dina'nın o güzel bahçeli evinden bir anda ayrılmasıyla başlıyor olaylar. İki arkadaş bu iyi yürekli kadının neden bu adadan çekip gittiğini düşünürken kendilerini bile isteye bir maceraya sürüklüyorlar. Madam Dina'nın evine girmeyi kafalarına koyan Füsun, Nihan ve birkaç arkadaş harekete geçerler ve girdikten sonra ki Füsun'un kendi içine dönük diyaloglarını okuyoruz ki zaten romandaki olay Füsun'un ağzından aktarılıyor. Yakın arkadaşı Nihan, Madam Dina'nın evinde bulunan bir aynaya bakar ve bakar bakmaz büyülenmiş gibi olur ve hastalıktan ötürü yatağa düşer. Karakterin iç sorgulamaları vs. devam ediyor tabi bu süreçte. Ama öyle ki Füsun'un Nihan'a olan sevgisi bir arkadaşa gösterilen sevgiden ziyade bir sevgiliye gösterilen aşk raddesinde bir bağlılık.
Füsun bana göre erginliğini tamamlamak için, içine dönük o konuşma hâllerini ve Nihan'ı kendine bir rehber edinmiş olabileceği kanaatindeyim. Çünkü içten içe her cümlede onun ismini anar ondan medet umar gibi konuşur ve onu tasdik eder. Bunu farkedince "Kurtlarla Koşan Kadınlar" kitabındaki arketip mevzusu aklıma geldi. Orda da, dünyada gelmiş geçmiş bütün kadınların iç güdülerinin, tecrübelerinin, şu an ki kadınlara rehberlik ettiğini ve bunun kadınların doğasında olduğunu vs. vurgular kabaca. Romanda da bunu gördüğümü söyleyebilirim. Nihan, Füsun için tam olarak bence bu konumda.
Daha sonra Nihan toparlanınca Büyükada'nın meşhur Rum yetimhanesine girmeyi planlarlar. Yetimhane hakkında ki rivâyeti bilirler ve orası, romandaki bağlantılarla birlikte Füsun'un gerçeği bulabileceği tek yerdir. Korktuğu ama korkusunu yeneceği ve erginliğini tamamlayacağı yerdir. Nitekim yukarıda zikrettiğim kitapta da buna benzer bir örnek var okuyanlar bilir. Küçük Kız-Oyuncak Bebek-Baba Yaga hikâyesiyle alakalı bir durum falan.
Bana göre bütün bir alt metnin bundan ibaret olduğunu düşünüyorum.
Kitaba yedirilmiş ufak tefek gerilimlerden ötürü benim için orta şeker bir romandı. Bazı cümleler sanki tekrara düşmüş hissi de uyandırdı ben de. Özellikle Füsun'un iç sorgulamalarında. Onun dışında gerek betimlemeler gerek oluşturduğu atmosfer beni içine aldı diyebilirim.
Ek Not: Romanda Ayhan adlı karakterin de ayrı bir hikayesi var. Yorum çok uzadığı için değinmeden geçtim.