Sevgili Raf Radyo dinleyicileri 🎙️ Efsane bir parça ile daha kulaklarınıza misafiriz... 🎧Pink Floyd - Comfortably numb Hikayesi Çoğu kişinin uyuşturucuyla alakalı çıkarımlarına rağmen, hikayesi basit ve yaşanmışlıklar üzerine kurulmuş bir başyapıt. Müzikal altyapısı bu basitlikle ters orantıda güzeldir. Grubun…devamıSevgili Raf Radyo dinleyicileri 🎙️
Efsane bir parça ile daha kulaklarınıza misafiriz...
🎧Pink Floyd - Comfortably numb
Hikayesi
Çoğu kişinin uyuşturucuyla alakalı çıkarımlarına rağmen, hikayesi basit ve yaşanmışlıklar üzerine kurulmuş bir başyapıt. Müzikal altyapısı bu basitlikle ters orantıda güzeldir.
Grubun gitaristi Syd Barrett, bir Kuzey Amerika turnesi sırasında lsd yüzünden kötü durumdadır. gitarını otel odalarında unutur ve onu geri almak amacıyla aynı gün tekrar önceki şehre uçmak zorunda kalır. Ayrıca, grubun geri kalanından gün geçtikçe daha fazla kopuyor, tabii dünyadan da. Bir akşam, olaylar patlama noktasına geliyor ve bu durum, David Gilmour'un gruba katılmasıyla ve Roger Waters ile birlikte bu şarkıyı yazmasıyla sonlanıyor.
Chicago'daki bir konser sırasında, grup sahne almak üzeredir ve Syd ortadan kaybolmuştur. Odasına bakarlar ve Syd oradadır, cenin pozisyonunda yatmaktadır ve uçmuş vaziyettedir. Onu kendine getirme çabaları sorunsuz kalır. En sonunda kendi kendine konuşmaya başlar; fakat gruptakiler ne dediğini anlayamamaktadır. En sonunda, onu ayağa kaldırmayı başarırlar ve grubun sahne alması gerektiğinden dolayı, onu yürütüp gitarını boynuna asarlar. Birinci kıta bu bölümü anlatıyor.
Anlatılanlara göre, konserin geri kalan kısmı boyunca onu götürdükleri yerde durmuştur Syd ve kısa riff'ler kullanmıştır çalarken; bu yüzden grup onun bu halden kurtulacağını ummuştur. Sonunda, konsere ara verildiğinde grup bir doktor çağırır ve doktor Syd'e halüsinasyonlarının yok olmasını sağlayan bir enjeksiyon yapar; bunu konserin ikinci yarısında Syd'in tamamen normal davranmasından anlıyoruz. İkinci kıtada bu bölüm anlatılmakta.
Bu noktadan sonra, David Gilmour gruba eşlik etmesi için çağrılır ve en sonunda, Syd'in yerini alır. stüdyo kayıtları sırasında, Syd ile çalışmak neredeyse imkansız hale gelmiştir zira bazen riff'leri tersinden bile yazdığı olmuştur.
Nakaratlar, Syd'in bakış açısıyla söylenmekte. Arkadaki rüya hissi veren altyapı bunu kanıtlıyor. Şarkının sonlarına doğru, uyuşturucu yüzünden hayatının tamamen değiştiğini fark ediyor anlatıcı; fakat bu konuda yapabileceği hiçbir şey yok, çünkü o artık huzurla hissizleşmiş.
Hello?
(Merhaba?)
Is there anybody in there?
(Orada kimse var mı?)
Just nod if you can hear me
(Beni duyuyorsan, başını salla)
Is there anyone home?
(Sesim geliyor mu sana?)
Come on, now
(Haydi, ses versene)
I hear you're feeling down
(Duyduğuma göre, keyifsizmişsin)
Well I can ease your pain
(Eh, ben acını azaltabilirim)
And get you on your feet again
(Seni tekrar ayağa kaldırabilirim)
Relax
(Rahatla)
I need some information first
(Önce, biraz bilgi gerek bana)
Just the basic facts
(Basit olandan başlayalım)
Can you show me where it hurts?
(Göstersene, neresi acıyor?)
There is no pain, you are receding
(Acı yok artık, geri çekiliyorsun)
A distant ship's smoke on the horizon
(Uzaklaşan bir geminin ufuktaki dumanı misali)
You are only coming through in waves
(Yavaş yavaş kendine geliyorsun)
Your lips move but I can't hear what you're sayin'
(Dudakların kımıldıyor, ama duyamıyorum söylediğini)
When I was a child I had a fever
(Çocukken, bir seferinde ateşim çıkmıştı)
My hands felt just like two balloons
(Ellerim sanki iki balondan ibaret gibiydi)
Now I got that feeling once again
(Şimdi o duyguyu tekrar hissediyorum)
I can't explain, you would not understand
(Bunu ben anlatamam, anlamazdın sen de)
This is not how I am
(Öyle biri değilim ben)
I have become comfortably numb
(Huzurla hissizleştim ben, zaman geçtikçe)
Ok
(Pekala)
Just a little pinprick
(Küçük bir batma hissedeceksin)
There'll be no more ...Aaaaaahhhhh!
(Daha fazla acı hissetmeyecek aaaaaahhhhh!)
But you may feel a little sick
(Fakat biraz miden bulanabilir)
Can you stand up?
(Ayağa kalkabiliyor musun?)
I do believe it's working. Good
(Sanırım işe yarıyor. Güzel)
That'll keep you going for the show
(Bu idare eder konser sırasında seni)
Come on it's time to go
(Haydi kalk, gitme zamanı geldi)
There is no pain, you are receding
(Acı yok artık, geri çekiliyorsun)
A distant ship's smoke on the horizon
(Uzaklaşan bir geminin ufuktaki dumanı misali)
You are only coming through in waves
(Yavaş yavaş kendine geliyorsun)
Your lips move but I can't hear what you're sayin'
(Dudakların kımıldıyor ama, duyamıyorum söylediğini)
When I was a child I caught a fleeting glimps
(Çocukken, bir seferinde anlık bir bakış yakalamıştım)
Out of the corner of my eye
(Gözümün ucuyla)
I turned to look but it was gone
(Bakmak için döndüm; fakat yoktu orada)
I cannot put my finger on it now
(Şu anda net bir anı değil bu kafamda)
The child is grown, the dream is gone
(Çocuk büyüdü, sona erdi rüya)
I have become comfortably numb
(Huzurla hissizleştim ben, geçen zamanda)
🗣️ Sizlere keyifli dinlemeler diliyoruz.
İstek parçalarınızı yorum olarak atmayı, bu parçayı armağan etmek istediğiniz kullanıcıyı yorumlara tutturmayı unutmayın mutlu kalın,huzurla kalın,müzikle kalın🎶✨